Puan vermedi
Adli Tıp Dosyaları: Beş Duyunun Kasabı, serinin ikinci kitabı olarak ilk kitaptan aldığı ivmeyi kaybetmeden okuru hikâyenin içine çekmeyi başarıyor. Adli tıp uzmanı Soner, savcı Volkan ve Aykut üçlüsünü yine karmaşık cinayetlerin izini sürerken görüyoruz. Ancak bu kez karşılarında sıradan bir katil yok. Katil, kurbanlarını öldürmekle yetinmiyor; onları beş duyularından da mahrum bırakarak ardında ürpertici bir imza bırakıyor. Gerilim dozu her sayfada biraz daha yükselirken, olay örgüsü sizi merak duygusuyla sayfaları çevirmeye zorluyor. Polisiye ve gerilim türünü seviyorsanız, nefesinizi zaman zaman tutarak okuyacağınız bu kitap kesinlikle listenizde olmalı. Gizem, gerilim ve adli tıp detaylarıyla dolu sürükleyici bir okuma deneyimi. Benim tavsiyemdir.
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202623 okunma
Bir kadının ruhu nerede söner, nerede dilsizleşir kadın...
Puan vermedi·75 syf.·
2026 64. kitabı
Her şey, doğduğu o ilk evde, çocukluk ve genç kızlık yıllarında başlar. Daha büyüyemeden "el alem ne der" baskısıyla kuşatılır, hayalleri elinden alınır ve hayatı sadece katlanılması gereken bir "görevler" dizisine dönüştürülür. Bir kadının ruhu; kendi hayatı hakkında tek bir özgür cümle kuramadığı, içinden geldiği gibi "hayır" ya da "evet" diyemediği o ilk gençlik yıllarında, sessizce ve erkenden söndürülür. Bu dilsizlik bizim topraklarımıza da hiç yabancı değil; azaldı ama bitmedi... Kadınlar mutsuzluğa, dayatılan evliliklere, kapalı kapılar ardındaki darbelere, hor görülmeye ve sessizce yok edilmeye çoktan doydu, fazlasıyla doydu. Handke'nin annesi de tam olarak bu doymuşluğun, bu dilsizliğin kurbanlarından biri. Okuduğumuz hikaye onun hikayesi. (-mi sadece?) Genelde kurgu dışı kitapların incelemelerine göz atarım; yazım tekniğiyle alakalı yorumlar var mı diye anahtar sözcükler ararım, fikir versin diye. Okunma istatistiklerine ve inceleme sayılarına ise genelde hep bakarım, "çünkü ben de ekonomistim" :) Okunurluğu 500’ü bile bulmamış bu incecik kitap hakkında, çoğunluğu kadınlardan gelen bayağı bir inceleme kaleme alınmış. Fakat ben asıl özetle, "Okuyucuya hiçbir şey katmayan, zerrece önemsiz bir kitap" yazan bir okurun satırlarını görünce bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı duydum. Hiç mi bir insanın dilsizlikle nasıl kişiliksizleştirildiğini görmedin? Hiç mi o parlatılmış pencerelerin arkasındaki görünmez emeği, o "biçimi kusursuz sefaleti" sezmedin? "Be adam!" diye yükselmedim dersem yalan olur. Ne acı bir duygusuzluk ama... Belli ki ne kadınları, ne taşrayı ne de yazarın o çiğ dürüstlüğünü zerre kadar anlayamamış. Ama gayet göğsünü gere gere yorumunu yapmış. İlginç... Bize hiçbir şey katmadığı iddia edilen bu "önemsiz" kitap; yoksulluğun sadece cüzdanı
Alıntı
Mutsuzluğa DoyumPeter Handke · Ada Yayınları · 1985434 okunma
Reklam
Puan vermedi·208 syf.··
2026 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 22:14
Beyaz Geceler, bir hayalperestin ulaşabileceği en uç noktayı ve bu noktadan sonra yaşayabileceği en derin hayal kırıklığını anlatan en güzel öykülerden biridir. Kurduğu hayaller öylesine canlıdır ki etten kemikten insanlar ona başka dünyalardan gelmiş uzaylılar gibi görünür. Aşk ve sevgi sanki bu yabancı varlıklara aittir; hayalperest ise o duygulardan mahrum bırakılmıştır. Bir gün uzakta bir ışık görür ve ona doğru koşar. Umudunu yitirmeden daha da büyük hayaller kurmaya başlar. Fakat ışık söner. Hayalperest yine kendi dünyasına, yalnızlığına terk edilir. Önünde hâlâ kurabileceği sayısız hayal vardır; ancak mutluluğa bu kadar yaklaşmışken bile yalnızlık onun peşini bırakmaz.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,3bin okunma
10/10
·98 syf.··
Beğendi
·
2026 142. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:55
Ayçiçekleri İçin Uyku Vakti – Güneç Aydın Selam kitap dostlarımm Bugün kapağının renkleri kadar sıcak ve samimi bir kitapla geldim. İçinde birbirinden farklı 14 kısa öykünün yer aldığı bu kitabı okurken birçok farklı hayatın kapısını araladım. Yazardan ilk kez okuma yaptım ve kalemiyle tanıştığıma memnun oldum. Öykülerin tamamını severek okusam da beni en çok etkileyenler, Mesut ve Bahtiyar, Dövmeci Kadın Ayçiçekleri İçin Uyku Vakti oldu. Öykü kitaplarını ayrı bir seviyorum. Çünkü her hikâye bizi başka insanların hayatlarına misafir ediyor. Bazen bir gülümseme bırakıyor yüzümüzde, bazen de içimizde ince bir sızıya dönüşüyor. Her öykü yeni bir deneyim, yeni bir bakış açısı sunuyor. Kitapta yer alan Arka Bahçe hikâyesindeki Sarı Uğur, Gaye, Didem ve Ezgi; Mesut ve Bahtiyar öyküsündeki samimi diyaloglar; Ayçiçekleri İçin Uyku Vakti hikâyesindeki Şükran Hanım ve Zeynep uzun süre aklımda kaldı. Güneç Aydın, gündelik hayatın içinden sıradan gibi görünen anları insanın kalbine dokunan ayrıntılarla anlatmış. En sevdiğim yanı ise her hikâyenin ardından beni kısa bir düşünce yolculuğuna çıkarması oldu. Çünkü bazı hikâyeler bittiğinde değil, düşündürmeye başladığında değer kazanıyor. Kısa ama iz bırakan hikâyeler arıyorsanız, Birden çok hikâyeye konuk olmak onların hayatlarına girmeyi düşünüyorsanız, Mutlaka okumalısınız, çünkü ben okudum ve çok beğendim.
