«Tanrı'nın sırlarına akıl erdiremediğimizden, sadece inanmak mı gerekir? Yoksa akıl yürütme yollarıyla anlamak, çözümlemek, gerçeği bulmak da mümkün müdür? Bir başka deyişle biri Tanrı'nın metinler ve sözler aracılığıyla vahiy edilen, diğeriyse zihnimiz üzerinden keşfettiğimiz iki farklı hakikatle mi karşı karşıyayız? Bu iki hakikat aynı mıdır? Yoksa uzlaştıramaz mıyız? Ya da birbiriyle uyumlu mudur? Bu sorular, çok sayıda filozofve âlimin zihnini meşgul etmiştir.»
"Her şeyi daha farklı görmeye başladım.Önceleri, tuhaf şeylerden kendimi çekerken, artık tam tersine sorular sormaya, yüksek sesle olmasa bile en azından içimden her şeyi sorgulamaya başladım."