Bu hâlim Sana malûm..
7/10
·120 syf.··
2026 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 16:09
Ayşe Şasa'nın Şebek Romanı'nı okumadan önce hayatı hakkında birkaç yazı okumuştum. Bu yüzden kitaba başlarken ister istemez yazarı da düşünerek okudum. Ayşe Şasa'nın çocukluğu beni en çok etkileyen noktalardan biri oldu. Varlıklı bir ailede büyümesine rağmen anne ve babasından uzak kalmış. Çocukluğunu daha çok mürebbiyelerin gözetiminde geçirmiş. Maddi imkânların her zaman mutluluk getirmediğini gösteren bir hayat hikâyesi var. İlerleyen yıllarda yaşadığı ruhsal sıkıntılar ve ardından tasavvufa yönelmesi de eserlerine farklı bir derinlik kazandırmış. Şebek Romanı 2075 yılında geçen bir bilimkurgu romanı. Hikâye, artık eski kimliğini kaybetmiş ve XB21 adını almış bir şehirde geçiyor. Teknolojinin son derece geliştiği bu dünyada insanlar dışarıdan bakıldığında ilerlemiş görünse de iç dünyalarında büyük bir boşluk taşıyorlar. Kitap bu yönüyle klasik bilimkurgulardan ayrılıyor. Çünkü bilimkurgu eserlerinde genellikle teknolojik ilerleme olumlu bir gelişme olarak sunulurken Ayşe Şasa bunun tam tersini yapıyor. Bu nedenle eser aynı zamanda bir bilimkurgu parodisi olarak değerlendiriliyor. Geleceğin dünyasını anlatırken aslında günümüz insanını ve modern hayatı sorguluyor. Hikâyenin en dikkat çekici taraflarından biri bilimkurgu ile tasavvufu bir araya getirmesi. Türk edebiyatında buna çok sık rastlanmıyor. Distopik bir gelecek kurgusunun içinde insanın hakikat arayışı, maneviyat ve özüne dönüş gibi temalar yer alıyor. Kitaptaki XB21 toplumu bana köklerinden kopmuş modern insanı çağrıştırdı. Her şeyin hesaplanabildiği ve kontrol altında tutulabildiği bir düzen kurulmuş ama insanların ruh dünyası ihmal edilmiş. Kitabın adındaki şebek motifi de bu noktada anlam kazanıyor. Şebek sözcüğü bende taklit eden ve özünden uzaklaşan insan fikrini uyandırdı. Sanki yazar, kendi
Edebiyat
Şebek RomanıAyşe Şasa · Ketebe Yayınları · 2023332 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 4. kitabı
Ne kadar ömrün kaldığını bilerek yaşamak... Bu yaşamak mıdır? Hayal kuramadan, heyecanla gökyüzüne bakamadan. Peki ya inandığın tüm değerler, bir anda değersizleşirse? Ölümle yaşam arasındaki o incecik çizginin her satıra işlendiği keyifli bir kitap. ... Ne halim varsa gördüm, beni hep göz ardı eden Tanrı'ya inat! Akışa teslim oldum, asıl Tanrı'nın ruhum olduğunu anladım. Fadime Arslan
Edebiyat
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,5bin okunma
Reklam
10/10
·138 syf.··
2026 36. kitabı
KIRILAN SESSİZLİK Bazı kitaplar vardır; kapağını açarsınız ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadan kendinizi o hikayenin içinde, sayfaların arasında adeta koştururken bulursunuz... İşte Hakan Yüksek’in Kırılan Sessizlik romanı benim için tam olarak böyle soluksuz bir deneyim oldu! Hikaye, kendi halinde bir mühendis olan Halim’in sakin ve düzenli hayatıyla başlıyor. Ancak çocukluk arkadaşı Ferdi’nin gizemli tavırları ve hemen ardından bir gece yaşlı komşularının evine giren hırsızın kanlı bir cinayete yol açmasıyla her şey altüst oluyor. Halim, bu cinayetin ardındaki sır perdesini aralamaya çalıştıkça olaylar öyle bir sarpa sarıyor ki; en yakın arkadaşından kız kardeşine, hatta örnek aldığı anne-babasına kadar herkesin sakladığı gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalıyor! "Bir bölüm daha, acaba arkasından ne çıkacak?" derken kendimi kitabın son sayfasında buldum. Güven duygusunun kaybını, sırların bir aileyi nasıl sarsabileceğini ve o sakin İstanbul sokaklarının ardındaki gerilimi yazar o kadar ters köşelerle dolu ve akıcı işlemiş ki, adeta sayfaların arasında koştum! 🝔️ Yazarın kalemiyle ilk defa bu kitap sayesinde tanıştım ve dürüst olmak gerekirse bayıldım! İnsan psikolojisini ve gizem örgüsünü o kadar duru ama bir o kadar da sürükleyici aktarmış ki, yazarın diline hayran kalmamak elde değil. İlk tanışma için kesinlikle harika bir keşif oldu.
