d

Bu vadiyi gençliğimde sık sık gezmiştim ve son görüşümden bu yana altı yıl geçmişti: Şimdi ben harap durumdaydım, oysa bu vahşi, ebedî mekânın hiçbir şeyi değişmemişti.
Reklam
Ve uçuşan kara paltosunun içinde Taşır yaşlı da tıpkı genç gibi Bir demir, nefret uyandıran. Söyledikleri sözler kopmuş Yaşların soğuk düşmanlığından Renksiz, tükenmiş.
Aradan geçen on sekiz yıla karşın, o çayırlar hâlâ o günkü gibi gözlerimin önünde. Günlerdir süren incecik yağmurun yazın tozundan arındırdığı çıplak dağ, gözalıcı, koyu yeşil renkteydi, kasım rüzgârı çevredeki susuki otlarını dalgalandırıyordu, buz mavisi gökyüzündeyse bulutlar, çok yükseklerde, iplik iplik dağılıyordu. Uçsuz bucaksız gökkubbe, göz kamaştırıcıydı. Rüzgâr çayırı boydan boya geçiyor ve saçlarını hafifçe yaladıktan sonra ormanın içinde yok oluyordu. Ağaçların tepesinde yapraklar hışırdıyordu, uzaklardan bir köpeğin havladığını duyuyordum. Boğuk bir havlamaydı bu, belli belirsiz işitilen, sanki farklı bir dünyadan geliyordu. Başka hiçbir şey duymuyordum. Hiçbir şey görmüyordum, varlığımızdan ürkerek orman yönünde uçup giden iki kızıl kuştan başka.
"Uzunca bir süre kendine sığınaklar kurup yıktın: düzen ya da eylemsizlik, başıboş sürüklenme ya da uyku, geceleyin devriye gezmeler, yansız anlar, gölgelerin ve ışıkların kaçışı. Daha uzun bir süre kendine yalan söylemeyi, kendini sersem­leştirmeyi, kendi oyununa gelmeyi sürdürebilirsin belki. Ama oyun bitti, büyük şenlik, ertelenmiş yaşamın yalancı sarhoşlu­ğu bitti. Dünya yerinden kıpırdamadı ve sen değişmedin. Kayıtsızlık seni farklı kılmadı. ''Ölmedin. Delirmedin."
Is it possible that she will have me forgiven for ambitions continually crushed, that an affluent end will make up for the ages of indigence, that a day of success will lull us to sleep on the shame of our fatal incompetence?