Puan vermedi·416 syf.··
2026 72. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:46
Yaralı Şövalye, serinin ilk kitabı olan Çelik Kral’da kaldığımız yerden devam ediyor. İlk kitapta başlayan gizem bu romanda da sürüyor ve nihayet bir sonuca bağlanıyor. Teknik olarak bu kitap bağımsız olarak da okunabilir; çünkü ilk kitaptaki olaylar ilk birkaç bölümde hızlıca özetleniyor. Bununla birlikte, Çelik Kral seriye harika bir giriş niteliğinde olduğu için kitapları sırayla okumanızı tavsiye ederim. ​Genevieve ve Isaiah aslında birbirlerini hiç tanımıyorlar; ancak Genevieve'in annesinin cinayetiyle ilgili olaylar nedeniyle, birbirlerini korumak adına zorunlu bir evlilik yapıyorlar. Bu evlilik kurgusunu çok sevdim. Genevieve ve Isaiah kitabın hemen başında evleniyorlar, bu da ilişkilerinin gelişmesi için hikayede geniş bir alan bırakıyor. Evliliklerinin başlangıçtaki o mesafeli ve garip halinin zamanla nasıl arkadaşlığa, çekime ve ardından tutkulu bir aşka dönüştüğünü okumak çok keyifliydi. ​Kitaptaki hem romantizm hem de gizem unsurlarını çok beğendim. Genevieve ve Isaiah gerçekten bağ kurabildiğim karakterler oldu. İkisi de geçmişten yaralıydı ve birbirlerinin kollarında sevgiyi buldular. Kitapta duygusal açıdan sarsıcı pek çok an vardı; özellikle Isaiah duygularını dile getirmekte gerçekten zorlanıyordu. Kitaptaki beklenti hissi, endişe ve ilişkinin ilerleyişi gerçekten çok güzel işlenmişti. Hiç beklediğim bir olay herkes kadar beni de hem şok etti hem çok üzdü Bu kitapta herşey çözüldü ve suçlu asla tahmin etmediğim biri çıktı. Yazarın kalemini seviyorum. Serinin iki kitabıda merakla okuttu. Bonus bölümlerde çok güzeldi. Türü sevenlere kesinlikle tavsiyemdir.
Yaralı ŞövalyeDevney Perry · Ren Kitap · 20267 okunma
10/10
·910 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 23:58
Cervantes'in bu kitapta okurlara seslendiği o meşhur sözüyle size hitaba başlayayım... "Aylak okur"; Bazı kitaplar vardır, onları bitirdiğinizde yalnızca bir hikâyeyi değil, bir düşünce biçimini de geride bırakırsınız. Don Quijote benim için böyle bir eser oldu. Yıllardır adını duyduğum, hakkında sayısız yorum okuduğum bu klasik, beklediğimden çok daha farklı çıktı. Başlarda Don Quijote'nin maceralarını mizahi bir dille anlatan bir roman okuyacağımı düşünüyordum. Oysa sayfalar ilerledikçe bunun yalnızca bir şövalye hikâyesi olmadığını fark ettim. Cervantes, insanın idealleriyle gerçekler arasındaki çatışmasını, toplumun alışılmış kalıplarını ve özgürlük arayışını büyük bir ustalıkla anlatıyor. Don Quijote kimi zaman güldürdü, kimi zaman düşündürdü. Çoğu insanın delilik olarak gördüğü şeylerin aslında cesaret ve inançla ne kadar yakın olabileceğini gösterdi. Özellikle onun hayallerinden vazgeçmemesi ve dünyayı herkesin gördüğü gibi görmek istememesi beni etkiledi. Kitaptan aklımda en çok kalan düşüncelerden biri ise özgürlük üzerine olan vurgusuydu. İnsan gerçekten ne kadar özgür? Hayallerimizin peşinden gitmek mi özgürlüktür, yoksa toplumun çizdiği sınırlar içinde kalmak mı? Aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen Don Quijote hâlâ güncelliğini koruyor. Belki de bu yüzden dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bitirdiğimde Don Quijote'ye değil, biraz da kendime veda etmiş gibi hissettim. "Tanrı tarafından insanlara bahşedilen en büyük nimet, hiç şüphesiz özgürlük."
