10/10
·392 syf.··
2026 31. kitabı
Merhaba arkadaşlar! Bugün size son zamanlarda okuduğum en naif, en 'aile' sıcaklığındaki kitaptan bahsetmek istiyorum: 'BAŞLANGIÇLAR KİTABI'. Kalbi kırık bir kadın, kiliseden kaçan bir rahibe ve 70 yaşında ilk kitabını yazmaya çalışan bir adam... Yolları bir kırtasiye dükkanında kesişen bu üç benzersiz karakterin hikayesine buyurmaz mısınız? Hikayemiz Jo Sorsby adında bir kadının dayısının dükkanına bakmak için Londra'ya taşınmasıyla basliyor. Dayısının bir bakım evine yatırılmasından sonra kırtasiyeye Jo bakmaya başlar. Dört ay önce uzun süreli ilişkisinin kötü bir şekilde bitmiş olması onu derinden yaralar. Londra'ya biraz da uzaklaşmak unutmak için gelir ama mekan değiştirince malesef ki bazı şeyler hala taptaze kalıyor akılda. Burada rengârenk defterler, kalemler,kağıtlar arasında olmak zamanla ona iyi gelecektir. Hayatını değiştiren sadece renkli kağıtlar kalemler degildir. Ruth,Malcolm, Eric gibi kişiler sayesinde hayatına ayrı bir renk gelecektir. Ruth,kacak bir rahibe olarak biliniyor.Kiliseden kaçmıştır ve neden kaçmış olduğu bilinmiyor. Malcolm 70 yaşında dükkanın sadık müşterilerinden birirdir ve o yaşına rağmen ilk kitabını yazmak için uğraşıyordur. Viking Eric ise yan dükkanda çalışan biridir. Bu kişiler Jo için sonradan edinilen aile gibi olacaktır. Kitapta, karakterlerin yaş ve hayat tecrübesi olarak birbirlerinden çok uzak olmalarına rağmen kurdukları bağ cok iyiydi. Jo, geçmişinde yaşadığı kırılganlıklar yüzünden kendi kabuğuna çekilmişken; kilise kurallarına sıkışmış bir rahibe ve hayalleri olan yaşlı bir adamla yollarının kesişmesi hikayeyi güzelleştiriyor. Gerçek sevgi ve dostluğun on planda tutulduğu bu kitabı tavsiye edeirm. Ve yeni başlayanlar,yeni başlangıçlar için harika bir kitap. The Kitap Yayınları Seval S. İlknur
Başlangıçlar KitabıSally Page · The Kitap Yayınları · 202694 okunma
Afrika Hanı'nın Sessiz Tanığı: Mimu
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2026 146. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 14:58
Yeşim Dorman’ın 1996 yılında İmge Kitabevi tarafından yayımlanan "Mimu'nun Hayat Kitabı" eseri, aslında tek bir kişinin rehber kitabından ziyade, "Mimu" adlı yedi yaşındaki bir çocuğun çevresindeki insanların yaşam kesitlerini ve Beyoğlu atmosferini anlatan bir öykü kitabıdır. ​Eser, birbirine bağlı 14 farklı öyküden oluşur ve döneminin edebiyat dünyasında kendine has bir yere sahiptir. ​1. Kurgu ve Atmosfer ​Mekan ve İnsanlar: Kitap, "Afrika Hanı" olarak adlandırılan bir apartmanda geçer. Burası, farklı kökenlerden gelen insanların bir arada yaşadığı, Beyoğlu’nun o dönemki kozmopolit yapısını yansıtan bir yerdir. ​Karakterler: Penelope, Hari, Nanaçe ve Aznif gibi dört kadın ile Doktor Enver, kapıcı Ali Efendi ve Hüseyin Halidi gibi karakterlerin ekseninde şekillenir. Yedi yaşındaki Mimu, bu karmaşık ve hüzünlü yetişkin dünyasını gözlemleyen "merkez" konumundadır. ​Odak Noktası: Kitap, Mimu’nun kendi hayat kitabından ziyade, onun etrafındaki insanların "hayat kitaplarını" (geçmişlerini, yaralarını, sırlarını) okuyucunun önüne serer. ​2. Tematik Analiz ​Kayıplar ve Yalnızlık: Karakterlerin her biri kendi geçmişlerinin yükünü taşır. Özellikle apartman görevlisi Ali Efendi’nin geçmişine dair travmalar (Dersim vurgusu) ve diğer karakterlerin göç, aşk ve yaşlılık ile imtihanları kitabın hüzünlü tonunu belirler. ​Beyoğlu Kültürü: Eser, Beyoğlu'nda yaşayan azınlıkların ve oraya sonradan yerleşenlerin hayatlarına, sosyal çatışmalarına ve aralarındaki naif ama bazen mesafeli ilişkilere odaklanır. ​Anlatım Tarzı: Yeşim Dorman, tiyatro kökenli bir yazar olmasının verdiği etkiyle karakterlerin iç dünyasını, diyaloglar ve çevresel betimlemelerle teatral bir havada sunar. ​3. Eleştirel Notlar ​Parçalı Yapı: Eserin öykülerden oluşan yapısı, karakterlerin derinliğinin yer yer
Hayata Dair
Mimu'nun Hayat KitabıYeşim Dorman · İmge Kitabevi · 19964 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Iron Maiden 2016 Nobel Edebiyat Ödülünü almalıydı
