HERKES HERKESE İHANET EDEBİLİR
Puan vermedi·392 syf.··
2026 82. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:58
Victoria Aveyard ’ın yarattığı Kızıl Kraliçe evreni, ilk bakışta tanıdık gelen distopik elementleri fantastik bir saray entrikasıyla harmanlayarak okuyucuya oldukça sürükleyici ve katmanlı bir dünya sunuyor. kitabın kurduğu evren, tamamen biyolojik bir ayrımcılık ve bunun getirdiği sınıf çatışması üzerine inşa edilmiş durumda. bu dünyada insanların kaderini damarlarındaki kanın rengi belirliyor. gümüş kanlılar; tanrısal güçlere, doğaüstü yeteneklere (zihin okuma, elementleri kontrol etme, fiziksel üstünlük) sahip olan ve bu sayede ülkeyi mutlak bir otoriteyle yöneten zengin bir azınlık. kırmızı kanlılar ise hiçbir özel gücü olmayan, gümüşlerin lüks hayatını finanse etmek için köle gibi çalıştırılan, askere alınan ve toplumun en alt tabakasını oluşturan ezilmiş çoğunluk. ​hikayenin merkezindeki mare barrow, bu adaletsiz düzenin tam kalbinde, yoksul bir kırmızı kasabasında hayatta kalmaya çalışan bir genç kız. ailesine bakabilmek için hırsızlık yapan, geleceğe dair hiçbir umudu olmayan ve yakında askere alınacağını bilen mare’in hayatı, bir tesadüf eseri gümüş sarayında hizmetçi olarak işe girmesiyle tamamen değişiyor. kitabın asıl kırılma noktası da tam olarak burada yaşanıyor: mare, gümüş asillerin gözü önünde ölümcül bir tehlike atlatırken, normalde sadece gümüşlere ait olması gereken bir özelliği, hatta gümüşlerin bile tam olarak yapamadığı bir şeyi gerçekleştirerek şimşekleri ve elektriği kontrol etmeye başlıyor. ​bir kırmızının böyle bir güce sahip olması, gümüşlerin üzerine kurduğu "tanrısal ve üstün ırk" algısını kökünden sarsacak bir tehlike arz ediyor. bu yüzden kraliyet ailesi, gerçeğin ortaya çıkıp büyük bir halk isyanına yol açmasını engellemek için acımasız ama son derece zekice bir politika izliyor: mare’i öldürmek yerine onu manipüle ederek "kayıp bir gümüş asili"
Kızıl KraliçeVictoria Aveyard · Pegasus Yayınları · 20153,460 okunma
Puan vermedi
Yeni bir haftaya uzun zaman önce okuduğum ama yeni paylaşım fırsatı bulduğum bir kitap ile başlamak istiyorum.@ilknur_yaylimates 'in kaleminden çıkan #sonnefesekadar isimli kitabın yorumu ile geldim.@paranayayinlari tarafından basılmış kitap.Yazarın kalemini çok sevdim.Sürükleyici,yalın,eline aldığın gibi sonrasında neler olacak büyük bir merak içinde okudum.Aşk,tutku, nefret, aile sırları, bağları, kıskançlık... Romantizm,dram, gerilim...Bir kitaptan başka neler beklenir ki... Değil mi? Hepsi ve daha fazlası için kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. . Cesur ve Mısra baş rolde ama yanlarında yer alan karakterler ile renkli , bütüncül bir hal almış hikayemiz.Her şey Mısra'nın Baybars holdinge staj için görüşmeye gittiği gün yaşanan bombalı saldırının ardından başladı.Cesur,adından anlaşılacağı üzere cesur, güçlü bir erkek ama sırtında oldukça yük taşıyor.İlerleyen sayfalar da o yükler önüne çokça çıkıyor.Mısra güçlü, başarılı ama çoğu kadın gibi duygusal yanı ağır basan bir kadın.Cesur ve Mısra arasındaki duygusal yakınlık zamanla aşka dönüşür.Öyle kolay bir ilişki beklemeyin sakın , fırtınalar eksik olmuyor,kadın ve erkek ilişkilerinin tüm hâlini onların ilişkisinde görebilirsiniz.Merak ettiniz değil mi? Hemen başlayın okumaya... . ."Gün olur Kalbin bambaşka bir güle kayarsa, Topraksız gömülür her gülüşüm. Yemin bozulur. Bil ki ben o ün ölürüm." . ."Belli ki kırıklarım canıma battıkça , mecbur büyüyorum." . ."Öğrenemedim gitti seni, kahrolası pişmanlık..." . ."Birkaç kelimeydi vedamız.Öldüm; bin kere öldüm." . .ETİKETLER: @herayokuyanlarkulubu @ilknur_yaylimates @paranayayinlari Merve
