bil ki, "mutlu son" diye bir şey yoktur. çünkü bir şey de "son" varsa orada mutluluk yoktur! Dostoyevski
Hepten hiç olunur ama hiçten sonra hep olunmaz
Çevrede yılın ilk düğünü oldu ve ilk kezlerden birisinde evde kaldık. ((: Çoğu şeyin modası geçiyor ya da bir şekilde evrimleşiyor ama düğünler çoğunlukla hep aynı kaldı. İnsanlardaki genel bozulma, kalabalık etkinlikleri daha çekilmez ve sıkıcı hâle geliyor. Bir de mesafe girmiş artık, gitsen ne gitmesen ne? Gitmesem de güzel niyetlerde bulundum tabi ki ama bu şeyler artık bana fazlasıyla boş gelmeye başladı. Bazen empati amacıyla da düşündüm "Mutluluk hasetliğimi var yoksa, gizli sinsi bir pislik miyim ne diye bu şeyleri anlamsız ya da vakit kaybı görüyorum? Ben birini sevince ve onunla evlenmeyi düşündürürse böyle mi olacaktı?.." Benim hayallerimin en ileri versiyonu sadece sevgili olmaya kadar gitmişti. O derece imkansız ve tuhaf geliyor. Ya da bazen diyorum "Evlenmeyi düşündüren insan da tamam, cidden bu saçmalıklarla uğraşacak mıyız? Düğünü kendi içimizde ve birbirimize bakarken yaşarsak yetmez mi? Allahım umarım güzel akıllı, sade ve öz düşünceli ve de öyle yaşayan birisi olur." Böyle olaylar aslında çok özelken kalabalıkla sıradanlaşıyor, bilmiyorum ben hâlâ zorundalık dışındaki kalabalıklara alışıklık gösteremiyorum. Ama yakınlarımdan birisi evlendiğinde onun tatlı heyecanına ortak olmayı da çok isterim o ayrı. Az ve öz anlayışına sahip olarak çekirdek aile ve en sevilen başka yakınlar olarak sınırlandırırdım. Çünkü olayın öznesi benim ve sadece sevdiklerimin olması yeterli. Ki günümüzde çoğu davetiye ayıp olmasın diye geliyor hissi de veriyor bazen; Onlar da ayıp olmasın diye gidiyor. Öyle bir kısır döngü. (: Güzellik merkezlerinde çalıştığımda gelini hazırlamak çok zaman alıyordu ki önceki hazırlıklar? Bana hiç samimi ve doğal gelmiyor. Heyecana bir şey dememem ama hem vakit kaybına hem de o kadar boş uğraşmaya derim. Bu arada işe girmeyi değil, işten
Duygu ve Düşünce
Reklam
Burası dünya ve Allah’ın kimseye mutlu son sözü yok .
'İNCİ' Bana bir ilki daha yaşattın...
65. BÖLÜM 🌹İnci🌹 Zaman, en sevdiğimiz şarkının nakaratı gibi hızla akıp gitmişti. İki gün, sanki parmaklarımın arasından süzülen su misali geçti; hem çok hızlı hem de ruhumu dinlendiren bir neşeyle... Eğer önümde bu kaçınılmaz Almanya seyahati olmasaydı, Aslı’nın benim evden işe gitmesi için şartları zorlar, Zeynep teyzeyi biraz daha kalmaya ikna kabiliyetimle razı ederdim. Ama kaderin rotası çoktan çizilmişti. Veda vaktine yaklaşırken sohbetin de muhabbetin de tabiri caizse dibine vurduk. Kapanış perdesi ise, Serkan’ın ailesinin ne zaman "hayırlı bir iş" için kapımızı çalacağı meselesiyle açıldı. Zeynep teyze, şefkatli sesiyle son noktayı koydu: "İyi, güzel... Evlenme teklifi etti ama öyle isteme olmadan, nişan takılmadan olmaz bu işler İnci kızım." Mahcubiyetle karışık bir savunma refleksiyle, "Tabii ki teyzeciğim," dedim. "Ama çok yoğun. Bir müsait olsun, illaki olacak. Ben şimdi durduk yere 'ne zaman beni istemeye geleceksiniz' diyemem ki... evde kalmışım gibi!" Aslı, fırsatı kaçırır mı? Hemen atıldı söze: "Ayol turşunu kurmamıza az kalmış, sen hâlâ naz yapıyorsun! İnci Hanım, lütfen biraz hızlanın ama rica edeceğim beni de geçmeyin!" Gülüşmeler, şakalar