Kırılan SessizlikHakan Yüksek · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202625 okunma
Ehli Sünnet Akaidi
Puan vermedi
Ahir zamanda,geçmiş Evliyaullah'ın şerrinden ve fitnesinden Allah'a yalvardıkları ahir zaman fitnesinde, İslam akaidini muhafaza edip iman üzere ölebilmek için Ehli Sünnet İtikadı üzere ölmek gerekir. "Bir fırka kurtuldu diğer 72'si ateştedir." Gecesini gündüzünü ibadetle geçiren,ilim noktasında üst seviyelere ulaşmış veli zatlar, gözyaşlarıyla son nefeste halim acaba ne olacak diye dert yanarken günümüzde kendi benliğinde bu acıyı,korkuyu yaşayan kaç kişi vardır ? Ehli Sünnet itikadı üzere olan Ömer Nesefi Hz.lerinin Şerhul Akaid eseri,zamanında alimler tarafından şerh edilmiştir.Sadettin Taftazani tarafından şerh edilen bu eserde senelerce Osmanlı medreselerinde ,kadıların,medrese hocalarının okuttuğu akaid kitabı olmuştur. Ne yazık ki günümüzde had bilmez insanlar,ezberlerinde binlerce hadisi şerifi ravileriyle beraber bilen,Kur'an-ı Kerime yüzünden mâna verip ictihad yapacak ledün ilmine sahip zatlara noksan akıl ve nefisleriyle dil uzatabiliyor. Bir hadisi şerifin sahih olabilmesi için ravilerin yani o hadisi bizlere aktaran kişilerin ahlaklarının,yalan söyleyip söylemediklerinin,haram yeyip yemediklerinin dahi dikkat edilerek didik didik herşeylerinin incelenerek günümüze kadar ulaştırıldığı sahih hadislere dil uzatma cüretkarlığını gösterebiliyorlar. İşte bu karışık asrın bilinmezliği,her kafadan bir sesin çıktığı,hayır benim dediğim doğru,hayır bu doğru,din güncellenmelidir... gibi daha buraya yazmakla bitmez birçok safsatanın dilden dile dolaştığı şu ahir zamanın belasını,Veliler efendimizin işaretleriyle bilmişler de şerrinden Allah'a sığınmışlar. "Öyle bir zaman gelecek ki imanı elde tutmak kor ateşi tutmak gibi olacak kişi tutsa eli yanacak bıraksa imanından olacak." Bu eserin aslı,daha asırlar evvel efendimizin mübarek sözleriyle fetihle
Din
Şerhul Akaid-i Nesefi Tercümesi Arapça Metin ve İzahatSadettin Taftazani · Yasin Yayınevi · 201199 okunma
6/10
·432 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 13:27
Kitapta nazlının kendi içsel arayışını okuyoruz aslında. Spoiler vermek istemiyorum yoksa okumanın bir anlamı kalmıyor. O yüzden kendi yorumumu yazacağım. Nazlı bana son bölümlere kadar çok depresif geldi. Çevresindeki onu önemseyen insanları uzaklaştırıyor tersliyordu ve sevilmeyi hak etmediğini düşünüyordu. Sebebini kitabın son bölümlerinde anlıyorsunuz ama nasıl desem ruh halim depresif olsaydı bu kitap beni biraz daha dibe çekerdi sanırım. Biraz bencil olduğunu düşünüyorum herkesi etrafımızdan uzaklaştırarak umutsuz bir şekilde sürekli düşünmek kimseyi kurtarmaz ve kurtarmak isteyen kişiler var ise belkide yardım etmelerine izin vermeliyiz. En azından şans vermeliyiz.
Duygu ve Düşünce
00:00 Biri Sizi DüşünüyorN. G. Kabal · Ephesus Yayınları · 20208,6bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 60. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:46
Zamanı kaybettim... İskender Pala, nın daha önce de aşk kitaplarını okudum lakin bu kitap diğerlerinin önüne geçti diyebilirim. Ya da okuduğum dönemdeki ruh halim beni bu düşünceye sevk etti. Pala kalemini kor gibi yakarak, hasretin derin, acı yanıklarını dökmüş sayfalarına. İki gönlün kavuşmak için yandığı, ama kaderin acımasız elleriyle ayırdığı, çeyrek asrı aşkın süren bir hicran destanı. Boğazınıza bir yumru oturtan bir kitap.. 1589’un buğday kokulu Bahçesaray ovalarında başlıyor yangın. Fakir bir ırgatın oğlu Bahşı Yunus, dutarıyla gönlünün tellerini titretirken, papaz Çakır Yorgi’nin kızı Kaknusia’ya vuruluyor. Kaknusia da berrak bakışıyla Bahşı’nın ruhuna kök salıyor. Dinleri ayrı, dünyaları zıt, ama kalpleri bir tek ateşte yanıyor. Ve kaçıyorlar. Kısa bir vuslatın ardından ayrılıkların en zalimi geliyor: Kaknusia esir düşüyor, köle pazarlarına sürükleniyor, ve adı Lâlin oluyor. Bahşı ise İstanbul’un sokaklarında dülgerlik yaparak, Sultanahmet Camii’nin inşasında alın teri dökerken bile sevgilisinin hayalini yaşıyor yaşatıyor. Yirmi yılı aşkın bir süre, bir an olsun aklından çıkarmadan arıyor onu.! Hangimiz aradı bir gideni, kaybolanı.. Ve ne kadar süre..Kıyas dahi götürmez.. Hasret adeta ete kemiğe bürünüyor. Bahşı’nın Kaknusia diye inleyen iç çığlıkları, Kaknusia’nın suskunluğu, konuşmama yemini, sessiz içe akıtılan gözyaşları… Her ayrılık bir parça daha yakıyor, her umut kırıntısı bir parça daha öldürüyor. Gunala’nın karanlık tutkusu, İshak’ın derin bağlılığı aşkın kavuşmaktan ziyade olmadığını, bazen beklemekte, bazen susmakta, bazen de yanıp kül olmakta derinleştiğini gösteriyor. Bahşı diyar diyar dolaşırken, Kaknusia yanı başında olduğu halde onu göremez. Aşk bu kadar kör, bu kadar zalim, bu kadar yakıcı ve bazen de bu kadar çaresiz olabilir mi? Belki
1000Kitap
Aşk Hikâyesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20245,1bin okunma
Reklam
Reklam