Son Nefese Kadarİlknur Yaylımateş · Parana Yayınları · 202653 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·896 syf.··
2026 18. kitabı
4. kitabın incelemesi uzun özetin ardından değerlendirme şeklinde olacak. Bu sefer de böyle olsun istedim zira ilk tek cümlelik bir girizgah yapamayacak kadar yorgunum. Bitirmek 1 aya yakın zamanımı aldı ve özet için not almak, cümleleri kafamda toparlamak, yazım yanlışı ve anlatım bozukluğu yapmadan bir yazı hazırlamak da haliyle zaman alıcı ve yorucu oldu. Açılış sahnesi gelecekten bazı şeyleri görme yeteneği olan yeni kabul edilmiş olan, tam adının Elmindreda olduğunu öğrendiğimiz aes sedai Min'in TarValon'a gelip Amyrlin ile görüşmek istemesiyle başlar. Sheriam Amyrlin'in meşgul olduğunu söyleyip izin vermese de Sahra adlı genç aes sedai ona yardımcı olur. Min Amyrlin'e yani Siuan Sanche'ye gördüklerini anlatır. Kötü şeyler görmüştür. TarValon da bir savaş olacağını, ölü aes sedai ve muhafızlar gördüğünü söyler. Bununla eş zamanlı olarak Beyazpelerinlilerin lordu Byar'ın Andor'da Karanlıkdostu avı devam etmektedir. Yeni karakter gibi görünen esasında Padan Fain'İn ta kendisi olan Ordeith ekibi sürekli kışkırtıp nefret yaymaktadır. Tenekeciler, yani Tuathanlar yani şiddet karşıtı gruptan 3 kişi kayıptır ve Ordeith tamamının öldürülmesi yönünde manipülasyon yapmaktadır. Bornhald'ın Perrin'e olan nefreti devam etmektedir ve babasının ölümünden onu sorumlu tutup intikam planları yapmaktadır. Yine eş zamanlı olarak Aryth okyanusu kıyısında 2.kitaptan tanıdığımız Seanchan grubu ile karşılaşırız. Yüksek leydi Suroth Sul'damlara Rand'ın nerede olduğunu, gücü nasıl yönlendirdiği sorar ama yakalarsa onu imparatoriçeye götürüp götürmeyeceğini kendisi de bilmemektedir. İşler biraz game of thrones'a dönmektedir. Bu kısa sahneden sonra kendilerinden bir daha haber alamayız. Bakalım kaçıncı kitapta karşımıza çıkacaklar. Ekip bıraktığımız yerde Taş'tadır. Perrin'le Faile odada
Gölge YükseliyorRobert Jordan · İthaki Yayınları · 20211,048 okunma
7/10
·%21 (100/464 syf.)··
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 15:50
Bu kitap yaklaşık 2 yıldır kitaplığımda duruyordu ve daha önce okumadığım ve beklettiğim için kesinlikle pişman oldum. Akıcı bir dille yazılmış ve derinliği olan harika bir kitaptı bence. Okuyucuyu yormayan etkileyici bir hikaye. Sonundaki plot twisti tahmin etsem de olması gereken oldu diye düşünüyorum ve kitap bence çok güzel bitirilmiş. 10/10 luk değil elbet ama eğer akıcı, kötü çocuk-iyi kız temalı bir kitap istiyorsanız okumanızı öneririm. (Spoiler) Finn’den nefret etmeyen ve Jackson Emery’ye aşık olmayan bizden değildir demek istiyorum ahahaha. Kesinlikle karakter gelişimi çok iyiydi Grace’le olan uyumlarına da bayıldım. Loretta içinse sonunda hakettiğini buldu demek istesem de onun da travmaları vardı ve ona göre davrandı ama kimse travmalarını çocuklarına yansıtmamalı. Sonunda yine de mutlu olmayı haketti Samuel’le olmasa bile. Son olarak Tucker’a içim parçalandı o Jackson için harika bir dosttu. Yine de sonunda Finn ve Autumn hariç herkesin mutlu olması kitabın bitirilebilecek en iyi şekilde bitmesiydi.
