“Bir insan yüzüne doğuştan gelip oturmuş gülüş, üzülüş, düşünüş gibi şeylerin hiç uçmaması lazım. Uçtu muydu, sanki kişi ölmüştür. Yalnız ölünün yüzünde mana yoktur…”
“Bir insanın yüzüne doğuştan gelip oturmuş gülüş, üzülüş, düşünüş gibi şeylerin hiç uçmaması lazım. Uçtu mu sanki kişi ölmüştür. Yalnız ölünün yüzünde mâna yoktur.”
bir gün
hayatın kapısını çaldım;
içeriden
“evde yok” dediler.
.
oysa pencerelerde
benim çocukluğum asılıydı,
ipini koparmış uçurtma gibi.
sonra
kaderin cebini karıştırdım;
.
birkaç kırık düş,
birkaç yorgun gülüş,
birkaç acı tesadüf,
bir iki avuç pişmanlık,
ve tarihi geçmiş umutlar çıktı.
.
hepsini geri bıraktım.
sonra
rüzgârın şefkat gösterdiği bir yaprağa rastladım;
.
öylece duruyordu kaldırılmda.
sanki dalından düşmemiş de
toprağın sesini dinlemek için eğilmişti.
üstüne basmadım.
ikimiz de susup sessizce yaşamı dinledik.
ölümü de gördüm bir ara,