Seçimler ve Hayatlar
8/10
·296 syf.··
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 15:43
Nora, herkes gibi kendi hayatının kusurlarıyla, yaşanmazlıklarıyla ve şanssızlıklarıyla; üst üste gelen olumsuz olayların arasında boğuşurken insanın bazen verdiği kararları sorgulayıp “Acaba diğer türlü yapsaydım nasıl olurdu?” sorusunu kendine sorduğunu düşünüyorum. İnsan, bulunduğu yerden ziyade olmak istediği, yaşamayı hayal ettiği başka bir yerde ve başka bir anda daha mutlu olacağını düşünür; keşkeler ve pişmanlıklar içinde yaşar. Kitap da aslında bu soru üzerinden ilerliyor. Nora’nın sorduğu sorular ve deneyimlediği diğer hayatların sonunda yine kendi kök hayatına dönmesiyle değişen tek şeyin bakış açısı olduğu görülüyor. Kır düğünü yapacağı gün yağan yağmuru bir felaket olarak görürken, aynı yağmuru camından izleyen huzur dolu bir insan için o an mutluluk kaynağı olabiliyor. Yani olay aynı olsa da hissediliş biçimi farklı oluyor. Kitap oldukça akıcı okunuyor ve bu konuda düşündürmesi açısından bence başarılıydı. Tavsiye ederim.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,6bin okunma
Bir Kitap Sohbeti - 9
9/10
·224 syf.··
2026 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 14:56
@ggkcen ile birlikte okuduğumuz Magda Szabo 'nun Iza'nın Şarkısı kitabının söyleşisini siz değerli okurların ilgisine sunuyoruz. Galeyan : Bir soruyla başlayalım o halde, İza'nın Şarkısının melodisi nasıldı sizce ? @ggkcen : Güzel bir soru öncelikle. Iza şarkısının sonunu getirmeye cesaret edemiyor gibi yansıdı bana daha çok. Her zaman pozitif olanı duymak isterken hayatın dualitesini hesaba katmıyor. Fazla iniş-çıkışlara izin vermiyor ki müziğin doğasında da bu vardır. Siz ne düşünüyorsunuz peki? Galeyan : Benim açımdan İza'nın şarkısının melodisi hüzünle birlikte mahkum olduğu ve annesini mahkum ettiği yalnızlığın oluşturduğu hırçınla harmanlanmış gibiydi. İza'nın ikircikli haliyle ilgili olarak bir şey daha sormak istiyorum. İza, kendi şarkısının sonunu mu getirmeliydi yoksa ısmarlama bir notalarda söylediği şarkı ruhundan uzak mıydı? @ggkcen : Şu alıntıyla cevap vermek isterim: “Iza’nın yapacak işi çoktu, ağlamak veya düşünmek için zaman yoktu pek.” Şarkısının sonunu getirebilmesi için kontrolü elden bırakmayı göze alabilen bir karaktere sahip olmalıydı. Her ne kadar şarkı sözlerine önem verse de hatıralardan kaçan yapısı bir uyumsuzluk yaratıyordu isteğiyle. Sizin şarkı olasılığınız da kaçtığı melodiye kendiyle beraber herkesi hapsetmesi bir yerde. Galeyan : "Moda olan aşk şiirlerini duygularıyla değil aklıyla söylemesinin sonucu gibi." Peki İza suçlu muydu? Özellikle annesine karşı? @ggkcen : Herkes kendince en doğru bildiği şeyi yaptı. Ama karakterlerin yoğun suçluluk duygusu yer yer çok hissediliyordu. “Sadakatsizlik ederken suçüstü yakalanmış gibi kızarıp ürperdi: Küçücük dahi olsa, Vince’siz nasıl sevinç hissedebiliyordu?” Bu cümle mesela yarım asırlık eşini kaybeden yaşlı kadının gelgitli suç hislerini epey yansıtıyordu. Galeyan : Profilinizde
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·224 syf.··
2025 29. kitabı