Düşünce
Yüz KarasıBrittainy C. Cherry · Martı Yayınları · 20243,345 okunma
8/10
·331 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 00:00
Émile Zola’nın Rougon-Macquart destanının üçüncü kitabı Le Ventre de Paris (kelime anlamıyla Paris’in Karnı) adını taşır ve Paris’teki büyük pazar yerinin, sürgüne gönderildiği yurtdışından gizlice Fransa’ya dönen kaçak Florent’in gözlemleriyle yapılan tasviriyle başlar. Tehlikelerle dolu zorlu yolculuğunun ardından sabahın erken saatlerinde kendine gelmeye çalışan Florent, Paris’in dükkân sahiplerinin üreticiler tarafından arabalarla getirilen taze ürünleri teslim alışını izler. Bu bölüm, Paris gibi devasa bir şehrin nasıl beslendiğine dair etkileyici bir fikir verir; sanki doymak bilmez iştaha sahip dev bir canlı beslenmektedir. Anlatı ilerledikçe Florent, sokakları dolduran sebzeler, meyveler ve diğer ürünlerle bunları teslim alan insanların oluşturduğu kalabalık yüzünden pazardan çıkmakta zorlanır. Sonunda bu sokaklardan kurtulmayı başarır ve eski bir tanıdığı olan Gavard ile karşılaşır. Gavard onu görünce büyük şaşkınlık yaşar, ardından Florent’i bir kasap dükkânına götürerek buranın Florent’in kardeşi Quenu ile eşi Lisa’ya ait olduğunu söyler. Bu noktada Macquart ailesiyle bağlantı kurulur; çünkü Lisa, Antoine Macquart’ın en büyük kızıdır. Ayrıca Florent’in neden sürgüne gönderildiğini de öğreniriz. Florent bir cumhuriyetçidir ve İkinci İmparatorluk’u başlatan darbeyi takip eden günlerde (Zola’nın Rougon-Macquart dizisinin temel tarihsel arka planı) cinayet şüphesiyle tutuklanmış ve sürgüne gönderilmiştir. Hikâye ilerledikçe Zola, İkinci İmparatorluk’un ilk yıllarında yaşayan Parislilerin başkalarından nefret etmek için ne kadar küçük ve önemsiz gerekçeler bulabildiklerini, hatta onları utandırmak ve sonunda zarar vermek için ne denli aşırı davranışlara başvurduklarını ayrıntılı biçimde anlatır. Genel olarak bu serideki karakterler ne büyük kahramanlardır ne
Paris'in KarnıEmile Zola · Payel Yayınevi · 200689 okunma
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:59
Farklı coğrafyaların edebiyatını okumak, o coğrafyalar hakkında ne kadar çok şey öğretiyor insana. Yalnızca anlatılan hikâyeler değil; karakterlerin sokakta yürürken düşündükleri, yemek yerken gözlemledikleri, birbirlerini sevmeleri ya da birbirlerinden nefret etmeleri de bize o toplum hakkında adeta bir rapor sunuyor. Azeri edebiyatından okuduğum bu olağanüstü kitap da beni yine alıp başka coğrafyalara götürdü. Moskova ve Bakü sokaklarında karakterlerle birlikte dolaştım. Şehirler ayrıntılı tasvirlerle anlatılmasa da bu kez onları karakterlerin iç dünyalarından geçerek tanıdık; onların sevinçleri, kırgınlıkları ve özlemleriyle gezdik. Bu kitap aslında iki ayrı romandan oluşuyor: Ak Liman ve Beş Katlı Apartmanın Altıncı Katı. Birbirlerinden bağımsız görünseler de aynı hikâyenin devamı gibiler. Ancak bu iki romana, kırk beş yıl sonra eklenen yeni bir son daha var: Tahmine'nin Son Sırrı. Yazar, sonsözünde neden böyle bir hikâye ekleme ihtiyacı duyduğunu anlatıyor. Açıkçası, ben de kitabı bitirdiğimde onunla benzer bir düşünceye kapılmıştım. Ama bu son metni okuyunca yapılan eklemenin hem oldukça romantik hem de yazarın yarattığı karakterlere ne kadar bağlı olduğunun bir göstergesi olduğunu düşündüm. Bu metin tam anlamıyla bir klasik. Rus romanlarında rastladığımız o güçlü olay örgüsüne sahip. Karakterlerin iç monologları oldukça fazla olmasına rağmen anlatının ritmini hiç bozmuyor; aksine onları psikolojik açıdan daha yakından tanımamıza imkân veriyor. Bunun yanında, bizdeki klasiklerin taşıdığı o tanıdık duyguya da sahip. Okurken kalbi titreten bir ton hep var ve anlatının sesi hiç düşmüyor. Sade bir dille yazılmış olmasına rağmen basitlikten çok uzak; derinliği olan, yaşamdan çok insanın iç dünyasına yönelen bir roman. Ak Liman'da bir yayınevinde
Beş Katlı Apartmanın Altıncı KatıAnar Rızayev · Ketebe Yayınları · 20231,855 okunma