İnsan evladı olayları kaydetme ve belgeleme yeteneğine sahip olduğundan beri ne bir sopa yılana dönüştü ne de deniz ikiye ayrıldı.
قال  مجيب بن موسى الأصبهاني يقول كنت عديل سفيان الثوري إلى مكة، فكان يكثر البكاء، فقلت له يا أبا عبد الله، بكاؤك هذا خوفا من الذنوب؟ قالفأخذ عودا من المحمل فرمى ب وقال لذنوبي أهون علي من هذا ولكني أخاف أن ‌أسلب ‌التوحيد أخبار إصبهان ٢/٢٩٥ Mucib Bin Mûsa el İsbehânî şöyle dedi: Sûfyân es Sevrî ile birlikte Mekke'ye gitmekteydim onun çokça ağladığını görünce ey Ebû Abdullah seni ağlatan sebebin günahlarından dolayı mı dedim ? sepetten bir sopa alıp fırlatarak dedi ki günahlarım bana bundan daha kolay gelir ancak farkında olmadan Tevhid'in benden çekilip alınmasından korkuyorum. Ahbâru İsbehân 2/295.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Diyorki biri; Ona Kır papatyasi topladım, yol kenarında görünce duyarsız kalamadim, Önce güzelce temizledim yabani onlarından Sonra karton renkli bir kağıda sardım oturdum heyecan la bekledim gelişini mutlu olur bende keyiflenirim diye. Ama kır papatyasi ile gittiğim gönülde kolumun kanadimin kirilacagini, sopa yiyerek cikacağimi bilmiyordum. Papatyalardan da utandım yerlerinden yurtlarından ettim diye.
BEN ÇOK HAYATLAR YAŞADIM
Ben çok hayatlar yaşadım Hiçbiriniz yoktunuz Kim olarak vuruldum Ve cesedimi gömdünüz Sonra deniz kıyısında Bir ovada obrukta Bir düşün son ucunda Düşündüm sonucunda Ve ki birden bulunca Durup soluklanınca Çok vazgeçişler gördüm O gecelerde öldüm Kesti sesimi kör gözüm Ben çok hayatlar yaşadım Ah ne acılar sırtladım Kamburu çıkan sırtlana Bir ormanda rastladım Yasla aslını ağaca Ne sopa ne de kanca Yenilmiştim kanımca Ağladım ağladıkça Sesimde çıkmadıkça Sırtlan yanıma geldi Etlerimi dişledi Kemiklerimi kemirdi Bırakmadı beni bana Ben de yitip giderek Gittikçe tükenerek Onu koynumda yaşatıp Urganını taşırım
Şiir
Fotoğraf çekimi yaparken yapraktan yeşil olmuş ıslak bez değmişti kitabın başına gelmeyen kalmadı.😭 Üstelik kitap kuzenimin mecburen yenisini alacağım. 🥹 Ayrıca kitapta yazara kızdığım alıntı bu İvan Fyodoroviç sanki kardeşinin dediklerini duyma gibi sürdürdü konuşmasını: — Aklıma ne geldi, geçenlerde Moskova'da karşılaştığım bir Bulgar, Slavların toplu olarak ayaklanmasından Türklerle Çerkezlerin, Bulgaristan'ın her köşesinde yaptıkları caniliklerden söz etmişti bana; yani yakıp kestiklerinden, kadın ve çocuklara nasıl tecavüz ettiklerinden, mahpusların kulaklarından duvara çivileyip onları nasıl o halde sabaha kadar beklettiklerinden, güneş doğunca da onları astıklarından ve akıl almayacak daha bir sürü şeyden... Kimi insanda "hayvanca" bir zalimlik olduğundan dem vururlar ama hayvanlara yapılan korkunç bir haksızlık, bir hakarettir bu. Bir hayvan asla insan gibi zalim olamaz; böylesine ustalıklı, böylesine sanatsal bir zalimlik insanda olur sadece; bir kaplan yalnızca parçalayıp kemirir. İnsanları kulaklarından duvarlara çivileyip gece boyunca öylece bekletmek, yapabilecek olsa bile aklının ucundan geçmez. Ne diyordum... şu tatlı zevk düşkünlüğünden gözü dönen Türklerin eziyetlerinden çocuklar da nasibini alırmış; onlara ettikleri eziyetler, yavruları henüz analarının karnındayken söküp almaktan, minicik bebekleri şöyle bir yukarı hoplatıp, analarının gözü önünde öldürmeye kadar varırmış. Ah, bir de beni pek çok ilgilendiren bir tablo vardı. Gözünde bir canlandır: Tir tir titreyen annesinin kollarında el kadar bir bebek, etraflarında da içeri giren Türkler... Neşeli bir numara yapmak düşüyor akıllarına: Bebeği okşuyor, gülsün diye gülüşmeye koyuluyorlar ve beceriyorlar da... bebek gülüveriyor. Hemen o anda Türk, tabancasını bebeğin yüzüne doğrultuyor, namlu ile
17 Haziran 2026'da, New York Güney Bölge Mahkemesi tam 9 yıldır devam eden Halkbank ceza davasının resmen ve nihai olarak düşürülmesini onayladı. Bankaya yönelik herhangi bir adli ya da idari para cezası da uygulanmadı. Bu çarpıcı son, uluslararası ilişkilerde kuralların, yasaların ve ambargoların aslında nasıl birer "jeopolitik müzakere enstrümanı" olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Davanın bu kadar uzamasının en büyük yasal nedeni, Halkbank'ın bir devlet bankası olmasıydı. Banka avukatları, ABD'nin iç hukuk yasası olan Yabancı Egemen Devlet Dokunulmazlığı Yasası (FSIA) kapsamında bir devlet kuruluşu olarak ABD mahkemelerinde yargılanamayacağını savunarak davayı ABD Yüksek Mahkemesi'ne kadar taşıdı. Bu hamle, ABD yargı sistemini yapısal bir açmaza soktu ve süreci yıllarca kilitledi. Davanın düşmesi aniden gökten zembille inmedi; planlı bir hukuki-siyasi takvimin sonucuydu. 11 Mart 2026 tarihinde, ABD Adalet Bakanlığı ile Halkbank arasında gizli yürütülen müzakereler sonucunda bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma kapsamında, bankanın uluslararası finansal regülasyonlara ve yaptırım kurallarına tam uyum sağladığına dair hazırlanan uzman raporu, ABD Hazine Bakanlığı'na (OFAC) eksiksiz teslim edildi. Raporun kabul edilmesiyle birlikte, taraflar ortak bir dilekçeyle davanın düşmesini talep etti ve hakim iki gün önce bu dosyayı tamamen kapattı. Büyük ölçekli küresel krizlerde devletler, müttefiklerini ya da rakiplerini tamamen sistemin dışına itmek yerine, bu davaları birer "hizalama ve pazarlık kartı" olarak kullanırlar. ​ABD için Türkiye gibi stratejik bir NATO müttefikinin en büyük kamu bankasını milyarlarca dolarlık bir cezayla çökerterek Türk ekonomisinde yapısal bir krizi tetiklemek, Washington'ın Ortadoğu ve Doğu Avrupa'daki uzun vadeli çıkarlarına hizmet
Tarih