-SON-
Biz burada ne kadar mutsuz olduğumuzu bilmediğimiz için mutluyuz .
Alıntı
“Sonuç ne olursa olsun, amaç her anın tadına varmak olmalıdır, çünkü ancak o zaman zaman yolculuğu başarmış oluruz. Mutluluk hiçbir zaman gelmeyecek o son kilometrede değil, her bir an yeniden başlayan sıfırıncı kilometrededir.“ 
Sayfa 198·Kitabı okuyor
Reklam
Son isteğin nedir? Sorusu, çok çok kolaydır, İlk isteğin nedir? Sorusundan. ​Çünkü, o soruyu kimse kimseye soramadı, korkusundan.
Alıntı
İKİ YOL
Çok uzun bir süreden beri hayvan ve bitki dünyasıyla haşır neşir olduğumdan doğanın tek gerçeğinin ve amacının üremek olduğunu biliyorum. Tam da bu nedenle, insanların çocuk sahibi olmakta bu kadar zorlanmalarını sorgulamayışlarına şaşırıyorum. Bence bu temel bir soru olmalı. Üremede kısırlaşma günümüzün belgesi niteliğindedir ve kökeni daha derinlerde olan bir zincirin son halkasından başka bir şey değildir. Kaygı, stres, rekabet, tarım ilaçlarının bolca kullanımı, zehirli besinler hayatımızın biyolojik döngüsünü altüst ettiler. Sıranın en başına zengin, süper teknolojik, süper özgürlükçü Batı toplumu geçti oturdu. Nesnelerle yüklü bir çölde başıboş gezen umutsuz varlıkların oluşturduğu bu toplumun aklında tek bir kavram var: mutluluk hakkı. Mutluluğun buradaki anlamı arzuların, hayallerin, adına ego denen, genellikle başka şeyle karıştırılan o küçük şeye ait isteklerin, kesinlikle yerine getirilmesi oluyor. Ve bu mutluluk hep gelecekten beklenen, hep gerçekleşmesi umut edilen, her durumda ve mutlaka dışta aranan bir şey oluyor.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
s. 14 zamanın ya da kaderin(ya da gelecekte gizlenen o şeye ne dersek diyelim), kulaklarını buyur ettiği kelimeler tuhaftır. Bugünün bakış açısıyla, ifademi bütün o ertelenmiş acımasızlığını görüyorum. s. 15 Eski kahkahası, o taze ve neşe ruh halini asla geri gelmediğini hatırlıyorum. Uzun süreliğine sessizleşiyordu, bazen kendine ait sessiz bir modun içinde sadece başını hafifçe sallayıp duruyordu. s. 17 bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hala var olduğumu söylenebilir mi? … Bir süreliğine yalnız kalmak ve çocuk gibi ağlamak istiyordum. ‘keder devriyesi’ Çıkışta babam kapıda durdu ve şöyle dedi: Doktor bey, organlarımı bağışlamak istiyorum ama sağlam, doğranmamış bir yerim kalmadı… Acı, içimi yakan acı, ah ciğerleri dağlayan acı… s.79 ameliyatı ile farklı iki cümle. İlki bir olgu, bir sonuçtur, ikincisi – bir roman. Umut ve çaresizliğin birbirini besleyip alevlendirdi uzun bir hikaye. Birini oksijeni daima diğerinin ateşini harlar. s.85 çok sessiz bir şekilde canım çok acıyor artık, dedi, bunu iki kez tekrarladı, çok acıyor… Onun gibi vic canının acıdığını söylüyorsa, bu acının son aşamasıdır. S.92 mutluluk kısa sürer, tıkalı bahar açıp solan Nergisler ve Fulyalar gibi. Hüzün, her şey boğan ve babamın onlardan kurtuluş yok dediği inatçı otlar gibi uzun süre kalır. Bu uzun bir kederdir, diyor bir arkadaşım. Güzel bir ifade ama ben henüz acının içindeyim. Önce uzun bir acı olur. Keder sonra gelir… Aslında babalarımız bizi severdi, babam konusunda bundan eminim, sadece bunu nasıl göstereceklerini bilmiyorlardı onlar da hiç kimse bunu nasıl yapacağını göstermemişti o garip sha ancak torunları aşabiliyordu. Evsiz yaşayamayan sadece insanlar değildir, evler de insanları olmadan yaşayamaz. Sen
Son zamanlarda, bilmem neden, bütün sevincimi yitirdim.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam