10/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 22:34
Zihnimin sınırlarında, daima, yazılabilecek en güzel romanlardan biri olarak hatırlayacağım “Gökyüzünde Nehirler Var”ı. Kitabın edebî dili, arasında yıllar ve hatta asırlar olan hikayeleri bir su damlasıyla birbirine bağlaması çok etkileyiciydi, hayranlık uyandıracak derecede hem de. Dünya var olduğu günden itibaren, belki sadece farklı olduğu için suçlu ilan edilerek zulüm görmemiş bir azınlık, bir kitle oldu mu acaba? Malesef zannetmiyorum.. Bu kitapta da sadece farklı oldukları için, bu farklılığın yanında ‘güçsüz’ oldukları için zulme -bence soykırıma- uğramış Ezidiler’in hikayesi üzerinde birleşen, Mezopotamya’nın en eski günlerine de uzanan üç ayrı hikaye işleniyor. Alakasız gibi görünen bu üç hikaye bir yerde birleşebiliyor mu, yoksa minik bir su damlasının hatıralarında ayrı ayrı mı yaşıyor? Sadece okuyucu bilebilir cevabı. Nedenini bilmiyorum ama Elif Şafak okumaya uzun bir ara vermiştim. İyi ki bu kitabıyla tekrar okumaya başladım diyorum. Ben kitabı okuyup, son sayfayı kapattıktan sonra, belki de asırlar öncesinden gelen bir su damlasının ıslattığı gözlerimle, Londra’yı, Mezopotamya’yı gidip görme arzusu duyacak kadar etkilendim kitaptan. Duygu yüklü bu kitabı okumanızı çok tavsiye ediyorum.
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,748 okunma
Puan vermedi·220 syf.··
2026 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 17:56
Bu sıralar etrafımdakilere okumasını tavsiye ettiğim bir Nadide kitap. İranlı bir kadın olan Nadide’nin, küçük yaşta evlendirilmesi ve sonrasında hapse düşerek gassallık yolunda ilerleyen hikayesi.. Onun hikayesi bizim için ne kadar “ah.. vah..” olsa da muhtemelen İrandaki birçok kadının benzer hikayesi.. .. Bu kitap okunurken sanırım sonuca değil sürece bakılmalı. Okuma süreci boyunca sıkmadan ilerleyen kitap, sonuca gelindiğinde olumsuz eleştiri alabilir. Tabi, bu benim hissim. .. Serhat Kaya, bildiğim bir insan değildi. Kitap yurdunda 2025 Okur Ödülleri En iyi 4. Roman seçilmesi ve kapağındaki Zülfü Livaneli yorumu kitabı almama vesile oldu. Birçok kişiye okutmuş bulundum ve bu akşam da başka arkadaşlarıma okumaları için kitabı vereceğim Son olarak, Bu kitabın bir şarkısı olsaydı bence Mihriban olurdu. Çünkü Seneler asırlar değişse bile, Eski töre bozulmuyor Mihriban…
Nadide AdaletSerhat Kaya · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202548 okunma
Reklam
Bir Ömür Böyle Yaşanmaz. Zaten istesek de imkan yok.