10/10
·32 syf.··
2026 9. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:29
Nobel Edebiyat Ödülünü kabul etmekle birlikte törene katılmamış ve ödülü sonradan almış, sanırım sonradan pişman olup ses kaydı göndermiş ve bunu video olarak yayınlamışlar ve Kırmızı Kedi Yayınları da Türkçe’ye kazandırmış. Mini ciltli bir kitapçık halinde olan bu eser Bob Dylan veya müzikle ilgili kitap koleksiyonu için düşünülebilir. Basım ve kitap güzel olmakla birlikte konuşmanın içeriği ile söylemek istedikler var. Bob Dylan siyaset, savaş karşıtlığı, aşk temalarında şiirsel bir dille şarkılar yazmış. Nobel Konuşmasında üç kitaptan bahsediyor ve bu kitapların içeriğini alıntılamış. Şarkılarında ise bu alıntılar yok. Sanki Nobel Edebiyat Ödülünü neden kazandığını kendisi ikna olmamış ve şarkıları ile edebiyat kitapları arasında bağ kurmuş/kurmak istemiş. Ve sanki sadece 3 kitap okumuş; savaşla ilgili bir kitaptan bahsederken o kitaptan sonra başka savaş kitabı okumadığını söylüyor. Fakat konuşmasında anlattıkları sanki Iron Maiden grubu tarafından yapılmış gibi, bu şarkılar Iron Maiden grubuna ait: The Rime of the Ancient Mariner (Powerslave): İngiliz şair Samuel Taylor Coleridge’in aynı adlı uzun şiirine dayanır. Şarkı, doğaüstü olaylarla dolu lanetli bir deniz yolculuğunu anlatır. The Trooper (Piece of Mind): Lord Tennyson'ın Kırım Savaşı'nı anlatan "The Charge of the Light Brigade" (Işık Tugayı Hücumu) adlı şiirinden esinlenmiştir. Phantom of the Opera (Iron Maiden): Gaston Leroux'un yazdığı "Operadaki Hayalet" romanının gotik atmosferinden ilham alır. Alexander the Great (356-323 B.C.) şarkısıdır.Grup bu şarkıyı 1986 çıkışlı ünlü Somewhere in Time albümünün kapanış parçası olarak yayımlamıştır. Şarkı, Makedonyalı Büyük İskender'in hayatını, askeri dehasını ve fetihlerini adeta bir tarih dersi kronolojisiyle anlatır. Ödüllü fimleri ilgi çekici
2016 Nobel KonuşmasıBob Dylan · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201837 okunma
John von Neumann - Bilgisayar ve Beyin Üzerine
7/10
·82 syf.·
2026 14. kitabı
İncelemeyi hak eden bir yazar ve kitap olduğunu düşünerek başlamak istiyorum. Bilgisayar ve Beyin John von Neumann Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en eski ve en seçkin akademik ders serilerinden biri olan Silliman Konferansları’nı vermek, tüm dünyadaki akademisyenler arasında bir ayrıcalık ve onur olarak kabul edilir. Geleneksel olarak öğretim görevlisinden yaklaşık 2 haftalık bir süre boyunca bir dizi konuşma yapması, ardından derslerin el yazmasını Silliman Konferansları’nın evi ve merkezi olan Yalze Üniversitesi’nin himayesinde yayınlanacak bir kitap haline getirmesi istenir. John von Neumann’da bu ayrıcalıklı kişilerden birisiydi. Neumann kariyer olarak Zürih Teknik yüksek okulu’nda ve Budapeşte Üniversitesinde kimya ve matematik okudu. 1927 yılında Berlin üniversitesinde doçent olarak atandı, bunların dışında Hamburg üniversitesinde bir yıllık misafir öğretim üyesi, Princeton’da akademik kadroya katılarak ABD’de kalıcı olarak yerleşti. Neumann’ın bilimsel ilgisi; kuantum, matematiksel mantık, ergodik, sürekli geometri, işlemciler, soyut matematik, kuramsal hidrodinamik, diferansiyel denklemler, nükleer fizik ve fiziğin uygulamalı alanları olmuştur. Yer aldığı projeler ENIAC, JONIAC. Neumann Joniac projesinde beyin ve işleyişi hakkkında çalışmalara başlayıp nöroloji ve psikiyatriye merak salmıştır. Çevresinde bu tür uzmanların olmasını istemiş ve bunlarla temaslar kurup konferanslar düzenlemeye başlamıştır. Silliman konferanslarıyla da bu işi geliştirmeyi ve büyütmeyi düşünmekteydi. 1955de talihsiz bir haber sonrası Neumann’a kemik kanseri teşhisi konuldu ve aniden hastalığın verdiği olumsuzluklarla donuklaştı. Silliman konferansları için hazırladığı notları bir yandan düzenlemeye çalışıp alanında çalışmalar yapmaya devam etmekteydi. 1956 ocak ayında tekerlekli
Bilim
Bilgisayar ve BeyinJohn von Neumann · Tübitak Yayınları · 202364 okunma
genç ve kusursuz kalırken ruhunun giderek çürümesi...
