Kürk Mantolu Madonna Sabahattin Ali'den okuduğum ilk kitap. Çok mehşur olan her kes'in okuduğu kitaplardan istemsizce soğuyorum. Ama bu kitabı birazda Sabahattin Ali'yi tanımak için okumaya başladım. İyi ki okumuşum diyebileceğim, kitaplığımda bulunmasından çok memnun olduğum bir kitap oldu benim için. İlk başlarda sıkıcı gelebilir ama mutlaka okumaya devam edin, devamı o kadar akıcı ki hemen bitirmek istiyor insan. Kitap bence iki yarıdan ibaret; Kitabın ilk yarısında bir gençten onun üniversite arkadaşının iş yerinde iş bulmasından sonra Raif Efendi ile tanışması, ona karşı olan merakı, ailesi ile yakınlaşması ve s şeylerden bahsediliyor. Daha sonra Raif Efendi çok hastalanıyor ve ölmeden önce bu gence yazdığı günlüğü yakmasını söylüyor. Genç Raif Efendiden izin alarak günlüğü okuyup sonra yakacağını söylüyor ve ikinci yarıda günlükte yazılanlar. Raif'in Kürk Mantolu Madonnan'ın portresine hayranlığı, daha sonra Maria ile tanışması. Spoiler vermek istemiyorum o yüzden birazda karakterlerden bahsetmek isterim.
Raif Efendi- hani derler ya "o bu dünyanın insanı değil". Aynen öyle bir adam Raif Efendi, sessiz,sakin, utangaç biri. Böyle olmasında da en büyük pay babasının, çocukluğundan beri hiç sevgi göstermemiş, sevildiğini hissettirmemiş Raif'e. Öyle ki babası öldüğünde bile yabancı birinin cenazesine gider gibi gidiyor. Babasını anlattığı kısımlarda Raif'in kişiliğinin neden böyle olduğunu çok daha iyi anladım. Sevgisiz büyüyen, babasıyla içindekileri konuşamayan hir çocukmuş Raif, bu yüzdende tüm yalnızlığını kitaplardaki arkadaşları ile paylaşmış. Kitap kahramanlarına bağlandığı için gerçek dünyadaki insanlardan "kaçıyordu". Çünki biliyordu ki;"Bir kitap okurken geçen iki saat ömrün bir çok senelerinden daha dolu ve daha ehemiyyetli." Raif Maria'yı tanıdığında, ona