Okuması Yorucu :(
5/10
·%30 (142/464 syf.)·
Yok arkadaş olmuyor, kitap bir türlü açılmadı, ilerlemiyor. 140 sayfa dayanabildim. Yanii fantastikli, büyülü falan kitapları severim ama bu kitap 140 sayfaya gelmeme rağmen hala aynı yerinde sayıyor. Bir de bir geçmiş, bir şimdiki zaman şeklinde bir anlatımı var. Normalde bu beni sıkmaz ama bu kitapta sıkmaya başladı. Şimdiki zaman (Kış) kısmında okuduğumuz benzer şeyleri geçmiş (Geçen Sonbahar) te de okumak zorunda olmak beni bayağı yordu. Ve ayrıca yazarın bir şeyi çok detaylıca anlatması beni yordu. Bu yazarın daha önce GrishaVerse (Gölge ve Kemik) serisinden üç kitabını okumuştum o kitaplar çok akıcıydı, üç kitabı çok rahat okudum. İlk defa bir kitap beni yordu, sıktı. Ve ilk defa bir kitabı yarım bıraktım. Neyse umarım yazarın son çıkan kitabı İfrit de böyle değildir.
Düşünce
Dokuzuncu CemiyetLeigh Bardugo · İthaki Yayınları · 2021630 okunma
10/10
·528 syf.··
2026 56. kitabı
ALTINLA DOKUNMUŞ 𝕭𝖗𝖎𝖆𝖗’ı𝖓 𝕮𝖆𝖓𝖆𝖛𝖆𝖗𝖑𝖆𝖗ı Elizabeth Helen Serimizin ilk kitabı perilerin büyülü diyarında yaşayan dört vahşi prens ve o diyara sonradan dahil olan güzel prensesimizi tanıyarak başlamıştı. 𝐃𝐢𝐤𝐞𝐧𝐥𝐞𝐫𝐥𝐞 𝐁𝐚ğ𝐥ı’nın sonuna geldiğimde ise aklımda ki tek soru maceramızın nasıl devam edeceği olmuştu ve 𝐀𝐥𝐭ı𝐧𝐥𝐚 𝐃𝐨𝐤𝐮𝐧𝐦𝐮ş’un sayfaları ilerledikçe anladım, bir maceradan çok daha fazlasıydı prensesimiz ve prenslerimizin yaşadıkları. İlk kitabımızın sonunda insanların dünyası Orca Koyu’na sürgün edilen Rosalina,ikinci kitabımız başlarken Büyülü Vadi’ye ve kalbini bıraktığı prenslere dönmeye çabalar. Kendisini hala nişanlısı olarak gören Lucas ise Rosalina ve babası için tam bir baş belasıdır. Hikâyemiz hiç durulmadan ve o kadar heyecanlı ilerliyor ki tam bir olay çözülüyor derken yenisi başlıyor. Özellikle Sonbahar Krallığı’nı etkisi altına alan gizemli ve ölümcül don felaketi kitabımızın temposunu daha da yükseltiyor. İkinci kitabımızda ilk kitabımıza kıyasla karakterlerimizin gelişimleride çok iyiydi.Özellikle Rosalina’yı ilk kitabımıza göre çok fazla sevdim. Daha güçlü, daha olgun ve duygularını daha iyi yönetebilen bir karaktere dönüşmesini de keyifle okudum. Sadece fiziksel anlamda değil, zihinsel olarak da geçirdiği değişim hikâyemizi benim için çok daha etkileyici hâle getirdi. Farron ise bu kitabın yıldızıydı. Karakterinin katman katman açılması, yaşadıkları ve iç dünyası beni ona tamamen bağladı. Dayton her zamanki gibi eğlenceli olsa da bu kez onun farklı yönlerini görmek de çok güzeldi. Ezryn’i ise ne yazık ki yeterince okuyamadığımızı düşünüyorum ve ona daha fazla bölüm ayrılmasını isterdim. Keldarion de hâlâ beni en çok zorlayan karakterlerden biri; davranışlarının ardında mutlaka bir sebep olduğunu hissediyorum ama şimdilik onunla tam anlamıyla bağ
Altınla DokunmuşElizabeth Helen · Sonsuz Kitap · 202624 okunma
Reklam
8/10
·186 syf.··
Beğendi
·
2026 113. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Abdulhadi Muradi kaleminden Pergelin İki Ucu kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 186 sayfalık bir kitap •Her gün binlerce düşünce geçiyor aklımızdan, binlerce hayal kuruyoruz. Peki, kaçını gerçeğe dönüştürmek için küçük de olsa bir adım atıyoruz? Bugün karşınıza, tam da bu sorunun ortasına bomba gibi düşen, okurken kendimi sürekli Ben bugüne kadar kime evet derken kendime hayır dedim? diye sorgularken bulduğum harika bir kitapla geldim. •Kitap tür olarak tam bir