Sadece Allah'ın vahyi olan Kurandan sorumlu tutulacağız
Puan vermedi·488 syf.··
2026 6. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:00
Kıymetli hocalarımız sizin mezhebinizdekilerden daha fazla hakim bu konulara, araştırma yaptıkları her cümleden anlaşılıyor. Sadece Kur'an'a uymanın gerekliliğine, hadis denen zırvaların dinde kaynak olmaması gerektiğine her fırsatta değiniliyor. Daha veda hutbesinde anlaşamayan bu ümmetin burnu yere çok sürter benden demesi. Kitabı okuyun okutturun. Hoş bizi kafirlikle suçlayan, cehennemlik ilan eden sizin o pis zihniyetiniz ama ne demiş Allah azze ve Celle: 'Akıllarını kullanmayan kullarıma pisliği yağdırırım!' Hem maddi hem manevi. Benim daha doğrusu bizim hedefimiz bu kitleye, mezhepçi, hadisci, ilmihalci, tarikatci beyni yıkanmış kitlelere ulasmakti. Ama onlarında bu inatla bu satırları dahi okumayacağı çok açık. Gelin Kur'an'a uyalım ve aklımızı işletelim, ne dersiniz? Allah bu kitabı cikartan, katkı yapan bütün hocalardan razı olsun. Kuran’ın çevrilmesi teşebbüslerine karşı mezhepçi, gelenekçi grupların önemli bir kısmının direnmiş olmasının altındaki temel nedenlerden biri budur. Bunlar, dinin mezheplerin tekelinden çıkmasına ve uydurmaların sorgulanmasına tahammül edememektedirler. Kuran’ın anlattığı İslam’ın, doğru dürüst ortaya çıkmamasının, kökleşip yerleşmemesinin altındaki temel sebeplerin geçmişteki yönetimlerin baskısı ve çeviri yasağı olduğu kanaatindeyiz. Çevrilemeyen, Arapçasının bile matbaada basılmasına izin verilmeyen Kuran’ın ismi vardı ama kendisi ortada yoktu. “Çok şanlı” diye nitelenen atalarımız ne yazık ki Kuran’ı çevirttirmediler, insanlara anladıkları dilde okutturmadılar. Yıllarca “günah” dedikleri matbaanın “günah” olduğu iddiasından vazgeçtiklerinde bile Kuran’ın matbaada basılmasının “günah” olduğu iddiası devam etti. Hattatların el yazısı ile çoğalttığı, sadece bazı evlerde bulunan Kuran ise bulunduğu evlerde de bohçalar içinde
1000Kitap
Uydurulan Din ve Kur'an'daki DinKuran Araştırmaları Grubu · İstanbul Yayınevi · 2016935 okunma
ALAMUT - HASAN SABBAH - CENNET
10/10
·510 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Tabi ki bu bir kurgu eserdir. Ana kahraman Hasan Sabbah. Hikaye sürekli bir yerden bir yere götürülen 13 yaşındaki Halime ile başlıyor. Satın alınmış ve bir kaleye götürülüyor. Alamut Kalesine. Kız öldürüleceğini düşünürken girdiği yerde kızların sesini duyunca biraz rahatlıyor. Gözleri bağlı. Sonra bağı çözüyorlar ve karşısında Meryem. Meryem çok güzel bir kadın. Görmüş ve geçirmiş. Halime’nin yaşından dolayı yaşadığı çelimsizliği ve korkusunu görüyor. Korkma diyor. Halime’yi bir güzel temizliyorlar, yıkıyorlar. Onunla konuşuyorlar, cesaretlendiriyorlar. Korkusunu yensin diye rahatlatıyorlar. Sonra Meryem “iyice dinlen” diyor. Yarından itibaren eğitimler başlıyor. Bir de Apama var. Yaşlı bir kadın ama gençliğinde çok güzelmiş. Uğrunda kimler kimler ölmüş ama güzelliğini kaybetmiş. Bunun farkındalığı içten içe Apama’yı üzüyor ama yapacak bir şey yok. Her güzellik geçicidir. Kendi güzelliğini kaybetmesinin acısını çekerken, orada hayatının başında yeni yeni serpilmeye başlayan güzel kızları da aşırı kıskanıyor. Apama oradaki kızların hepsinden sorumlu. Onlara eğitim vermek. Ne eğitimi? Dans, şiir, güzel söz söyleme sanatı, dini eğitim, erkekleri etkileme sanatı vs. Eğitim başlıyor ve Halime bambaşka bir dünyaya gözlerini açıyor. Sara isimli zenci bir kızla aynı odaya veriyorlar. Sara farklı eğilimleri olan bir kız. Halime’yi geceleri öpmeye çalışıyor, okşuyor. Halime ilk başlarda karşı koysada sonra o da karşılık veriyor. Bildiğiniz lezbiyen bir ilişki. Halime böyle eğilimi olan bir kız değildir ama karşı koymuyor işte. Sara’yı sevdiği için. Hikaye bir de başka yerden devam ediyor. İbni Tahir isimli genç. Burada İslam dininin mezhep problemleri de ortaya çıkıyor. Şiilik ve Sünnilik meselesi. Peygamber Efendimizden sonra halifelik ünvanının Hz Ali’ye geçmesi gerektiğini