2/10
·288 syf.·
2026 143. kitabı
Bir Ömür Nasıl Yaşanır? İlber Ortaylı Bir Ömür Nasıl Yaşanır? kitabı, vadettiği toplumsal rehberlik vizyonunun çok uzağında kalıyor. Yaklaşık 300 sayfalık bu eseri büyük bir sabırla, yarım bırakmamak için direnerek bitirdiğimde, altını çizip katılabildiğim fikirlerin sayısı 15-20'yi geçmedi. Kitap, genel okuyucuya hitap eden akıcı ve kolay okunabilir söyleşi formatına rağmen, yazarın kendi öznel düşüncelerini "mutlak doğru" gibi lanse eden üstenci üslubu sebebiyle okuru ciddi anlamda bunaltan bir metne dönüşüyor. Kitabın adı her ne kadar "Bir Ömür Nasıl Yaşanır?" olsa da içeriği tamamen "Ben nasıl yaşadım ve benim gibi imtiyazlı insanlar nasıl yaşamalı?" sorusunun cevabından ibaret. Bu yüzden eserin adı aslında "Bir Elit Bir Ömrü Nasıl Yaşar?" olmalıydı. Ortaylı, meseleleri ele alırken sürekli Türkiye’nin elit ve burjuva sayılabilecek kesimlerinden örnekler veriyor. Kitabın dördüncü bölümü olan "Nasıl Çalışmak Gerekir?" kısmında iş ahlakı ve öğretme metodolojisine dair katıldığım bazı haklı yönler olsa da yazarın ısrarla sunduğu "Avrupa’yı gezmek, görmek, yaşamak" tavsiyeleri, bugünün Türkiye gerçekliğiyle taban tabana zıttır. İlber Ortaylı, milletimizin genelinden çok farklı, imtiyazlı bir soyada, aileye ve Ankara’nın elit bürokratik çevresine sahip olarak büyümüş, bu imkanları sonuna kadar kullanmıştır. Ancak bugün Türkiye’de 25 yaşında ya da evlilik arifesinde olan, özel sektörün ağır şartları yüzünden bayramda dahi ailesini ziyaret edemeyen milyonlarca genç varken, bu tavsiyeleri uygulayabilecek belki 30 çift bile yoktur. Bu yönüyle kitap, 2015 sonrası değişen dünyanın ve ekonomik olarak dar boğaza giren Türkiye gençliğinin gerçeklerinden tamamen kopuktur. Eğer bu rehber bir Avrupalı burjuva gençliği
İnsan ve Hayat
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,3bin okunma
Ehli Sünnet Akaidi
Puan vermedi
Ahir zamanda,geçmiş Evliyaullah'ın şerrinden ve fitnesinden Allah'a yalvardıkları ahir zaman fitnesinde, İslam akaidini muhafaza edip iman üzere ölebilmek için Ehli Sünnet İtikadı üzere ölmek gerekir. "Bir fırka kurtuldu diğer 72'si ateştedir." Gecesini gündüzünü ibadetle geçiren,ilim noktasında üst seviyelere ulaşmış veli zatlar, gözyaşlarıyla son nefeste halim acaba ne olacak diye dert yanarken günümüzde kendi benliğinde bu acıyı,korkuyu yaşayan kaç kişi vardır ? Ehli Sünnet itikadı üzere olan Ömer Nesefi Hz.lerinin Şerhul Akaid eseri,zamanında alimler tarafından şerh edilmiştir.Sadettin Taftazani tarafından şerh edilen bu eserde senelerce Osmanlı medreselerinde ,kadıların,medrese hocalarının okuttuğu akaid kitabı olmuştur. Ne yazık ki günümüzde had bilmez insanlar,ezberlerinde binlerce hadisi şerifi ravileriyle beraber bilen,Kur'an-ı Kerime yüzünden mâna verip ictihad yapacak ledün ilmine sahip zatlara noksan akıl ve nefisleriyle dil uzatabiliyor. Bir hadisi şerifin sahih olabilmesi için ravilerin yani o hadisi bizlere aktaran kişilerin ahlaklarının,yalan söyleyip söylemediklerinin,haram yeyip yemediklerinin dahi dikkat edilerek didik didik herşeylerinin incelenerek günümüze kadar ulaştırıldığı sahih hadislere dil uzatma cüretkarlığını gösterebiliyorlar. İşte bu karışık asrın bilinmezliği,her kafadan bir sesin çıktığı,hayır benim dediğim doğru,hayır bu doğru,din güncellenmelidir... gibi daha buraya yazmakla bitmez birçok safsatanın dilden dile dolaştığı şu ahir zamanın belasını,Veliler efendimizin işaretleriyle bilmişler de şerrinden Allah'a sığınmışlar. "Öyle bir zaman gelecek ki imanı elde tutmak kor ateşi tutmak gibi olacak kişi tutsa eli yanacak bıraksa imanından olacak." Bu eserin aslı,daha asırlar evvel efendimizin mübarek sözleriyle fetihle
Din
Şerhul Akaid-i Nesefi Tercümesi Arapça Metin ve İzahatSadettin Taftazani · Yasin Yayınevi · 201199 okunma
