10/10
·471 syf.··
2025 62. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2025 23:15
Aklınızı başınızdan alacak bir kitap okumak ister misiniz.. sevgili arkadaşlar #johnverdon #aklındanbirsayıtut adlı kitabı yorumlayacagimm.kitap polisiye ve sizi son sayfasına kadar merak uyandırıyor..Her sayfası yine olaylar sinsilesi...Ben bu yazarın üçüncü kitabını okuyorm...Böyle bir polisiye okumadinz bana kalırsa ..tabiki yine dedektifimiz iş başında ama bu sefer arkadaşının katilini bulmak için.. Dave gurney 47 yaşında yeni emekli olmuş NYPT cinayet dedektifidir emekli olduktan sonra eşi Madeline ile birlikte bir evde şehir dışında yaşamaktadır.Dave nin ilk eşinden biri oğlu vardır şimdiki eşinden olan oğlunu çocukken kaybetmiş ve bununla ilgili kendini suçlayan bir adamdır.. Dave 25 sene önce karşılaşmadığı sınıf arkadaşı Mark mellery kendisi ile görüşmek ister.Mark melleryin posta kutusuna bir imzasız mektup bırakılmıştır mektup kırmızı mürekkeple yazılmış 1 ile 100 arasında bir sayı tutması söylenmiş, Mark 658 sayısını tutmuştur..Mellery başından geçenleri anlatır.Daveden kendisine yardım etmesini ister fakat Dave polise gitmesini söyler ama polise başvurmaz aradan zaman geçer radyoda Mark melleryin ölüm haberini duyar... Bölge savcısı Daveden bu olayı araştırması için yardım ister.. Mark evinin önünde kırık bir viski şişesiyle boğazından defalarca kesilip öldürülmüştür.. Aradan zaman geçer.Albert rutten,Richard kartch,polis memuru Gary sissek önce silahla vurulup sonra boğazı kesilerek öldürülür bu öldürülen kişilerin tuttuğu sayı 658'dir katil 658 sayısını söyleyen kişileri liste yapmıştır fakat Gary sissek sadece polistir katilin polislere karşı da bir zaafı vardır.. katil Bir de bunlardan 289.87 dolar ister bunu da çek ve nakitle tahsil edilmesini ister. Ve bunları bir adrese yollattırırım adreslerini oradan tespit eder Ayrıca bir de ölülerin yanlarına
Aklından Bir Sayı TutJohn Verdon · Koridor Yayıncılık · 20231,712 okunma
7/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2025 22:06
Bu kitap 1963'te yayınlanmış, yazıların belki de hepsi 62 senesinde yazılmış. Aslında kitaba adını veren Batış Yılları kısmı kitabın ilk yarısını kaplıyor. II. Meşrutiyet'in hemen öncesinden başlayıp I. Dünya Savaşı'ndaki nihai bozgunla bitiyor. Falih Rıfkı Atay bu kitaba yazdığı önsözde amacının batış yıllarında yapılanları göstererek günümüz gençlerini uyanık tutmak olduğunu söyler ama esasen kitabın ikinci bölümünde bu amacı daha canlı tuttuğunu görüyoruz. İkinci bölümde Atay daha ziyade Atatürk'ün ölümü sonrası izlenen politikaları ve halkın şu anki durumunu eleştirerek daha sert bir tonda yazılar kaleme almıştır. *** İlk bölümde daha çok İttihatçıların oldukça vatansever olmalarına karşın aslında epeyce de cahil olup memleketi nasıl idare etmeleri gerektiğine dair fikir ve planlarının bulunmayışı, Anadolu'nun kötü durumu, müslüman halkın yaşayışının dış hadiselerden bağımsız kendi zamanınca akması üstünde durmuş. Bu konuyu İstanbul mahallelerini anlatırken de işliyor. Hristiyan mahalleleri ne kadar canlı ise müslüman mahalleleri de o kadar uyuşuk, zamanın durduğu sanılacak yerlerdi, diyor. Kasaba hayatında da buna benzerlik buluyor. Ankara'da Ermeniler'in hayatının yine canlı ve neşeli olduğunu vurguluyor. Anadolu'nun durumu hakkında sayfa 87'deki şu alıntı durumu özetlemektedir: "Eskiden millet deyince Rumeli Türklüğünü anlardık. Millet sınırı belki Bursa ve Eskişehir'e doğru biraz uzardı. Anadolu bize bir "bütün" duygusunu vermezdi. Bölge lehçeleri birbirleriyle anlaşamayacak kadar farklıydılar. Konyalı, Trabzonlu ve Bitlisli birbirleri ile Üsküplü, Manastırlı ve Selanikli Türkler gibi yuğrulup kaynaşamazdı. Anadolu İstanbul'dan adam süreceğimiz veya Arnavutluk'ta, Yemen'de yeniden onbinlerce adam öldürmemiz gerektiği zaman hatıra gelirdi. Araplar da