10/10
·
Beğendi
Merhabalar Kitapsevenherkes ailesi Bugün sizlere okuduktan sonra uzun süre etkisinden çıkamadığım bir kitaptan bahsetmek istiyorum: Dorian Gray'in Portresi. Bu kitap benim için yalnızca bir roman değil, insan ruhunun karanlık ve aydınlık yanlarını sorgulatan güçlü bir eser oldu. Oscar Wilde, güzellik, gençlik, haz, vicdan ve ahlak kavramlarını öyle etkileyici bir şekilde işliyor ki okurken sadece Dorian Gray'in hikâyesini takip etmiyor, aynı zamanda insan doğası üzerine de düşünmeye başlıyorsunuz. Kitap boyunca beni en çok etkileyen nokta, kötülüğün insanın içine sonradan yerleşen bir şey olarak değil, zaten var olan karanlık tarafın ortaya çıkışı şeklinde anlatılmasıydı. Dorian başlangıçta oldukça masum görünse de yaptığı seçimlerle yavaş yavaş ruhunu tüketiyor. Bu yönüyle eser bana, her insanın içinde iyilik kadar kötülük potansiyelinin de bulunduğunu ve bizi biz yapan şeyin seçimlerimiz olduğunu düşündürdü. Romanın en dikkat çekici karakterlerinden biri olan Lord Henry ise beni hem düşündürdü hem de zaman zaman oldukça sinirlendirdi. Özellikle kadınlar hakkındaki görüşleri ve yaptığı genellemeler günümüz okuru için oldukça rahatsız edici. Ancak karakteri sadece kendi düşünceleriyle değerlendirmemek gerektiğini düşünüyorum. Lord Henry'nin birçok söylemi aslında dönemin erkek egemen toplum yapısının ve kadınlara bakış açısının bir yansıması gibi duruyor. Bu nedenle karaktere kızarken bir yandan da dönemin zihniyetini de görmüş oluyoruz. Kitapla ilgili beni şaşırtan bir diğer nokta ise yayınlanma hikâyesiydi. Romanın ilk yayımlanan hâli dönemin ahlak anlayışına aykırı bulunduğu için sansüre uğramış. İlk baskıda yer alan yaklaşık 500 kelimelik bölüm çıkarılmış ve bazı ifadeler değiştirilmiş. Özellikle Dorian ile Basil arasındaki ilişkinin duygusal boyutunu
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,3bin okunma
Puan vermedi·527 syf.·
2026 20. kitabı
Kitap sessiz,sakin ilk başlarda arkadaşı olmayan sonradan arkadaş edinen ve zorbalık gören bir öğrenciyi anlatıyor . Insanların,gençlerin boş yere egolarını yükseltmelerine karşı insanların dış görünüşüne göre dalga konusu yapılmamasını ve çocuklarına bunu öğretmeleri ve buna yöneltmeleri dogru olmadığını anlatan bir kitap bence. Zorbalıktan çok empati kurulmasını öğretmeliler bunu okurken anlayabilen ınsanlar ders çıkarabilecek nitelikte ama genel olarak kitap bence toplumumuzda ergen olarak nitelediğimiz gençler için yazıldığı için ben okurken sıkılarak okudum .
GözlükKoray Yersüren · Ephesus Yayınları · 20183,022 okunma