Ey ruh, anlat bedene yaklaşan serüvenlerini, bir arada tutan maddenin devinimlerini. Yüksel tütsü dumanlarıyla, dökül toprağa yağmurlarla. İn köklerin en derinlerine. Dön sonra toprağa, sonbahar yaprakları gibi; uzanıp kış boyunca çürümeyi beklemek için. Toprak dediğin bir zamanlar hayattı, canlıydı; kutsaldır.
Ursula K.Le Guin, Dön Toprağa
İnsanın kendi yaşayaşına ilham veren bir şey olması gerektiğine inanırım, "yaşıyorum" hissi veren bir şey, benimki sonbahardır. Yürümek ve yürüdükçe kendimi bulmak için bundan daha güzel bir mevsim düşünemem.
“Öfkeden yoruldum. Acımasızlıktan yoruldum. Bencillikten yoruldum. Bunu durdurmak için hiçbir şey yapmamamızdan yoruldum. Bütün bunları teşvik etmemizden yoruldum. Süregiden şiddetten yoruldum, yaklaşmakta olan, gelmekte olan, henüz gerçekleşmemiş olan şiddetten yoruldum. Yalancılardan yoruldum. El üstünde taşınan yalancılardan yoruldum. Bunun olmasına izin veren yalancılardan yoruldum. Bunları aptallıkları yüzünden mi, yoksa kasten mi yaptıklarını merak etmek zorunda kalmaktan yoruldum. Yalan söyleyen hükümetlerden yoruldum. İnsanların kendilerine yalan söylenmesine artık aldırış etmemelerinden yoruldum. Bu kadar korkmaya mecbur edilmekten yoruldum. Düşmanlıktan yoruldum.”
Sevemeyenler, hiçbir zaman doymayan ağaçlar gibi hep sevgiyi ararlar. Hep güneşe dönen günebakanlar gibi hep sevgiye dönen ve ona hiç ulaşamayan zavallı,sapsız çiçeklerdir onlar.