kişisel farkındalık ve içsel dönüşüm rehberi. Ama öyle klişelerden tamamen uzak. •Beni en çok vuran kısımlardan biri Pergel Teorisi oldu. Yazar diyor ki; insan hayatta bir pergel gibi olmalı. Bir ayağını kendi değerlerine, kalbine, yani merkezine sağlamca sabitleyeceksin ki, rüzgarda savrulan bir sonbahar yaprağı gibi oradan oraya sürüklenmeyesin. O sabit ayak orada durdukça, diğer uca ufukları, dünyaları, yeni yolları keşfetme özgürlüğü doğuyor işte. •Bir de o kaçışlarımızla yüzleşme anı var... Kaçtığımız ne varsa bir gün karşımıza çıkar, çünkü ruh yarım kalan hiçbir duyguyu unutmaz satırını okuduğumda durup uzun uzun düşündüm. •Kendinize bir iyilik yapın ve pergelin o sabit ayağını bulmak için bu yolculuğa bir şans verin. Yazarımızın kalemine sağlık Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Pergelin İki UcuAbdulhadi Muradi · Kam Yayınları · 20262 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 97. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:44
Şiirde kelimeler ve dizeler genellikle temel anlamlarında kullanılmıştır. Aslında şiirde bulunan nesnelerin gerçek varlıklarla birlikte çağrıştırdıkları anlamlar da vardır. Şiirde kapalı bir anlatım söz konusu değildir. Bununla birlikte şiirdeki anlam çok açık da değildir. Şair, açık bir anlatımla derinlik arasında bir paralellik kurmuş görünüyor. Şiirin konusu: aşktır. Şiirin teması; büyük bir tutkuyla bağlanılan, şairde derin izler bırakan sevgiliye duyulan özlemdir. Şiirde bir aşk hikâyesi ve bıraktığı derin izler anlatılmaktadır. Şair, bir kadına tutkuyla bağlanmış ama araya ayrılık girmiştir. Bu ayrılık sürecinde şair, sevgilisini unutamamış, tam tersine ona olan tutkusu ve bağlılığı gitgide artmıştır. Mevsim sonbahar, vakit akşamdır. Şair, İstanbul’un sokaklarında aklında sevgilinin hayali, kalbinde aşkı dolaşmaktadır. Akşam karanlığında bulutlar parçalanmakta, şimşekler çakmakta, hafiften yağmur yağmaktadır. Şair, aşkının rüzgârıyla savrulurken gördüğü her şey ona sevgiliyi hatırlatmaktadır. Ne yapsa, neyi tutsa, nereye gitse onsuz olamayacağını, onu aklından çıkaramayacağını bilir. Hayalinde sevgilinin çocukluğunu, şimdi neler yaptığını, gelecekte neler yapacağını düşünür. Şiirde dış dünyaya ait bazı nesneler, doğal olaylar ve somut varlıklar büyük oranda şairin o anki ruh haline, duygularına bağımlı olarak değerlendiriliyor. Sonbahara hazırlanan ağaçlar, karanlıkta parçalanan bulutlar, birden yanan sokak lambaları gibi nesneler ve doğal varlıklar hep şairin ayrılık acısını ve hüznünü yansıtır niteliktedir. Ayrılığın getirdiği özlem duygusu ve sevgiliye kavuşma ümidi şiir boyunca kendini hissettiriyor. Ancak bu duygular melankolik bir seviyede değil gerçekçi bir sınırda tutuluyor. Aynı zamanda şairde, kuvvetli bir yalnızlık duygusu da görülüyor. Şair,
Şiir
Ben Sana MecburumAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,3bin okunma
Soyang-ri’nin Kitap Mutfağı
6/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:31
