Puan vermedi·248 syf.··
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:28
Rus edebiyatı ile ilgili kafamdaki o şablona oturtamadığım bi kitap oldu. Edebi bi kılıf uydurmadan hoşuma gitmediğini söylemem lazım. Rus edebiyatı denince zihnimde uyanan o derin varoluşsal sancıları, karakterlerin ruhsal derinliklerini ya da toplumsal eleştirileri bu kitapta bulamadım. Karşımda Dostoyevski’nin o insanı çarpan psikolojik tahlilleri veya Tolstoy’un destansı anlatımı yoktu. Aksine, daldan dala atlayan, sanki bi köy kahvesinde abartılı hikayeler anlatan bir ihtiyarı dinliyormuşum gibi hissettiren, kopuk bir kurgu vardı. ​Kitaptaki o meşhur "delilik" ve bilgelik övgüsü de bana hiç geçmedi. Karakterlerin mantıksız hareketleri, ani parlamaları veya sebepsiz vahşetleri edebi bi derinlik sunmaktan ziyade, sabrımı zorladı diyebilirim, kurgunun dağınıklığı yüzünden bi noktadan sonra hikayenin beni içine çekmesini beklemeyi bırakıp, sadece kitabın bitmesini beklerken buldum kendimi. ​Leskov’un Rus taşrasını sansürsüzce aktarma çabasına saygı duymakla birlikte, iyi bir sosyolojik gözlemin her zaman keyifli bi edebi yolculuk sunmadığını bu kitapla daha iyi anladım. Benim için bitirilmesi zor, bittiğinde ise akılda kalıcı bir iz bırakmayan, sadece okunmuş olmak için okunan bi kitap olarak kalacak.
Eski Zaman DelileriNikolay Leskov · Alfa Yayınları · 202467 okunma
6/10
·112 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 13:03
Kitapçı, yazar, kitaplar, mektuplar gibi radarıma giren kelimeleri görünce kitabı çok da araştırmadan aldım. Samimi ve içten bir dostluk okuyoruz. Her şey kitapların çevresinde gelişiyor o açıdan sevmemem mümkün değil. Lakin beni çok etkilemediğini de söylemem gerek. Çok kısa ve yalın. Benim daha fazlasına ihtiyacım vardı.
84, Charing Cross RoadHelene Hanff · Everest Yayınları · 2025228 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 158. kitabı
🅳🅸🆂🆈 🅳🆁🅺🅴🆁 Herkese Merhabalar... Bugün sizlere kalemini severek okuduğum yazardan bir kitap ile geldim. Her kitabı beni benden almayı başarıyor. Yine severek ve büyük bir heyecan ile okudum. Ve elime alır almaz da bitirmeden bırakmak istemedim. Tabi yazar beni yine şaşırtmayı başardı ve sağlam bir ters köşe yaptı. Nasıl ya derken amanın bu nasıl son böyle nasıl ters köşe demedim dersem yalan olur. Başından beri bir tahminim vardı zaten onu da gözler önüne seriyor. Ama sağ gösterip, sol vuruyor resmen. Aslında sağı gösterip sağdan da vuruyor bir bakıma tahminim tuttu ama yanında olan üstüne eklenen en lezzetli yeriydi. Yine muhteşemdi. Elimde okumadığım bir kitabı daha var ama yepyeni bir kitabı daha çıktı onu da almam ve okumam lazım. Keşke gelip beni bulsa Daisy Darker ailenin en küçük kızıdır. Ondan büyük ve araları çok az olan iki ablası vardır. Ve kırık bir kalp ile doğmuştur. Zaten erkek olmadı beklenirken kız olması da biraz aileyi uzer. Ama büyükannesinin en sevdiği torunudur. Büyükannesi bir yazardır. Harika çocuk kitapları yazan ve resimleyen ve Daisy Darker'in Küçük Sırrı diye de bir kitap yazar. Deniz Cam'ı adını verdikleri Blacksand Koyu'nda yer alan aile mirası olan Büyüka nesin'in evine gitmek ise onu en çok mutlu eden şeydir. Bu sene gidiş nedenleri farklıdır. 29 yaşına basan Daisy büyükannesinin 80.yaş günü için ailesini toplaması üzerine gider. Anne ve babası ayrılmış ablalari kendi halinde ve birinin de kızı vardır. Ailede hep yok sayılan Daisy olmuştur. Büyükanne bu akşam mirasını da aldığı kehanet üzerine açıklar. Herkes bir isyan eder ama o geceden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
Daisy DarkerAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20241,390 okunma
6/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:51