Ayçiçekleri İçin Uyku VaktiGüneç Aydın · Kaktüs Sanat · 20261 okunma
10/10
·284 syf.··
2026 41. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:30
​"Onlara ölümü değil, ölümü okumayı öğretecekti..." ​​ Gece yarısı çalan o telefonla başlayan, sayfalarca süren ve her satırında tüylerinizi diken diken edecek bir vahşet senfonisine hazır mısınız? Bugün size, son zamanlarda okuduğum en sarsıcı, en ters köşe polisiye-gerilim romanından bahsetmek istiyorum: Yazar Cihangir Işık’ın kaleminden Adli Tıp Dosyaları: Beş Duyunun Kasabı. ​​ Hikaye, Savcı Volkan’ın işinde bir numara olan Adli Tıp Uzmanı Soner’i gece yarısı bir cinayet mahalline çağırmasıyla başlıyor. Ama bu bildiğiniz cinayetlerden değil. Karşımızda kurbanlarını sadece öldüren değil, onları adeta birer vahşet sanatına dönüştüren, duvarları kendi kanlı alfabesiyle boyayan bir katil var. ​​ İlk kitap olan Kırmızı Ritüel’in o karanlık mirasını devralan bu romanda katil, kurbanlarını öldürmeden önce onların beş duyusunu (görme, işitme, tat, koku, dokunma) acımasızca yok ediyor. Üstelik tüm bunları tüyler ürperten bir ritüelle gerçekleştiriyor; kurbanlarının sadece duyularını değil, o ritüelin her bir aşamasında benliklerini ve ruhlarını da adım adım yok edip, ardından son darbeyi indiriyor. Adli Tıp Uzmanı Soner, Savcı Volkan ve Jandarma görevlisi Aykut bu caninin peşine düşerken, kendilerini yıllar önce kapandığı sanılan ama aslında hiç çözülmemiş bir geçmişin tam ortasında buluyorlar. ​​ Bu kitabı benim için benzersiz kılan şey, yazarının da tıpkı karakteri Soner gibi gerçek bir adli tıp uzmanı olması! Cinayet mahallindeki o mikroskobik deliller, otopsi sahnelerinin çiğ gerçekçiliği ve cesetlerin Soner’e fısıldadığı sırlar çok detaylı ve profesyonelce işlenmiş. ​​ Katil adeta Soner’e meydan okuyor, polislerle kedi-fare oyunu oynuyor. Tam işte her şeyi çözdük dediğiniz anda yazar öyle bir final fırlatıyor ki, bildiğiniz tüm taşlar yerinden oynuyor! ​​ Sahnelerin
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202623 okunma
Sıcacık Bir Kitap
8/10
··
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:55
Bu kitap okuduğum tüm süre boyunca benim içimi o kadar ısıttı ki, elimden düşürmeden okudum diyebilirim. Çok sadece bir dil ile yazılmış, belki de hikayeler basit öğretiler diyebileceğimiz bir hayat akışına sahip ancak siz yine de açık bir zihinle, “evet, bu açıdan bakılmalı bazen hayata” diyebiliyorsunuz. Ben tüm karakterlerin hikayelerinden kendime bir ders çıkardım diyebilirim. Kitap her yaştan insanı ele almış ve bakış açınızı bir başka yöne hayatınızın hangi döneminde olursanız olun çevirmenizi sağlayacaktır. Özellikle Japon kültürü eski öğretilere dayanan ve çıkarılan dersleri sonraki nesillere aktaran bir kültür. Bu açıdan özellikle bakınca sımsıcak, samimi ve başucu kitabı niteliğinde bir kitap diyebilirim. Keyifle okuyacağınıza eminim, iyi okumalar!
Aradığın Şey Kütüphanede SaklıMichiko Aoyama · Domingo Yayınevi · 20244,715 okunma
Reklam
Reklam