Sonata güldüğünü düşünmek be kötü aq
Artık onun tüm gülüşleri, cıvıl cıvıl çıkan o sesi ve etrafına yaydığı mutluluk… Tüm bunlar artık başka bir adamın mı olacaktı? Düşüncesi bile beni delirtmeye yetiyordu. Onu kendim dışında kimseyle düşünemiyordum! Farah’ı zamanla unutabileceğimi sanmıştım, zaten bu yüzden o sikik mahkemede bu kadar büyük konuşmuştum. Ulan Karun gibi değiliz demiştik ama bir an önce bir şeyler yapmazsam Karun’dan daha beter hale gelecektik!
Wîjdan..
Wîjdan; kurte-çîrokeke xweşik, lê di nav rûpelên zeryên kitêbeke kevnar de jibîrbûyî. Wîjdan; sonateke nermik û melûl, lê li ser piyanoyeke bi torên pîrhevokan rapêçayî û sonata musîknasekî kal, tenê û jibîrbûyî. Wîjdan; bîranîneke nezelal ji rojên rabirdû, mûyekî şikestî ji firça wênekêşekî dîn...
Kurdî
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yeğeni gurura benziyor
Senin de yerin çok kolay doldurulabilir.” “Sonat piçiyle mi yerimi dolduruyorsun?” Alayla konuştuğunda gözlerindeki öfkeyi ve kıskançlığı benden saklamanın bir yolu yoktu. “Her fırsatta ona sarılıyorsun ya, mutlu musun bari onunla?” Sonat’a sarıldığım gibi bir kez bile ona sarılmadığım için bunun sinirini ve kırgınlığını hep yaşayacaktı. “Mutluyum.” Sonat’la aramda hiçbir şey yoktu, hatta onunla olan dostluğumu bile bitirmiştim. Fakat Gurur ısrarla tam aksine inanıp canımı sıktığı için biraz da ben onu kızdırmak istedim. “Sonat çok düşünceli biri.” “Benim ne düşüncesizliğimi gördün?” İstemsizce kendini Sonat’la kıyaslarken yeşil gözlerinde delici bir ifade vardı. “Söyle, sana ne fenalığım dokundu?” “Gurur biz boşandık, artık bunları konuşmanın bir anlamı yok.” “Haklısın, sen bir tek Sonat’la konuşmak istersin!” “Çocuğun yanında bağırıp durma.” “Bağırmıyorum, sesim gür çıkıyor!” “Kıs o zaman sesini!” Beni taklit ederek Defne’yi gösterip, “Çocuğun yanında bağırıp durma,” dedi sakince. Elimden bir kaza çıkmadan şu evden gitmek istiyordum. Kaşlarımı çatarak ona boynumla haşır neşir olan ufaklığı gösterdim. “Bu vatoz balığını kucağına almak ister misin?” “Yeğenime vatoz balığı diyemezsin.” “Boynumu emiyor yine.” “Daha önce de söylediğim gibi o zevk sahibi bir bebek.” “Ya bu nasıl bir bebek ki mahremiyetine önem veriyor, prensip ve zevk sahibi. Böyle bebek mi olurmuş?” “Biz Kalenderlerde her çeşit var, renkli bir aileyiz.” Omuzlarını hafifçe silkerek çay bardağını dudaklarına yaklaştırdı. “Tabii sen Kalenderler yerine Sungurları tercih edersin, bu da Defne kadar bile zevk sahibi olmadığını gösterir.” Her konuyu evirip çevirerek mutlaka Sonat’a getiriyordu.
"Aynen! Basılı tut! Tüm siteye gecenin bu saati müzik zevki yaşatalım çocuk!" "Güzel fikir!" "Çok seviyorsan bunu, sana bir plak alayım... Bir de pikap. Kendi evinde dinle! Bazen sırf zilime basmak için bana geldiğini düşünüyorum!" John'a hiçbir zaman, Harvard Üniversitesi'ndeki Matematik Eğitimi'ne kabul edildiğim için üniversiteme gittiğim gün, arabada Beethoven'ın Moonlight Sonata'sını dinlediğimi söyleyememiştim. John hiçbir zaman, bu zilin sesini dinlemenin bende yarattığı tesadüfi duyguları bilemeyecekti. Hiçbir zaman kendi kendime dinleyemediğim bu müziğin bana hep Nazlı'yı hatırlattığını ve bunu dinlemeye bir tek kendisinin yanında cesaret edebildiğimi bilemeyecekti.
Alıntı
Hani ömür boyu tek eşliydiler:))
Kraliyet penguenlerinden biri olan Coda yemek yemiyor. Eşi Arpeggio onu Sonata adında bir başka dişi penguen için terk ettiğinden beri perişan.
Sayfa 54 - Doki Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
"Hiç ışık olmasın, Ay Işığı sonatını karanlıkta çalsın ki, etrafın aydınlanışını daha iyi görelim."
Sayfa 266