Don Quijote (2 Cilt Takım)Miguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202527,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·264 syf.·
2026 418. kitabı
1386 Noel’inden birkaç gün sonraki soğuk bir sabah binlerce insan, iki şövalyenin ölümüne düellosunu izlemek için Paris’te bir manastırın arkasındaki geniş sahayı doldurmuştu.. Eric Jager 14. yüzyıl Fransa'sında iki yakın arkadaş olan şövalye Jean de Carrouges ve yaver Jacques le Gris arasındaki gerilimi ve ardından gelen ölümcül bir ihanet skandalını anlatır.Kurgu ve olay akışının temeli şu unsurlara dayanır:İhanet: Le Gris, Carrouges'un eşi Marguerite'e tecavüz etmekle suçlanır.. Yasal Süreç: Suçlamayı reddeden le Gris'e karşı Carrouges, Fransız Parlamentosu ve Kraliyet'in onayını alarak hukuk mücadelesine girer.Düello: Kanıt yetersizliği nedeniyle dava, iki adamın masumiyetini Tanrı'nın belirleyeceğine inanılan ölümüne bir düelloyla ("kavgayla yargılama") çözülmeye çalışılır.  Tarihi gerçeklere dayanan bu hikaye, Ortaçağ Avrupası'ndaki yargı sistemini, adaletin işleyişini ve dönemin toplumsal cinsiyet rollerini derinlemesine gözler önüne sermektedir. Son Düello Düello yoluyla yargılama Fransa’da, özellikle Normandiya’da eski bir gelenekti. Ortaçağ başlarında köylüler olsun, kasabalılar olsun, soylular olsun tüm sosyal sınıflardan insanlar adli düeollaya başvurabiliyordu. Avrupa’nın bazı bölgelerinde kadınlarla erkeklerin düello yapmasına bile izin veriliyordu. Düello, mülkiyet anlaşmazlıkları gibi hukuk davalarının yanı sıra çok çeşitli suçları karara bağlamak için kullanılırdı. S:94
Roman - Tarih - Edebiyat
Son DüelloEric Jager · İthaki Yayınları · 2021124 okunma
İyi ki okudum dediğim bir dost: Don Quijote
8/10
·910 syf.··
2026 25. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:53
Bazı kitaplar vardır; sadece bir hikaye anlatmakla kalmaz, insanın kendi içine dönüp bakmasını, kalbinde sakladığı o hem güçlü hem de kırılgan yerleri fark etmesini sağlarlar... Don Quijote (Don Kişot), ilk bakışta şövalye romanlarının bir yergisi gibi görünse de, sayfalarda ilerledikçe insan ruhunun en saf, en idealist ve belki de en yalnız yanıyla karşılaştırıyor bizi. Alonso Quijano, okuduğu hikayelerin büyüsüne kapılıp zırhını kuşandığında, aslında modern dünyanın o katı, rasyonel ve tekdüze gerçekliğine karşı ilan edilmemiş bir savaş başlatır. Onun yel değirmenlerini devasa devler olarak görmesi bir akıl tutulması değildir... Dünyayı olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi görme arzusudur. Bu yönüyle Don Kişot, edebiyat tarihinin en samimi seyyahıdır. Klasik eserleri okumayı, onların o kendine has dünyasında kaybolmayı hep çok sevmişimdir. Klasik eserlerin zamana meydan okuyan bu güzelliği de hayatın o katı dürüstlüğüne ve kalbimizin görünmez yaralarına zarafetle dokunabilmelerinden geliyor aslında. Yüzyıllar geçse de değişmeyen sancılarımızı ve hayallerimizi bir ayna gibi bize yansıttıkları için her dönemde taze kalmışlardır. Romanı asıl zamansız kılan unsur ise şüphesiz ki Don Kişot ile sadık yoldaşı Sancho Panza arasındaki o muhteşem tezat ve bu tezattan doğan sıcak dostluktur. Biri başı bulutlarda gezen, ruhunu tamamen asil duygulara, aşka ve adalete adamış bir hayalperest; diğeri ise gözü toprakta, akl-ı selimi ve dünyanın tüm çıplak gerçekliğini temsil eden bir halk adamıdır. Cervantes bu iki karakteri yan yana yürütürken bize adeta şunu fısıldar: İnsan, ne sadece gökyüzüne bakarak yaşayabilir ne de sadece ayağını bastığı toprağın sınırlarına sıkışıp kalarak... Hayat, bu iki uç arasındaki o ince çizgide, yani Don Kişot’un delice cesareti ile Sancho’nun
Don Quijote (2 Cilt Takım)Miguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202527,5bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 41. kitabı
