Yaşanan onca acı, ıstırap, zorluk, hayal kırıklığı zamanla unutulup gidiyor. Ne var ki zamanın ilaç olabilmesi ve ruhun/bedenin hızla iyileşebilmesi için iyi bir sosyal çevre ile sevgi, sabır, azim, kararlılık, cesaret, çalışmak, üretmek ve akış içinde olmak…
Osman beğ bu dâvalarla ilgilenmekte, kararını da, dâvacının ve dâvalının Türk mü, Bizanslı mı, Tatar mı, Kayı’lı mı, değil mi, Müslüman ya da İsevi mi bakmadan, aklı doğruya nasıl yatıyorsa öyle vermektedir.
Gulumserdi. Elinde olmazdi. Korkmak asla aklina gelmezdi. Niye gelsin? Kapinin yaninda asili bir erkek pelerini, avci yayi, coban kepenegi olmadigini kendisi de gormustu zaten. Erkek kardeslere, babalara ya da ogullara, sonradan intikam icin peslerine dusecek birine dair hicbir emare yoktu. Birinin gozunde bir kiymetim olsaydi, yalniz yasamama izin verilmezdi zaten.
Aclik cekiyorlarsa, zorba insanlari doyuralim diye cekmiyorlardi; cok calisiyorlarsa, hic degilse kendileri icin calisiyorlardi. Hicbir hayvan iki ayak ustunde yurumuyordu. Hicbir hayvan, hicbir hayvanin "efendi"si degildi. Butun hayvanlar esitti.