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
Reklam
Nietzsche Ağladığında İnceleme
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
DİKKAT BU BİR SPOİLER UYARISIDIR !! Nietzsche Ağladığında Benim için çok uzun bir kitap ve bilgilendirici bir kitap oldu. Çok severek okudum. Sadece kitabın kurgu olduğunu keşke en sonunda değil de başında bilseydim. Ben de okuduğum süre boyunca, “Ne güzel yazar, bu adamların konuşmalarındaki nefes sayısını bile yazacak az kalsın.” diye düşünüyordum. Hikâye çok gerçekçi gibi duruyor. Tabii bunun temelde sebebi karakterlerin hepsinin gerçek olması ve yaşanan olayların, Nietzsche ve Dr. Breuer konuşması dışında, diğer konu ve düşüncelerin gerçek olması. Bu gerçek ve hayal karışımı konuşma terapisi sonrasında ortaya çıkan hikâye ve düşünceler çok yerinde ve gerçekçi. Hikâyemiz zaten Lou Andreas Salomé’nin, yani Nietzsche’nin eski manitası olur kendisi, Dr. Breuer’in (çok meşhur bir doktor) yanına gelip yardım istemesi ile başlıyor. Lou Andreas Salomé iddia ediyor ki Nietzsche hasta. Hem migrenden dolayı fiziksel hastalığı var hem de Ben ve Paul Rée’ye (Nietzsche’nin yakın arkadaşlarından) hem sinirli hem dargın. Onlara kötü mektuplar yazıyormuş ve Nietzsche’nin ablası onları dolduruyormuş. Bunun nedeni ise bu üç manyağın üçlü ilişki yaşamayı denemeleri. Her neyse, bir şekilde Nietzsche ikna olup doktorun yanına gelmeye karar verir. Onun yanına geldiğinde Dr. Breuer de biraz bu kadından etkileniyor ki kadının biraz kurallarının dışına çıkmasına ve ofisinde at koşturmasına izin veriyor. Kadının Google’dan fotoğrafına baktım. Yani o dönemin erkekleri harbiden yokluktaymış. Allah affetsin. Her neyse, Lou Andreas Salomé doktorun bu hastaya özen göstermesini istiyor ve aralarında geçen her şeyi anlatıyor. Yani daha Nietzsche gelmeden doktor hikâyesini biliyor. Sonra da bu kadın, Nietzsche’nin arkadaşlarını onun bu doktorun yanına gitmesini tavsiye etsinler diye ikna
1000Kitap
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Puan vermedi
Roger Garaudy'nin bir asırlık ömrünün en hareketli yüzyıla denk düşmesi, onun birçok şeye tanık olmasına sebep olmuştur. Batı dünyasında meydana gelen birçok akımı eleştirel bir gözle değerlendirmiş, insanın Allah'a bağlı olmasının ve ferdin bütün insanlığın kaderinden sorumlu olma ilkesi gereği, insanlığa Batı'nın tükenmişliğini, çaresizliğini, bitmişliğini göstermeye kendisini adamış, kurumsal ve kurum dışı bütün hegomanyalara karşı Hakk'a teslim olmuş bir hürriyetin sözcülüğünü yapmıştır. Sömürgeden kurtulan İslam dünyasının içinde bulunduğu durumdan kurtulması, evrensel dilinin bütün dünyaya kurtuluş reçetesi olması gerektiğini dile getiren Garaudy, tarihe olan tanıklığını sadece kendisini anlatmak değil, bütün insanlığı kurtaracak bir vasiyet kararlılığıyla dile getirerek mücadelesini ölümüne kadar sürdürmüştür. Vasiyeti bu noktada, bir son olmadığını, geleceğe atılmış bir ışık hüviyetiyle bir başlangıç olduğunu ifade eden Garaudy, özellikle yeni nesillerde meydana gelen yozlaşmanın, önceki nesillerin geleceği ile yüzleşmesi olarak ele almış, buna vesile olanın da yine o nesillerin hegamonyalara bilinçsizce, düşünmeden, günü kurtarır bir şekilde, inanç sistemlerinin bir ritüel boyutu alması dolayısıyla meydana geldiğini ifade etmiştir. Her şartta, zaman ve zeminde doğruyu, kalabalıklara "durun burası çıkmaz sokak" diye haykırmanın gerekliliğini inancının öğretisi olan insanlığın kaderi ferdin sorumluluğundadır ilkesinden almış, bu noktada hangi fraksiyona ya da cepheye dahil olursa olsun, hayata bir anlam arama ve bu anlamı bütün insanlığa ulaştırma gayesinden vazgeçmemiştir. Komünizme dahil olurken de, komünizmden koparken de, İslam'a dahil olurken de hayatı anlama gayretini kendisine ana damar bilmiş, bu minval üzerinden bu yollara dahil olmuş ve ayrılmış,
Alıntı
20. Yüzyılın BiyografisiRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 202061 okunma