İlk kitabın yorumuna baktıysanız ortaya çıkan bir üvey kız kardeş ve sessiz adamımız Isaiah var demiştim. Kitap bu ikisinin kitabı ama tabi ilk kitaptaki karakterlerde var, çünkü çözülmemiş bir olay var. Genevieve'in annesi bir otelde ölü bulunuyor ve katili de eski motor kulübü başkanı, ilk kitaptaki Dash'in babası Draven sanılıyordu. Daha bunu tam anlamıyla kanıtlayamazlarken de Bryce ve Genevieve'in kaçırılmasıyla işlerin boyutu değişiyordu. Kaçırıldıkları ormana onları kurtarmaya gittiklerinde bişiler oldu. Dash Bryce'ı kurtarırken, kulübeye kaçan Genevieve'i de Isaiah kurtardı ama ne kurtarma adam öldürmeli, sonra da kulübeyi yakmalı. Kulübede nerdeyse tecavüze uğrayacak olan Genevieve'i kurtaran Isaiah zaten geçmişte hapis yattığı ve tekrar içeri girmekten korktuğu için yasalar karşısında güçlü olabilmeleri adına Genevieve'in teklifiyle pat diye evlenirler. Ee tabi bu habere herkes şok. O gün ormanda olanları da kimseye anlatmadıkları için herkes doğal olarak şaşkın. Tamirhane üzerindeki küçücük dairede yaşamaya başladıkları zamanda hayatlarında her şey değişmeye başlar. Genevieve; annesinin ölümünü hala atlatamazken, hiç tanımadığı bir babası ortaya çıkmışken üstüne bir de Dash'ın ona olan ters davranışlarıyla mücadele ederken bir yandan da hala ne annesinin katili ne de onları kaçıran kişi bulunmuştur, yani hala tehlikededirler ve yavaş yavaşta kocasına aşık oluyodur. İnanın Genevieve çok cesur özellikle Isaiah'a göre. İçten konuşmalariyla beni bitirdi ve bana göre çok pasif kaldı. Onun da geçmişinde yaşadığı acı bir olay kendini suçlamasına sebep olmuş bunu anlatana kadar zaten kitabın sonuna geldik gerçekten dhhfhdhd. Ama o da kendine olan inançsızlığını, güvensizliğini Genevieve ile kırdı çünkü o da karısına aşık oldu artık. Tam aralarında her şey
Yaralı ŞövalyeDevney Perry · Ren Kitap · 20267 okunma
Puan vermedi·396 syf.··
2026 21. kitabı
Gustave Flaubert, 1856 yılında Madame Bovary’yi yayımladığında yalnızca bir roman yazmamış, aynı zamanda o güne dek edebiyatı domine eden romantizm akımının cenaze namazını kılmıştı. Flaubert’in kalemi, hayallerin zehrine karşı bir panzehir, daha doğrusu gerçekliğin keskin bir giyotiniydi. Roman, sıradan bir taşra hikayesi gibi başlar ancak sayfalar ilerledikçe insan ruhunun ve burjuva ikiyüzlülüğünün sarsıcı bir otopsisine dönüşür. Emma’nın trajedisi, kötü bir insan olmasından değil, yanlış kitapları okumasından ve onlara inanmasından kaynaklanır. Zihni, manastır yıllarında gizlice okuduğu şövalye masalları, tutkulu aşk öyküleri ve lüks yaşam tasvirleriyle şekillenmiştir. Ancak kader ona, sıradanlığın ve tekdüzeliğin vücut bulmuş hali olan kocası Charles'ı ve kasvetli Yonville kasabasını sunar. Emma'nın, içinde bulunduğu "gerçeklik" ile zihninde kurguladığı "ideal" arasındaki bu muazzam uçuruma dayanma çabası, psikoloji ve edebiyat literatürüne Bovarizm (tatmin edilemeyen idealize edilmiş hayaller hastalığı) kavramını armağan etmiştir. Emma, kurtuluşu lüks eşyalarda, borçlarda ve Rodolphe ile Léon gibi bencil aşıkların kollarında arar; ancak bulduğu tek şey çamur ve yıkımdır. Bu kitabın bir başyapıt olmasının asıl sırrı, anlattığı hikayeden çok nasıl anlattığında gizlidir. Flaubert, yazarın eserde "Tanrı gibi her yerde olması ama hiçbir yerde görünmemesi" gerektiğine inanırdı. Objektif bir kamera gibi, karakterlerini yargılamadan, onlara acımadan veya onları yüceltmeden aktarır. Bazen tek bir cümleyi kusursuzlaştırmak, doğru kelimeyi (le mot juste) bulmak için günlerce uğraşmış, her bir virgülün sesini test etmek için metinlerini bahçesinde bağırarak okumuştur. Bu yüzden romanda tek bir kelime bile tesadüfi değildir; her detay, kasabanın o boğucu atmosferini inşa
Madame BovaryGustave Flaubert · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201940,8bin okunma
Reklam
Reklam