Kitap Meryem Hanım'ın hayat hikayesi ve yeni edindiği dostlarıyla büyük bir bağ kurması ile başlıyor. Kitabın başında eşinden öyle bir bahsetmişti ki sanki bir şairi anlatır gibi anlatıyordu.Öyle büyük duygular beslemiş ki bu okuyucuya da geçiyordu. Meryem Hanım eşi Cahit Bey'i kaybetmesi ile büyük bir yas yaşıyor.Eşinin ölümünden sonra başlayan hayat evet yanlış duymadınız bazen asıl hayat bir şeyler kaybettikten sonra başlar. Meryem Hanım için de öyle olmuştu çünkü evliyken yani eşini kaybetmeden önce hiç kendini bulamamış zenginlik ve şaşa içinde yaşayan Meryem Hanım eşini kaybettikten sonra bolca sorgulama ve içsel yolculuğa çıkmakta bulmuş kendini. Kitapta Meryem Hanım'ın bolca kendini sorgulamasını okuyacağız. O hayatını zenginlik ve şaşa içinde yaşarken neleri gözardı ettiğini neleri kaçırdığını neleri yaptığını zannederek aslında yapmadığını fark eder. Çıktığı yürüyüşlerden birinde kendini bir dükkanda bulacak buradaki ustalar sedef işçiliği yapıp aslında sedefleri yontarken aslında kendi iç dünyalarını pişiriyorlardı oradakiler onun yeni yol arkadaşları olacak düştüğü duygu dolu bu yolculukta dükkanda bolca tasavvuf bolca dostluk bulacak hayatın ve kendi yüreğindeki sorgulamaları sedefkar ustasının ve diğer dostlarının da sohbetleriyle pekiştirmesine yardımcı olacak. Aslında yazarımız Meryem Hanım'ın çıktığı yolculukta bir kadının yasını değil de bir ruhun uyanışını bizlere kitap aracılığıyla anlatmış içimize düşen tek bir damla hakikat bir inciye dönüşebiliyor eğer sabırla ve farkındalıkla kabullenebilirsek kendi içsel yolculuğumuzda kendimizi bulabileceğimizi bizlere dillendirmiş her satırda içsel bir çağrı tasavvufu bir melodi ama bir yandan da keskin bir sorgulama vardı emin olun özellikle de kadın bir okuyucuysanız kitabı ara ara bırakıp belki de
Nisan YağmuruEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat · 2013174 okunma
Gökevi Hayalet Gezileri
9/10
·256 syf.·
2025 28. kitabı
Sakatsuki Sakana, 4 yıl önce bir evrenin manzaralarını ve hikâyelerini çizmeye başlamış. Bu koleksiyonunda, farklı zamanların manzaralarını "Gezegen Yolculuğu Manzarası" (Gökevi Takvimi Yıl 2050), "Uykusuz Çocuk - Ay'a Yolculuk" (Gökevi Takvimi Yıl 1000), "Gezegen Yolcusu Çocuğun Yılları (Gökevi Takvimi Yıl 2045)" ve "Tobias'ın Gezisi (Gökevi Takvimi Yıl 303)" olarak dört kategoride bir araya getirmiş. Dört kategori de birbirine bağlı bir bulmaca gibi, bazı parçaları çıkararak ve bazı yerleri belirsiz bırakarak çok sayıda soru işareti oluşturmuş. Tanıdık olmayan bu manzaraları küçük bir pencereden izler gibi, hayal gücümüzü kullanarak keyif almamızı istediği anlaşılıyor. «Sen de gelmek ister misin? Sessiz, güzel ve özlem dolu bir gece. Umarım sen de böyle güzel bir yolculuğa çıkabilirsin.» S. 252. Bu evrende farklı gezegenler var ve her bir gezegendeki yolculuğun bir konsepti var. Gezegenlerin isimleri ve ana konular şunlardır; 084 (Girizgâh), Rent (Yağmuru Dinlemek), Maris (Tatlı Alışverişi), Koton (Kikiriri İçmek), Peria (Uzay Kıyafetlerine Bakmaya Gitmek), Siera (Kuleye Tırmanmak), Kaon (Şansını Denemek) ve GHG Merkez (Kapanış). Yaşayan insanların uyuduğu gezegenlere ise "uyuyan gezegen" deniyor. Ana karakterimizin yaşadığı mavi gezegende para birimi ise "plan" olarak geçiyor. Ulaşım ise "Uçan scooter" ve "GHG (İnsansız Tren)" Ay ile mavi gezegen arasında gidip gelen araçla sağlanıyor. Bu evrende bazı hoş mekanlar var. Gezegendeki bahçeyi, gezegendeki evi, tur uçağı durağını, uzay istasyonunu, yataklı uzay aracını, yıldızların düştüğü Okyanus Otelini, Sürüklenen Dükkanı, Geçmişi Bilen Su Yolunu, Peria gezegeninde uzay kıyafetlerinin satıldığı dükkânı (kitabın arka kapağında ürünler var), Gece Seması Dükkânını ve Ablasının evini görüyoruz. Gezi sırasında Yağmur
Edebiyat
Gökevi Hayalet GezileriSakatsuki Sakana · Yuzu Kitap · 2024125 okunma
10/10
·386 syf.·
Beğendi
·
2025 145. kitabı