Öbür Dünya ile Dünya arasındaki duvarlar yıkıldığında insanlar ile feyler aynı dünyada yaşamak zorunda kalırlar. Feyler insanlardan üstün olduklarını iddia ederek insanları köleleştirmek ister ve insanlar kendilerini koruma altına almak için feyler ile aralarına bir duvar örer. Fakat feylerin özgürlükleri insanlar tarafından kısıtlanmak istenmesiyle onlara bir savaş açarlar ve o duvar 20 yıl önce yıkılır. (Bir yirmi yıl vakası daha :D) 20 yıldır Doğu Avrupa’da, seçkin feyler ve insanlar egemenlikleri için savaşmaktadırlar. Kızımız Brexley, küçük yaşlarda ailesini kaybetmesiyle ülkesinin baş generali, aynı zamanda babasının yakın arkadaşıydı galiba?, tarafından sahiplenip büyütülmüş bir kızdır. Çoğu kızın aksine şanslı ve ayrıcalıklıdır. Askeri eğitim alan genç kızımız bunun yanı sırasında da hırsızlıklık yapmaktadır. (Askeri eğitimin hiçbir faydası olammış demekki, ki öyle de zaten) Ve kitabımız da böyle başlıyor aslında. Brexley, birlikte büyüdüğü ve ona sırılsıklam aşık olduğu, aynı zamanda generalin oğlu olan Caden ile Seyehat halindeki trene hırsızlık operasyonu gerçekleştiriyorlar. Caden de generalin oğlu ya, yakalanma riskine ve ününe leke gelmesi riskinden dolayı bu duruma çok karşı ama Brexley’e “KARŞI KOYAMIYOR” işte. O da çılgın ama o geleceğin varisi. Böyle şeyler yapmaması lazım aslında ama bunu yaptıkça da anca kendi olabiliyormuş. Kızımız öyle anlatıyor. Ya bu kız kendi dünyasında çok yaşıyor da neyse. Oğlan da salak yemin ederim. Kız öpüşmek mi hırsızlık mı diyor adam hırsızlık diyor. Sen nasıl libidosu düşük bir erkek oluyorsun, Brex’i sen de bu kadar çok istiyorken. Çıldırmalık yemin ederim. Bi de diyor ki bak bak, ‘sono korşo koyomoyom’ BOK! ÖPÜŞELİM DEDİĞİNDE NiYE KARŞI KOYDUN E MAL!!! Yani o kısım bana hiç geçmedi. Saçmalıktan başka
1000Kitap
Yabani TopraklarStacey Marie Brown · Ren Kitap · 2024160 okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2026 100. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:54
Non politik, siyasetten ve siyasetçilerden iğrenen biri olarak bakıyorum kitaba. Önyargılardan uzak durmaya ve kimden gelirse gelsin zulme karşı birlikte durulması gerektiğine inanan biri olarak kitabı okudum, herhangi bir edebi değer beklemeden yani. Bu yüzden yazarın kimliğinden çok metnin kendisine odaklanmaya çalıştım. Ve söylemem gerekir ki beni en çok şaşırtan şey, öykülerin siyasi olmaktan çok insani olmasıydı. Kitaptaki karakterler gündelik hayatın içinden geliyor ve özellikle kadınların yaşadığı zorluklar sık sık karşımıza çıkıyor. Bazı öyküler, özellikle Seher ki o toprakların acı gerçeği, diğerlerinden daha güçlüydü ama genel olarak samimi ve akıcı bir kitap olduğunu düşünüyorum.
SeherSelahattin Demirtaş · Dipnot Yayınları · 201712,8bin okunma
Puan vermedi
#OkudumBitirdim Sırça Köşk/Sabahattin Ali Sabahattin Ali’nin öykü derlemeleri, bir kaç öyküsü dışında pek beğenemedim açıkçası. Genel itibariyle söylemem gerekirse aman aman diyebileceğim bir okuma olmadı benim için. Daha güzel ve akıcı öyküler okuduğum kitaplar olduğundan olabilir diye düşünüyorum. Öyküler bizi bir hayatın içinden alıp başka bir hayatın tam ortasına bırakan bir akışa sahip olması bakımından yorucu olmuyor. Yazar, karakterleri aracılığıyla topluma ayna tutarken, onların içinde kendimizden izler bulmamızı sağlıyor. Kitaptaki “Cankurtaran” öyküsü ise , ülkemizde 1940'lı yıllarında yaşanan kepazelikleri ve insanın insana acımasızlığını çok net ortaya koyarken, Kadınların yaşadığı zorluklar, köylülerin yoksulluk nedeniyle sağlık hizmetlerine erişememesi ve sınıfsal eşitsizlikler öykünün temel meseleleri arasında yer alıyor. Aradan yıllar geçmesine rağmen güncelliğini koruyan bu sorunlar, Sabahattin Ali’nin güçlü gözlemciliğiyle günümüzde de var olan hepimizin muhakkak yaşadığı yada etrafımızda gördüğümüz gerçekleri aktarıyor. "Sırça Köşk " öyküsü ise bir o kadar manidar ve ders niteliğinde.......
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,8bin okunma