Dikkat Eksikliğinin Dahisi
10/10
·616 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Bu eserin güzelliği hakkında mı yazayım Leonardo'ya hayranlığımı mı karar veremiyorum. Walter Isaacson süper bir iş çıkarmış. Dümdüz bir anlatım yapmıyor. Kitabı bitirdiğinizde "Leonardo da Vinci'yi Anlamak Kursu" diye bir şey varmışta onun son dersinden çıkmış gibi oluyorsunuz. Yazar sadece Leonardo'yu anlatmıyor, onu hissedebilmemiz için oyunlar oynuyor. Kitabın bir yerinde Leonardo'nun defterine "Ağaçkakanın dilini betimle" diye not aldığını söylüyor. Allah Allah neden böyle bir şeyi merak ederki insan? Adam ağaçkakanı geçmiş ağaçkakanın dili ile uğraşıyor diyorsunuz ve okumanıza devam ediyorsunuz. Onun mühendisliğini görüyorsunuz. Sanatının ayrıntılarından sanattan bıkışına hatta fırça görmeye tahammül edemez hale gelişine ona dışarıdan bakan insanların gözünden tanıklık ediyorsunuz. Aynı sarayda yaşayıp onu gözlemlediğinizi hissediyorsunuz. Leonardodan öğreniyorsunuz resmen. Hayatta merak etmenin manası nedir? Ondan asırlar sonra biz bu kadar merak edebilir miyiz? Onun bilginin büyüğüne küçüğüne karşı duyduğu çocuksu hayret ve hevesi tecrübe edebilir miyiz? Onun karakterinin sayfalara sığmaz zenginliğini hayatımıza ve kendimize nasıl katarız? Kitap onun hakkında bulduğu bilgileri önünüze yığan kitaplardan değil. Bir bilgi veriyorsa kaynağı ve o kaynağın güvenilirliği hemen yanı başındaki cümlede oluyor. Nerede hangi boyayı kullandığından bahsedilen sayfalardan ziyade onun ruh halini gösteriyor kitap. Hayatı boyunca dolu bir hayat yaşayıp ölmenin huzurunun umuduyla yaşayan adamın, defterine yazdığı son cümleyi görüyorsunuz. Beni çok derinden etkileyen bir cümle olduğundan buraya yazmayacağım gidin kitabı okuyun. Bunların hepsini yaparken yüzden fazla renkli görsel kullanmasıda çabası Anlattıklarımdan büyülenip onun gibi olma isteğimin benden taştığı son
Leonardo da VinciWalter Isaacson · Domingo Yayınevi · 2020664 okunma
Puan vermedi·133 syf.··
2026 7. kitabı
Dünya edebiyatının en çok konuşulan ve üzerinde en çok düşünülen eserlerinden biri olan Romeo ve Juliet, ilk bakışta sarsıcı bir aşk hikayesi gibi görünse de aslında yanlış iletişimi, aceleci kararları ve insanoğlunun fevriliğini anlatan derin bir trajedidir. William Shakespeare, bu ölümsüz eserinde sadece iki gencin imkansız aşkını değil; insan doğasının zayıflıklarını ve toplumsal dogmaları da sahneye taşır.** Verona'nın kasvetli, nefret dolu sokaklarında filizlenen Romeo ve Juliet’in aşkı, bu karanlık ortamda parlayan ve etrafını aydınlatan tek ışık gibidir. Ancak bu ışık, ne yazık ki çevresindeki kökleşmiş karanlığı yok etmeye yetmez. Eserin dikkat çeken bir diğer yönü ise olayların akış hızındaki çarpıcılıktır. Oyunun zaman algısı son derece hızlı ve amansızdır. Gençliğin o sabırsız, aceleci ve yarını düşünmeyen doğası, trajedinin adımlarını hızlandıran en büyük etkendir. Madalyonun diğer yüzüne baktığımızda ise bizi toplumsal bir körlük karşılar: Capulet ve Montague ailelerinin anlamsız egoları, Rahip Lawrence’ın iyi niyetli ama son derece riskli ve gizemli planları, son olarak da mektubun vaktinde ulaşmasını engelleyen talihsizlikler... Aslında bu koskoca trajedi; yetişkinlerin kendi elleriyle yarattığı kaosun, iletişimsizliğin ve bitmek bilmeyen düşmanlıkların faturasının, gencecik insanlara kesilmesinden başka bir şey değildir. Sonuç olarak Romeo ve Juliet, sadece süslü aşk sözlerinden ibaret bir yapıt değildir. Kelimelerin gücüyle örülmüş, insan psikolojisini ve toplumsal yapıları şiirsel bir dille eleştiren bir başyapıttır. Shakespeare’in kullandığı dilin zenginliği ve zamansız evrenselliği, bu eseri asırlar geçse de insanlığın ortak hafızasında diri tutmaya devam etmektedir.
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,8bin okunma
Reklam
Reklam