“Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.”
7/10
·208 syf.··
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 10:53
ölüm, hafıza, aile bağları ve yas üzerine... Kitap, yazarın kendi babasının ölümünden yola çıkarak kaleme aldığı otobiyografik izler taşımaktadır. Bu yönüyle yalnızca bir kurgu eser değil, aynı zamanda bir oğlun babasına vedasının ve onu hatırlama çabasının yazınsal bir kaydı diyebiliriz. Romanın merkezinde, uzun bir hastalık sürecinin ardından ölüme yaklaşan bir baba ve onun yanında bulunan oğul yer alır. hikâye, kronolojik bir şekilde anlatmak yerine anılar, çağrışımlar ve geçmişten gelen sahneler aracılığıyla kurar. Bir hastane odasında başlayan anlatım, bir anda çocukluk yıllarına, aile sohbetlerine, bahçede geçirilen günlere ve geçmişin sıcak hatıralarına uzanır. Çünkü yas, doğrusal ilerleyen bir duygu değildir; insan zihni kayıpla karşılaştığında sürekli geçmişe döner, anılar arasında dolaşır ve kaybettiği kişiyi yeniden kurmaya çalışır. gerçekten de hayatta öyledir. bir kayıp olduğunda mutlaka bir arada geçirilen anılar daha dünmüş gibi hortlar ve insanda hüznü ,tebessümü ve sonunda ise yakıcı özlemi ile bizi başbaşa bırakır. Kitap boyunca baba figürü sessiz, çalışkan ve toprağa bağlı bir insan olarak karşımıza çıkar. O, hayatını bahçesine adamış, sevgisini çoğu zaman sözlerle değil emeğiyle göstermiş bir adamdır. Baba artık hayatta değildir; ancak yetiştirdiği ağaçlarda, dokunduğu toprakta ve oğlunun hafızasında yaşamaya devam etmektedir. Bahçe burada yalnızca fiziksel bir mekân değil, yaşamın ve ölümün döngüsünü temsil eder. Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, yazarın kendi hayatıyla kurduğu derin bağdır. Gospodinov, babasının kaybını anlatırken yalnızca bir aile ferdinin ölümünü değil, aynı zamanda kendi çocukluğunun, geçmişinin ve kimliğinin bir parçasının da yitip gidişini sorgular. Çünkü bir ebeveyni kaybetmek, insanı çocukluğuna bağlayan en
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Bir Kadının Değil, Bir Sistemin İdamı
Puan vermedi·112 syf.·
2026 85. kitabı
Bu kitap bir hikâye değil. Bu, bir insanın sistematik şekilde parçalanışının kaydı. Sıfır Noktasındaki Kadın bana şunu net gösterdi: Bazı hayatlar “yaşanmış” bile denmeyecek kadar ağır. Çünkü yaşamak dediğin şey burada sadece nefes almak değil; sürekli aşağılanmak, sürekli itilmek, sürekli birilerinin elinde şekil almak. Ve en rahatsız edici kısmı şu: Kimse buna “anormal” demiyor. Kitapta Firdevs’in başına gelenler tek tek anlatılmıyor aslında; bir düzenin rutini gibi aktarılıyor. Ve bu rutin insanın sinirini bozan şey tam olarak bu. Çünkü şiddet bile sıradanlaştırılmış. Şu cümleyi okuyunca zaten her şey kopuyor: “Çalmanın günah olduğu besbelli değil miydi; ya adam öldürmek, bir kadının namusunu kirletmek, adaletsiz davranmak, bir insanoğlunu dövmek suç değil miydi?” Bak burası önemli: Kitap sana “kötü insanlar” hikâyesi anlatmıyor. Direkt şunu soruyor: Siz neyi suç sayıyorsunuz? Ve cevap çok net: Güçlü olanın yaptığı şey suç değil. Firdevs’in hayatı boyunca yaşadığı şey tam olarak bu çarpıklık. Bir kadın düşün: Doğduğu andan itibaren kimse ona “sen varsın” demiyor. Hep “sen birisin ama birine göre” diye yaşatılıyor. Ve sonra o kadın büyüyor. Ve sistem diyor ki: “Sorun sende.” Yok böyle bir şey. En sinir bozucu kısım şu: “Özgüvenim sarsılmaya başlamıştı; zor günler yaşıyordum… Onun yanında ben, yerlerde sürünen milyonlarca böcekten biriydim.” Bu sadece Firdevs’i anlatmıyor. Bu, bir insanın nasıl sistematik şekilde küçültüldüğünün özeti. Ve en korkunç tarafı şu: Bunu yapan tek bir kişi değil, bir toplum. Sonra şunu okuyorsun: “Her dakika önümden binlerce göz geçiyordu; fakat ben onlar için yoktum.” Bu artık bireysel acı değil. Bu direkt görünmezlik. Yaşıyorsun ama yoksun. Nefes alıyorsun ama kimse seni insan saymıyor.
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çöküşün eşiğinde...