İmparatorluğun Batış YıllarıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 2022429 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·143 syf.··
Beğendi
·
2025 107. kitabı
Merhaba bugün sizlere günün anlam ve önemine yakışan çok güzel bir kitapla geldim. "87 OĞUZ" Bu kitap Nimet Çalapala ve eşi,önemli edebiyatçı Rakım Çalapala tarafından "Cumhuriyetin onuncu yılında yazılan milli bir çocuk romanıdır." Kitabımızın konusu fakir ama gayretli bir çocuğun her türlü zorlukla savaşarak okulunu nasıl başarıyla bitirdiğini anlatmaktadır. Tabi o dönemin hayat şartlarını ve eğitim sistemini de öğrenmiş oluyoruz. Kitaba ismini veren baş kahramanımız Oğuz ailenin tek çocuğudur.Anne ve babası biraz yaşlıdır.Çok zeki,aktif,sürekli hareket halinde olan,edebiyatı ve tarihi seven;bir o kadar da haylaz bir çocuktur . Dört aylık aradan sonra okullar açılacak ve Oğuz dördüncü sınıfa başlayacaktır. Annesi her zamankinin aksine onun için kahvaltı hazırlamıştır. Babası ona bir sürü nasihatte bulunmuştur.Oğuz, her sene olduğu gibi bu sene de yeni defter ve kitap alamayacağını bilse de kendi kendine karar verir: Çok çalışacaktır. Okul numarası 87 olan Oğuz okula heyecanla gider ve arkadaşlarına kavuşur.Arkadaşları sınıfın en yaramazı olan Oğuz'u çok severlerdi. Okul açıldıktan bir kaç hafta sonra sınıfa Selim adında yeni bir öğrenci gelir ve Oğuz'un sıra arkadaşı olur. Selim çok zengin bir aileye sahip,narin bir çocuktur. Oğuz onu hiç sevemez.Selim'in derslerinin çok kötü olduğunu öğrendiğinde de ona küçük çaplı eşek şakaları yapmaya başlar. Okulda çeşitli programlar geziler tertip edilmeye başlayınca Oğuz'dan mutlusu yoktu.Çünkü o da programlarda aktif rol alıyordu. Selim'e olan duyguları ise hiç değişmeden devam eder.Ta ki bir gün Selim'in babasının işleri yüzünden intihar ettiğini duyana kadar. Arkadaşları ve öğretmeni ona destek olurlar. Fakat artık Selim'in en büyük destekçisi sıra arkadaşı 87 Oğuz'dur.Artık Oğuz Selim'e sürekli ders çalıştırmakta, onun
İnsana ve Hayata Dair
87 OğuzNimet Çalapala · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 2006442 okunma
10/10
·336 syf.··
2025 55. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2025 13:15
Kumar sizce zeka isimidir? selam arkadaşlar bu yazarın kalemiyle yeni tanıştım ve bayıldım...Sayfaların hiç birinde sikilmiyorsunuz..Çünkü her sayfada olay var..İki cinayetle başlıyor kitap tam olaylar ilerliyor öbür cinayete geçiliyor merak uyandırıyor..Baskomir Perihan Uygur polisiyesiyle karşı karşıyayız..Polisler ve sevcilar kadın..Diğer polis arkadaşları aralarında bunlara bacılar bölüğü diyor neyse kitabın özetine geciyorm ben Yıl 1993 Perihan komiser cinayet büroya yeni atanmıştır gafur başkomiserle çalışmaktadır ilk cinayet vakasıdır iki apartmanın arasına sıkışmış müştemilatta işlenmiştir ölen kişi Haris muharremoviçtir. 