Seoul’un karmaşasından kaçıp küçük bir köye sığınan Yujin’in, eski bir evi kitap mutfağına dönüştürmesi ve burayı hem kafe hem konaklama yeri yapması fikri baştan sona çok çekici geldi. Tarçınlı kurabiyelerin kokusu, pencereden görünen dağ manzarası, ateş böcekleriyle dolu yaz geceleri ve raflardaki kitaplar… Okurken gerçekten o köydeymişim gibi hissettim, huzur doldu içime. Yujin’in kendi yaralarını da yanına alıp bu mekânı kurması ve farklı hayatlardan konukların burada kısa süreliğine de olsa kendilerine gelmesi güzel işlenmiş. Her konuğun kendi hikâyesiyle gelip, mutfakta sohbet ederken veya kitapların arasında gezinirken bir nebze iyileşmesi, küçük mutlulukların gücünü hatırlatıyor. Özellikle mevsim değişimlerini ve doğayla iç içe geçen günlük ritüelleri anlatan kısımlar çok akıcı ve sıcacık. Fakat tam 6 puan vermemin sebebi var: Hikâye yer yer fazla “her şey yoluna girecek” moduna giriyor, karakterlerin dönüşümleri biraz hızlı ve yüzeysel kalıyor. Benzer “kitap kafe + iyileşme” temalı romanları sevenler için de yeterince yeni bir tat sunmuyor maalesef. Tempo oldukça yavaş, bu da bazı bölümlerde sayfaları çevirirken “acaba bir şey olacak mı” dedirtti. Yine de eğer hayatın gürültüsünden bunaldığınız bir dönemdeseniz, yeni başlangıç hayalleri kuruyorsanız veya sadece birkaç saatliğine sakin bir köşeye kaçmak istiyorsanız keyifle okuyacağınız bir kitap. Okuduktan sonra insanın içi ısınıyor, kitaplara ve küçük ritüellere olan sevgisi tazeleniyor. Özellikle sonbahar-kış aylarında battaniye altında okumak için biçilmiş kaftan. Kısaca: Büyük bir edebi başyapıt değil ama samimi, sıcak ve iyi niyetli bir mola kitabı. Ben okuduğuma memnun oldum, ara sıra o mutfağın ve köyün havası aklıma geliyor hâlâ. Kim Jee-Hye’ye teşekkürler. İyi okumalar dilerim.
1000Kitap
Soyang-ri'nin Kitap MutfağıKim Jee-Hye · Athica Yayınları · 2025657 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 3. kitabı
İlk kitabını bayıla bayıla, gözlerimden ışıklar saça saça okuduğum serinin ikinci kitabı: İçsel kentlerin en karanlık kuytu köşelerinde dolaşan, bir bedenin ve bir kişiliğin ne için özenle oluşturulduğunu açıklayan ve zevkin farklı bedenlerdeki yansımasını bizlere sunan bu kitap kesinlikle çok cesur. Anais Nin'in bu özelliğini çok seviyorum, bir kompozisyon misali anlatıyor kurguyu. Yalnızca düşünceleri, yalnızca içsel kentlerin betimlemelerini okuduğunuzu sanıyorsunuz ama anlatılanlara bir dayanak bulmak istediğinizde aslında zihninize ufaktan bir kurgunun yerleştirildiğini görüyorsunuz. Peki ya bu kitap ne ile mi alakalı: aşk, aşk ve daha çok aşk, farklı yaşlarda aşk, farklı bedenlerle aşk, sorgulanmış ya da direkt kabul edilmiş aşk, yasak veya yaşanmayan aşk ve evrende var olmuş tüm duyguların en derinliklisi olan bir kadının üzerinde aşk!! Bu kitabı okurken, aydınlandığımı hissettim. "Ivır zıvır" hissettim kendimi, anlatacak bir içsel kentim olup olmadığını düşündüm kara kara. Çünkü kitaptaki derinliği okurken anlıyordum bahsedilenleri ama günün sonunda evrensel sıcaklık öyle ağır basıyordu ki yalnızca Djuna'nın istediğini istiyordum sonunda: Her bahar, her kış, her sonbahar tüm doğallığıyla değişip dönüşen, vakti geldiğinde usul bir rüzgarla yere kapaklanmaktan çekinmeyen sıcak, sıcacık bir yaprak olmayı, bu sıcaklıkla yaşamayı! İçimde derinlerin var olduğunu hatırlatacak kadar iliklerimde akan bir sıcaklığın olmasını ama gündeliğe Jay'in gözleriyle bakabilmeyi istedim. Bir erkeğin "erkek" olmasını inceleyebilmeyi, gelecekle randevuya çıkabilecek kadar yasaklı olabilmeyi istedim. Bu seriyi okurken karakterler öyle derinlikli, öyle farklı farklı anlatılıyor ki dünya üzerinde yaşayan herkesin içsel kentleri var mı merak ediyorsunuz. Benim bu soruya bulduğum cevap
Albatrosun ÇocuklarıAnais Nin · İthaki Yayınları · 202011 okunma
Reklam
Reklam