geride kalırken kalbimde bambaşka bir gürültü kopmaya başladı. Heyecanlıydım, hem de nasıl... Ama bu heyecanın arkasına sinsice gizlenmiş devasa stres kütlesi vardı. Bu yaşıma kadar uçağa hiç binmemiştim. Şehirler arası yollarda ya otobüsün cam kenarında hayallere dalmış ya da arkadaşlarımla direksiyon sallayarak yolun tozunu yutmuştum. Zaten seyahatim bir elin beş parmağını geçmezdi. Şimdi ise demir yığınının içine girme fikri göğsümün tam üzerine ağırlık gibi çökmüştü. Kapalı alan korkusu mu demeliydim buna, yoksa istediğim an "İnecek var!" diyememenin getirdiği
1000Kitap
*﴿وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ﴾* *"Sabır ve namazla yardım isteyin."* Mümin, karşılaştığı zorluklar ve sıkıntılar karşısında ancak sabır ve namazla yardım ister. Bu ikisi arasında öyle güzel ve derin bir sır vardır ki, onu ancak tecrübe eden bilir. Tadan bilir, bilen de ondan bolca nasiplenir. O hâlde kullarına karşı son derece lütufkâr ve her şeyden haberdar olan Allah'ın şu ilahî yönlendirmesine uyun: ﴿وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ﴾ "Sabır ve namazla yardım isteyin." Kul namazını ne kadar güzel kılar, kalbi ne kadar hazır bulunursa; ihtiyaç anında sabrı ve sebatı da o ölçüde güçlü olur. Müminin namazı onun aynasıdır. Bu yüzden kalplerinizi yoklayın. Çünkü sabır ve sebat, gafillerin değil, huşû sahibi kimselerin kalplerine iner. Sözün özü şudur ki: Allah Teâlâ'ya doğru yürüyüş, hoşlanılmayan şeylerle çevrilidir; zorluklarla iç içedir; nefisle mücadele ve meşakkat üzerine kurulmuştur. Cihad, iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak, hakkı açıkça söylemek, dostluk ve düşmanlığı Allah için belirlemek.Bunların hiçbiri, kişinin nefsini zorlamadan, dizginlemeden ve onu kurtuluşunun bulunduğu yöne sevk etmeden gerçekleştirilemez. Nihayet bu zorluklar, kulun içinde huzur ve mutluluk bulduğu sevgili şeylere dönüşür. Bu ise yüksek bir makamdır. Bazı insanların gayretleri ona ulaşmaktan geri kalırken, bazıları ona erişir. İşte bunlar, gerçekten "kor ateşi avuçlarında tutanlar"dır. İnsanların çoğu, hatta neredeyse tamamı, onları kınar.
(Rüya) (Lilith ile çocuk en tepedeki dönme dolapın üstündeydi.Şartel kapalıydı dönme dolap çalışmıyordu. Lilith çocuğu başka kadınlar görmesin diye lunaparkı komple kapattırmıştı. Yalnızca ikisi vardı dönme dolabın altında deniz vardı. Çocuk elini Lilithin yüzüne attı.) Çocuk:Kusursuz Lilith Lilith (Hafifçe gülümsedi): Teşekkürler Esrar bağımlısı bir katilim Erkek düşmanıyım Bir de insanlık için bir teröristim O kadar da kusursuz değilimdir bence (Güler) Çocuk: Onlar ufak detaylar Toplum Kötü bir hayatın içine kendi elleriyle iter insanı Sonra da parmakla gösterip -işte kötü kadın o -derler. Oysa asıl sorumlular suçlayanlardır. Bir yetişkin bedenine hapsedilmiş Küçük bir çocuğu intihardan kurtaran bir kadın nasıl kötü olabilir ? Söyle bana - Güzel Lilith,Güçlü Lilith- (Lilith yeşil gözlerini çocuğun gözlerine dikti) Çocuk:İşte bu gözler Bu bakışlar Herkesin irkildiği bakışlar Ölüm saçan bakışlar Bana yaşam veriyor Beni görebildiğin için teşekkür ederim Zor olanı yaptın dört sene bekledin beni (Lilith heyecanlandı) Artık söylememin zamanı geldi Bende seni görüyorum. Son zamanlarda emin oldum - Aşığım sana
Edebiyat
Reklam
Reklam