Cinsini Sevdiğim Cinsine Çeker :D
Puan vermedi·288 syf.··
2026 4. kitabı
Freida mcfadden beni her zaman RS'den kurtarmıştır. Kusursuz Çocuk kitabını bir günde bitirdim. Sıkıcı değil anlatımı kısa ve akıcı. Merak var ya o merak hep diri kalıyor. Bu kadın cidden başarıyor bu işi. Kitabı bir noktada tahmin etmeyi başardım. Bunun için yeterince Freida okuyucusu olmanız gereklidir. :D Kitabın konusundan kısaca bahsetmek istiyorum. Liam başarılı ve çoğu öğretmeninin favorisi olan bir lise öğrencisidir. Aynı zamanda annesi Erika'nın favori çocuğudur. Tam olarak kusursuz parmakla gösterilen bir çocuktur. Taa ki iki dedektif bir akşam kapılarını çalıp Liam'la konuşmak isteyene kadar. Kasabada bir kız kaybolmuştur ve onu en son gören kişi Liam'dır. Erika oğlunun kusurlarıyla yüzleşmeye başladıkça gerçekler giderek ağırlaşır. Çünkü Liam kusursuz değildir ama kusursuz rolünü çok başarılı bir şekilde oynuyordur. Artık Erika oğlunun doğru söyleyip söylemediğini ayırt edemiyordur. Bütün oklar Liam'ı işaret ederken kasaba halkı ailenin üzerine gelmeye başlamıştır.
Kusursuz ÇocukFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 2026775 okunma
8/10
·328 syf.··
2026 60. kitabı
Filmlerde hep duyduğumuz “bu evliliğe itiraz eden birisi varsa, ya şimdi konuşsun ya da sonsuza dek sussun” sorusu, istenmeyen bir evlilikten son anda kurtulmanız için tek yolsa ve bu yolu sizin için açacak teyzenizin arkadaşının eniştesinin kuzeni olan birisi varsa…. İşte size çığır açan yeni bir meslek “düğün itirazcısı” Kurgunun özgünlüğüne ve gerçekten işe yarabilecek olması fikrine bayıldım. Her itiraz sahnesini okurken büyük bir keyif aldım ama özellikle kafakol sahnesinde aşırı çok güldüm.:)) Max e tabi ki bayıldım. Daha ilk sayfalarda “Henry Cavill’in dublörü gibi görünüyordu” denildiği anda ben zaten bitmiştim.;) Sophie yi de sevdim. Komikti, tam bir badassti ama bazende “yeter artık bu kadar dik başlı olma, kır şu inadını gari” de dedim kendisine. Acayip tatlı yan karakterler olan Sophienin ev arkadaşlarını ve Maxin ailesini ise daha çok okumak ve detaylıca tanımak isterdim. Kitap, çok fazla derinliği ve zenginliği olabilecek efsane bir hikayenin sadeleştirilmiş ve hızlandırılmış bir versiyonu gibiydi sanki. Daha detaylı ve uzun yazılmış olmasını çok ama çok isterdim. Hele de Sophienin şirketindeki “zorunlu günlük günaydın” uygulamasını dört beş kere okuyacağıma daha fazla itiraz sahnesi okumayı kesinlikle tercih ederdim. Ayrıca mutlu sona da biraz fazla hızlı mı geldik?? Neyse, tam tadında ve kıvamında çıtır çerez romantik komedi kitapları yazan sayın Lynn Painter ın diğer kitaplarını sevdiğim gibi bu kitabını da çok sevdim. Kitaba bu kadar hızlı ve hevesli başlamama vesile olan sevgili ceren e de çok teşekkür ederim. Sevdiğin her kitap, benim kesin seveceğim bir kitaptır.:D
1000Kitap
Sonsuza Kadar MutsuzLynn Painter · Artemis Yayınları · 202616 okunma
Reklam
9/10
·128 syf.··
2026 9. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:18
Bir Kutu Kitap aboneliğimde gönderilen ve yazarla tanışmama vesile olan bir kitap yetişkin bir adamın on iki yaşındayken ki hatıralarını konu ediniyor. Yetişkin bir adamın gözüyle anlatılmasına rağmen kitabın çocuksu dili bana yıllar önce okuduğum J.D. Salinger'in Çavdar Tarlasında Çocuklar adlı kitabını hatırlattı. Tek fark Salinger'in kurguladığı karakter olayı yaşadığı andan itibaren anlatıyordu ancak Brautigan'ın baş karakteri tabiri caize bir 'flashback' ile anlatıyor. Anlatıcı 12 yaşındayken yoksulluklarını, ailesinin onu ihmal edişini, tuhaf bulunduğu için arkadaş çevresinden dışlanılışını ve tek arkadaşını kaybedişini yetişkin gözüyle ama çocuk diliyle anlatıyor. 44 yaşındaki bir adamın 12 yaşındaki haline acaba o gün mermi yerine hamburgeri mi seçmesi gerektiğini tekrar tekrar soruyor. Kısacık bir kitap olmasına rağmen II. Dünya Savaşı'nın insanlar üzerinde bıraktığı etkileri, yalnızlaşmayı, iç hesaplaşmayı ve yoksulluğu dolu dolu işlemiş. Keşke ve pişmanlık hissi kitabın her satırına sinmiş durumda. Kitabın yazarı daha sonra intihar ederek ölmüş ve kitap, otobiyografik denilebilecek ölçüde kendi hayatına biraz göndermeler içeriyormuş. Bu açıdan da nedense yazarın hayatına son verişini biraz Sadık Hidayet'e benzettim. Daha önce ismini bile duymadığım bir yazardan bu kadar etkileneceğim ve sevdiğim yazarlarla ve kitapla benzerlik kuracağımı düşünmemiştim. Güzel bir okumaydı.