Zamana Yenildim Serinin ilk kitabı olan Sana Yenildim kitabı ile yazarın kalemiyle tanışmış olmuştum. Okuduğum zamanda bende bıraktığı o tatlı hislerle kitabı heyecanla bitirmiştim. Sımsıcak bir aile kurgusu, romantik evlilikler, komik muhabbetler, dostluk bir yanda maalesef hırs, kötülük, kıskançlık diğer taraftaydı. İlk kitap korkunç bir şekilde hastane koridorunda Elif can çekişirken acaba öldü mü? Bebeği yaşıyor mu? Mehmet ne yapacak? Sultan amacına ulaştı mı? Gibi birçok soru silsilesi ile soru yağmuru olup okuyucuların üstüne yağmıştı. İkinci kitap tam da bıraktığımız yerden devam etmeye başkıyor. Sizlere spoiler olmaması için kitap hakkında söylemek isteyip de kendimi zar zor tuttuğum onca şey yaşandı. Kötülüğün sınır tanımaz şekilde nasıl bir ailenin hatta birden fazla ailenin dallarını sarmaşık gibi sarıp yapraklarını soldurduğunu okudukça yok artık daha neler diyeceksiniz. Ama asla durmayacak kötülük. Kitapta Elif, Mehmet çifti çok ön planda olmaya devam edecek. Artık 40lı yaşlarına gelen Çiçam ekibi asla büyümeyeceklerini her fırsatta bizleri gülümseterek gösterecekler. Aslına bakarsanız bu kitaptaki en büyük dede ve nineler dahil herkes komik, aşık ve birbirine yürekten bağlı çiftler. Hala böyle olunca aileyle birlikte her şeye birlikte gülüp birlikte üzülüyor insan. Çocukların büyüyüp evlilik çağına geldikleri bölümler hepimizde farklı hisler bırakacak. Zümra ve Zühre çok yordu bazı bölümlerde okurken ama insan yaşanan olayları düşününce belki de az bile bu halleri diyor. Onların aşkları nasıl sonlanacak mutlaka okumalısınız. Sahiden o kolyeyi kim koydu? Kitapları Kurtaran Kedi Zamana Yenildim Şehriâlem
Zamana YenildimŞehri Türkoğlu · Hasrem Yayınları · 20258 okunma
Puan vermedi·535 syf.··
2025 330. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2025 21:18
Mustafa Kemal'in geçerken uğradığı cephe(!), çanakkale .. okumuş olduğum kitap mehmet niyazinin (yazarın adı mehmet değil, mehmed, farkındayım.. el alışkanlığı sebepli kendisinden yazım boyunca yeri geldiğinde mehmet niyazi şeklinde bahsedeceğim..) yedi yıllık bir çalışma, okuma, sonrası yazdığı bir çanakkale romanı.. kendisi bu romanın ortaya çıkış sürecini şöyle dile getirir; 'aslında benim tarihi olayları yazmak gibi bir niyetim yoktu. 70li yıllarda bir program için almanyaya gitmiştim. yaşlı bir prof. yanıma geldi. 'genç, bu çanakkale savaşını bir daha yapabilir misiniz?' dedi. ben tabi çok şaşırdım, ama 'yapabiliriz.' dedim. almanyaya gittiğim zaman bana hep 'çanakkaleyi anlat.' diyorlardı. ben de onların çanakkale hakkında ne yazdıklarını merak edip kütüphanelerine gittim. almanya kütüphanelerinde çanakkaleyle ilgili 700 küsur kitap buldum. sonra beyazıt devlet kütüphanesine geldim. orada ise çanakkale hakkında o zamanlar sadece 23 kitap vardı. biraz araştırdım, okudum. bir gün beyazıt kütüphanesinde araştırma yaparken, Osman Selim Kocahanoğlu diye biri geldi kütüphaneye. bana orada ne işim olduğunu sordu. 'çanakkale hakkında bir kitap yazmak istiyorum, ama altından kalkabilir miyim bilemiyorum.' dedim. 'çanakkalede ne var, gavurlar bize hücum etti, askerlerimizi görüp çekip gittiler.' dedi. bunu söyleyen de üniversite mezunu biri. 'sen bunu söylüyorsan, bunu yazmak üzerime farz oldu. dedim ve yazmaya başladım. çanakkaleyi ciddiye almıyorlardı. çünkü orada ne olduğunu bilmiyorlardı.' şimdi de bu düşünceden hareketle yazılmış romanın içeriğine bakalım biraz.. Mehmed Niyazi nin yazdığı Çanakkale Mahşeri adlı kitap çanakkale savaşının başladığı ilk zamandan (kasım 1914) itilaf devletlerinin çekildiği zaman (ocak 1916) aralığını kapsayan bir roman.. bu da haliyle
Mustafa Kemal Atatürk
Çanakkale MahşeriMehmed Niyazi · Ötüken Yayınevi · 20082,084 okunma