28 yaşında Yugoslavya vatandaşıdır iç savaştan sonra İstanbul'a gelmiş tekstil atölyesinde kaçak işçi olarak çalışmaktadır bu ölen kişi Siirt ile 30 yaşında 3 ligde futbol oynamış yakın geçmişte birçok suça katılmış ragıpla yaşamaktadır bu olayı araştırmak için gafur komiser ve Perihan olaya dahil olurlar.. 30 sene geçer Perihan başkomiser olur kafir komiser emekli olur ve vefat eder Perihan işinde en iyisi olmuştur. Eski milletvekili 87 yaşındaki ünlü iş insanı sadık Aksoy kan emekli hayatı yaşarken her ay kumar oynamaya girme de Bir otelde ölü bulunur..KKTC emniyet müdürlüğü destek talebi ile Ankara'dan başsavcı Yelda akan su ve İstanbul'dan Perihan başkomisere Kıbrıs'a gidip olayı araştırmaya başlarlar. Sadık alpsoykan'ın yanında hizmetinde bulunan bakıcısı Yakup obruk ta kayıptır..İki üç gün sonra onunda cesedini bulurlar.. sadık Alpsoy kan'ın ölümünü bakıcısına bağladıkları ve o da ölü bulunduğu için tam dosya kapandığı anda Perihan komiser sadıkalpsoykan'ın 5 çocuğunun o sıralarda Kıbrıs'a gelip gelmediğini araştırmasını ister ve olaylar bundan sonra hızlıca gelişir Ayrıca İstanbul'da tarlabaşı'nda bir cinayet vakası gelir Aylin
KumarbazTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2025303 okunma
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 135. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2025 10:49
Bugün sizlerle birlikte Doğa Habercisi dergisinin baş editörü Erdinç Bey'le yurt dışında eğitim almış, entelektüel, sevilen, sayılan, varlıklı, başarılı iş insanı Onat Derman'ın 2 sene önce yerleştiği Dranazlar'da yer alan doğa evine konuk olalım. Röportaj yapma maksadı ile yola çıkan Erdinç Bey, Onat Bey'e ulaştığında ondan doğa, hayat, canlılar, insan ilişkileri, duygular hakkında birçok fikir edinir. Aynı zamanda doğada yer alan birçok canlı ile de dost olma imkanı sağlar. Onat Bey olgunluğuyla bizlere yalnızlığın bir kayıp değil seçim olduğunu, doğanın iyileşme gücünü, paranın her daim mutluluk getirmediğini gözler önüne seriyor. Su gibi akan 87 sayfa sanki onlarla birlikte o dağ evinde ben de ikamet etmişim gibi bitti. Tavsiye ederim. @osmanpamukoglu @inkilapkitabevi Bu eseri Melis Ünler #kısakısaokuyoruz etkinliğinde okumak için seçtim ~ "Hayat hareketten ibarettir. Hayatın içeriği ve özü de harekettir. İnsan her gün yeterince hareket etmezse sağlıklı kalamaz." ~ "Herkes, meydanda yaşamasa da güneşi hissedebilir. Ama ancak doğada, sık sık insanlığın durağan ve hüzünlü halini özgürce dinleyerek bakmayı öğrenebilir." ~ Reklam değil.
Özgürleşme ArzusuOsman Pamukoğlu · İnkılâp Kitabevi · 202521 okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2025 40. kitabı
Atam’ın herkese okunmasını tavsiye ettiği ama benim bir türlü dönüp de okuyamadığım bir kitaptı. Kitapların bir zamanı olduğuna inanan biri olarak aslında bu kitabı hayatımın çok doğru bir noktasında okuduğumu fark ettim.Birçok şeyi anlamlandırmada ve duygularımı yansıtmakta bu kadar iyi başka bir kitap olamazdı. Yaşadığımız toplumun ve dünyanın eksiklerinin ne olduğunu o kadar net ve güzel bir şekilde aktarmış ki gerçekten tüm toplumun açıp okuması ve üzerine düşünmesi gereken bir kitap. 87 sene önce aramızda ayrılan bir adamın,bir kahramanın bu kadar ileri görüşlü olması,toplumu bu kadar iyi analiz edebilmesi ve gelecekteki ihtiyaçlarını çok net görebilmesi onun nasıl bir dahi olduğunun kanıtıdır.Kitabı okurken onun gösterdiği ve yaptığı her şeyin temelini çok daha iyi anladım…
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Demete Yayınları · 0124,9bin okunma