1000Kitap
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026153 okunma
5/10
·160 syf.··
2026 46. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:03
"-Sənin bədbəxtliyin orasındadır ki, gələcəyini görə bilmirsən. - Bizdən hər birimiz gələcəyi ayrı cür görürük. Mən hiss edirəm ki, biz heç bir zaman gələcəyə eyni gözlə baxa bilməyəcəyik. Bir qədər susaraq əlavə etdim: - Gələcək isə, həyat deməkdir. Ona göre də, biz ayrılmalıyıq. Sağ ol! Mən çamadanı götürüb qapıdan çıxdım" bu cümlələr kitabın son sətirləridir, ümumiyyətlə situasiyalarla bağlı başıma gələnləri bölüşməyi sevirəm, sırf bu cümlələrin reallığına keçən il varmışam, bir rəfiqəmin münasibəti var idi və mən heç dəstəkləmirdim, nə qədər dil tökdüm, o, bu, nəticə olaraq mənə çevrilib dedi ki, bilirsən mən niyə bu münasibətdən əminəm? dedim, niyə? dedi çünki biz gələcəyə eyni gözlə baxırıq, xəyallarımız eynidir, eyni şeylərə görə mübarizə aparırıq və mən bu gələcəyə onunla addımlamaq istəyirəm, o an etibari ilə susdum, həqiqətən bunun necə doğru olduğunu düşündüm, eyni yerə addımlamırsınızsa bir yerdə yola çıxmağınızın nə mənası? p.s. evləndilər
Körpüsalanlarİlyas Efendiyev · Qanun nəşriyyatı · 0742 okunma
Çok iyiydi filan
9/10
·172 syf.··
2026 25. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:05
Son zamanlarda okuduğum en ilginç kitaptı. İçinde bir sürü “bok püsür filan” şeyden bahsediyordu. :D gerçekten beğendim, bu kadar farklı bir bakış açısıyla yazılmış bir kitap daha önce okumamıştım.
1000Kitap
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009112,9bin okunma
7/10
·336 syf.··
2026 53. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 18:40
Geçen yılın Booker ödülünü alan, Macar kökenli İngiliz D. Szalay'ın Beden kitabını okuduk. Neden ödül aldığını anlamaya çalışırken biraz devrelerimiz yanmış olabilir. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Istvan'in hikayesini, sosyal becerisi çok düşük, istismarla yüzleşemeyen bir antikahramanın boşa gitmiş hayatı olarak okudum. Olay örgüsüne gelirsek; Istvan, 15 yaşında, Budapeşte'de (toplu konut bölgesi gibi anlatılan bir yerinde) annesiyle yaşamaktadır. Buraya yeni taşınmışlardır, annesi ile arasındaki duygusal uzaklık, Istvan'ın ( bence asperger ssndromuna yakın) sosyal beceri eksikliği ilk sayfalarda ortaya çıkar. Istvan'in dersleri iyidir, gelecek vaat ermektedir bu noktada. Ancak yolun başında bir şey olur. Annesi karşı dairede oturan kadına yardım etmesini ister. Komşu kadın fiziksel olarak göz alıcı olan Istvan'ı cinsel olarak istismar eder. İstvan buna olumsuz bir tepki vermez, kitabın sonuna kadar da bununla yüzleşmez, aksine yeni tanıştığı bu fiziksel-duygusal durumdan çok hoşlanır ve kadına onu sevdiğini söyler. Çizginin dışına çıktığı an, kadını görmek için kocasıyla tartıştığı sırada adamı itip ölümüne neden olmasıdır. Bir süre ıslahevinde yatar, bedeninin gücü sayesinde orada ezilmemeyi başarır, ardından orduya girer ve yine beden gücü sayesinde orduda başarılı bir asker olarak kabul edilir. Bu sürede annesi Istvan'ı destekler görünmektedir. Onun tüm fiziksel ihtiyaçlarını karşılar, sevdiği yemekleri yapar, ancak aralarında güven duygusunu hiç hissedemeyiz. Istvan duygu taşımayan, az kelimeyle konuşan, başta annesi olmak üzere hayatına giren tüm önemli kişileri onaylayan bir diyalog tarzına sahiptir. Yazar karakterin duygularını anlayabileceğimiz hiç bir gösterge bırakmaz bize. Istvan'ın babası hakkında hiç bahis geçmez, varlığından çok yokluğu
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026272 okunma
Reklam
Reklam