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
AYRILMAK YOK! SUAT DERVİŞ 232 SAYFA Allah büyüktür, her acıyı zamanla küllendirir. Yoksa ilk dakika gibi devam etse... Çıldırır insan be yahu!.. ️İşlemediği bir suç yüzünden 15 yıl hapis cezası alan İhsan, mahpulusluğunun 3.yılında Ankara'dan İstanbul'a, başka bir hapishaneye nakledilirken, içinde bulunduğu tren kaza yapar. Kazadan hemen önce yemek yiyebilmesi için kollarındaki kelepçeleri çözmüştür ona eşlik eden jandarmalar. Yaralanır kaza sırasında ama ciddi değildir durumu. Yaralılar arasındaki bir kadın (Sulhiye; ki o da yeni hapisten çıkmış, evine dönmektedir) "kaç der" İhsan'a "kaç". "Hazır kelepçede yok kollarında, kaç." Bir an bocalar İhsan ama suçsuzdur hakikaten ve gerçek suçluları bulmak, özgürlüğüne kavuşmak için tek çaredir kaçmak. ️Kaza yerinden olabildiğince uzaklaşmak için yoldan geçen bir kamyonu durdurur. Deli dolu bir şoför olan Ramazan, bu üstü başı perişan ve yaralı adama yardım eder. İstanbul girişine kadar dertleşerek yol alırlar. Yazlık olarak kullanılan evlerin olduğu bir site girişinde iner İhsan. Dinlenmek ve kafasını toplamak için bir eve gizlice girer. Kimse yok sandığı evde bir sürprizle karşılaşır. İntihar etmek üzere olan genç ve güzel bir kadın. ️İntihar etmek üzere olan bu genç kadın, herkesçe tanınan ünlü ses sanatçısı Leyla Güzel'den başkası değildir. Şan, şöhret uğruna eşi ve kızını terk etmiş olan Leyla, o gece küçük kızının, Ayla'sının ölüm haberini almıştır. Sırf ihtirasları uğruna geride bıraktığı yavrusunun ölümünden kendini sorumlu tutmakta ve yaşamak için bir nedeni kalmadığına inanmaktadır artık. ️İhsan, Leyla, Ramazan ve Sulhiye'nin bir tren kazası sonucu kesişen yolları. Birbirlerine derman olmak isteyen dört yaralı yürek. Herşeyi çözüme kavuşturmaları için aldıkları karar; "Ayrılmak Yok! " ️Eski Türk filmleri
Ayrılmak Yok!Suat Derviş · İthaki Yayınları · 202530 okunma
Bu, hayatın baharı değil, ömrün hazanı...
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 13:00
Türk Edebiyatı okumayı severim. Her zaman dediğim gibi bende Türk Filmi izliyor hissi uyandırır. Bu kitapta ondan aşağı kalmadı. Anlatımı son derece güzeldi. Duygusal, romantik, betimlemeler kişileri canlı halde sunacak düzeydeydi. Kitabın bütününde akıcılık ve merak unsuru sizi sarıyor. Konu da oldukça bilindik. İki kadın bir adam... Türk edebiyatının klasik bir çerçevesi vardır. O çerçeve içinde kişiler kahramanlar değişir... Zavallı Necdet... Bence kitabın adı Zavallı Necdet olmamalıydı. Necdet'in neresi zavallı pardon? Kısaca konuyu özetlemek gerekirse, son derece çekici, yakışıklı, tahsilli, görgülü, zengin bir adam var : Necdet Feridun. O kadar kendini beğenmiş birisi ki bazı sayfaları okurken adama sinir olabilirsiniz. Zira ben fazlasıyla oldum. Ama ne derler bilirsiniz, Böbürlenme Padişahım Senden Büyük Allah Var.... Necdet Feridun ailesinin taşındığı yeri başta küçümser... Sonra ziyaretlerine gittiğinde yandaki pembe köşkte bir kız görür ve kalbine kurşunu yer. Hani kızları gönül eğlendirmek için kullanan, gelip geçici sevdalar yaşayan, kadınları önemsemeyen, sevmeyi seven Necdet Feridun aşkı tanır, hemde öyle böyle değil... "Budala! Hayatımı tamamen ona adayacağımı sanıyordu galiba. Hakikaten! Kadınlar fikirsizdir."(s.4) böyle düşünen bir adamın, bir kadın yüzünden perişan oluşunu izlemek için bile okunur bu kitap. Kitap boyunca Necdet'in yaşadıklarını, arkadaşı bizlere aktarıyor. İkili ilişkilerin geniş olduğu bir kitap diyebilirim... Necdet pembe köşkte gördüğü Meliha'ya aşık olur. Ancak Meliha, Necdet'in kötü şanından haberdar olduğu için ona asla yüz vermez. Meliha'nın abisi ile Necdet'in kardeşi evlenir... Eş zamanlı olarak Necdet'in okuldan beri tanımakta olduğu İbrahim Şemsi Bey ile Meliha da izdivaçta bulunurlar. Bu süreçlerde Necdet
Zavallı NecdetSafvet Nezihi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,2bin okunma
Reklam
Reklam