7/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:43
Stefan Zweig yazmış olduğu eserin gerçek bir tarihi figür üzerinden yazılmış olması hikayeye farklı bir anlam katmaktadır. Soylu ve etkin olan bir kadının ülkesine yaptıkları yüzünden sürgüne gönderilmesi ile başlayan hikaye kadının içsel psikolojisi ve sürgünün soğuk yanlızlığı ile devam eder.Baş karakter olan Madame de Prie sürgünde yavaş yavaş bir çöküş aşamasına geçerken ki duygularını okuruz.   1. gün her şey eğlenceli ve eski günler gibi geçerken 2. ve 3. günlerde ağır bir çöküşün başlangıcına gelir. Yanlızlığın vermiş olduğu korku, geceleri onun için bir tabut hissi ile geçer. Üstündeki sesler ve eğlenceler devam ederken onun sesi soğuk ve yalnızlık içinde yok olup gider. Eski hayatını her köşede arayan karakter kendini avutmak için parisin yansımaları ile yaşamaya çalışır ancak bu çabalar anlık zevkler verir, zamanla etkisini yitiren bu çabalar ile karakter tamamen çöküşün sonuna gelir. Stefan Zweig tarafından yazılan bu eser gerçek ile kurgunun bana göre yapılmış en güzel eserlerindendir. Ana hatlar gerçek hayattan olsada karakterin içsel psikolojisi ve hareketleri Stefan Zweig'ın eseridir. Çarpıcı bir son ile tamamlanan  eser tam anlamıyla Bir Çöküşün Öyküsü'dür...
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202591,9bin okunma
8/10
·496 syf.··
2026 61. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:00
Yakışıklı, uçarı, sorumsuz ve çapkın Çavuş Troy... Saygın, ağırbaşlı, oturaklı ve zengin Blakwood... Veee Bathsheba'ı canından bile çok seven, becerikli, girişken, fedakar ama fakir Gabriel... Bu üç talihliden hangisini seçeceğine karar veremeyen, başına buyruk, cesur, bağımsızlığına düşkün, genç ve güzel Bathsheba. Kitap Gabriel ile Bathsheba'nın karşılaşmalarıyla başlar. Gabriel, daha ilk görüşte ondan etkilenir. Bathsheba ise amcasından miras kalan çiftliği yönetme işine soyunur. Bu süreçte Gabriel yaşadığı bazı talihsizlikler sonucunda Bathsheba'nın çiftliğinde çobanlığa başlar. Gabriel'in ona olan sevgisini içine gömmekten başka çaresi yoktur artık. Bathsheba bir yandan çiftliği yönetmeye çalışırken diğer yandan evleneceği kişiyi seçmeye çalışır. Bizler de kitabı "Onu mu, bunu mu seçecek?" diye hem merakla hem de Bathsheba'nın kararsızlıklarına sinir olarak okuruz. Bakalım Bathsheba doğru kararı verebilecek mi? Hep "Aşk mı, mantık mı? "diye soruyoruz ama bu ikisinin birleştiği başka bir seçenek daha yok mudur acaba? Kitap bizi hayali Wessex'teki Everdene Çifliğinde gezdirecek, Çoban Oak ile bizlere koyunları otlatacak ve çiftçiliğin inceliklerini öğretecek. Yazar başta önemsiz gibi görünen olayları birbirine çok güzel bağlamış. Karakter sayısının az olması okumayı daha da kolaylaştırıyor. İçinizi ısıtacak bir aşk hikâyesi okumak istiyorsanız bu kitabı listenize eklemelisiniz. Zaman zaman durağanlaşsa da güçlü kadın karakterleri okumayı sevenler bu kitabı büyük bir keyifle okuyacaklardır. Sonuyla kalbimi fetheden bir kitap oldu. Son olarak genç kızlar, kendinize Gabriel gibi seven bir eş seçin. Tabii bulabilirseniz. Bir de erkekler, rica etsem sevgilinizi Gabriel gibi sevebilir misiniz? Kitaplı günler. . .
Çılgın Kalabalıktan UzakThomas Hardy · ‎Can Yayınları · 20254,391 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 3. kitabı
son yıllarda okuduğum en akıcı çizgi roman bu oldu. kaybolan o günler'i bitirdim ve lubin'e gerçekten yandım. hayatı elinden kayıp giderken savaşmayı bırakması, sessizce silinip gitmesi...adam kendi hikayesinde bile seyirci kaldı. film izler gibi okudum, bırakamadım. timothé bu kadar ödül almış biri, bu kadar iyi iş çıkarmasına şaşırmamak lazım zaten
Kaybolan O GünlerTimothe Le Boucher · Baobab Yayınları · 2019702 okunma
Kitaba Dair Görüşlerim
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
94 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 13:07
Kitabı okulun yoğunluğundan hayatın karmaşasından dolayı ancak şimdi bitirdim. 3 ay elimde gezdirdim bazı günler kapağını açmadım bazı günler soluksuz olarak kaç sayfa okuduğumu bilmiyorum ama bildiğim tek bir şey var o da kitabın kalitesinin tartışılamayacağıdır. Doğan hocam yine harika bir kitap yazmış kitap hakkındaki keşkem, daha önce okumuş olsaydım. Öğretmenlere, öğretmen adaylarına harika bir yol kitabı. Beni en etkileyen kısım son mektup oldu. İleride öyle bir öğretmen olarak hatırlanmayı çok isterim. Umarım başarabilirim. Kitapta ileriki zaman için yazılması planlanan bir kitaptan bahsediyordu Doğan hoca. Okul müdürünün gücüne dair bir kitap yazmak istediğini söylemiş. Keşke Doğan hoca şuan hayatta olsaydı da o kitabı da yazabilseydi eminim ki o da çok kaliteli bir kitap olacaktı. Benim fikirlerim bu şekilde
Öğretmenim Bir Bakar mısın?Doğan Cüceloğlu · Final Kültür Sanat Yayınları · 20187,6bin okunma