Önsöz
Yakında insanlığın karşısına, ona yöneltilmiş en ağır taleple çıkacağımı öngördüğümden, kim olduğumu söylemem zorunlu görünüyor bana. Aslında bilinmesi gerekirdi çünkü “tanıksız bırakmadım” kendimi. Ne ki görevimin büyüklüğü ile çağdaşlarımın küçüklüğü arasındaki orantısızlık, beni dinlememiş hatta görmemiş olmalarında dile geldi. Kendime verdiği krediyle yaşıyorum ben, belki yalnızca bir önyargıdır yaşıyor oluşum. Yalnızca bir “kültürlü” kişiyle konuşmaya ihtiyacım var, yazın Oberengadin’e gelip beni yaşıyor olmadığıma ikna edecek… Bu koşullarda bir ödev var, aslında alışkanlığım, dahası içgüdümün gururu isyan ediyor ona karşı: Dinleyin beni! İşte ben buyum ve böyleyim. Başkasıyla karıştırmayın beni her şeyden önce!
Sayfa 1 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Felsefe-Düşünce
"Birini çok sevmişsem, adını asla başkalarına söylemem. Onlara ait bir parçayı başkalarına teslim ediyormuşum gibi gelir bana."
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İbrahim Şahin' in yazı başlığı şöyle, Kiralık Konak yahut Ero­sun Fenomenolojisi. Eros1a Kiralık Konak'ın ne ilişkisi var den­ dikte, İbrahim Şahin bu ilişkiyi şöyle kuruyor, Panorama'dan başlıyor, Yaban, Erenlerin Bağından, Okun Ucu'ndan çıkıyor. Sonra şöyle diyor, ''Anadolu insanını yaşama bağlayacak olan erosu arar. " (y. 72) Peki bunu nasıl yapacak Yakup Kadri, İbrahim Şahin'e göre, "Tasavvuf münasebetiyle klasik edebiyat metinlerinde gördüğü­ müz 'aşkınsal' erotizm"Ieri yaparak yapacak bunu. .(y. 72) İbrahim Şahin 'in iki yanlışı var. Birincisi eros' u yanlış yorumluyor. İki, yöntemi yanlış. Eros' tan başlıyorum. Eros1a ilgili söylemem gereken şu. Eros'un tasavvufla, aşkınsal olmakla hiçbir ilgisi yoktur. Eros kadınla erkek arasında yarahlan estetik bir ilişkidir. Bu estetik yarahnın oluşabilmesi için, insanın toplumsal bir varlık olması zorunludur. Oysa kapitalizm insanın toplum­ sallığını bozar. Kapitalizmde insan bencildir. İnsani değerle­ rini yitirmiştir. Böylesi kişiler aşkı... eros'u oluşturamaz.
Sayfa 35 - İnsancıl yayınları 2024
Araştırma inceleme deneme edebiyat
Atlarından inen, gevezelik eden ve kendilerine çekidüzen vermekle uğraşan adamlarının hayhuyunu bastırarak, “Güzel. Evet, çok güzel,” dedi. “İyi iş başarmışsın.” “Bana şeref payesi vermeyi arzu ederseniz, beyim, lütfen Lord Zataki’yi ve bütün adamlarını derhal ortadan kaldırmama müsaade edin, sizden bunu rica ediyorum.” “Sana hakaret mi etti?” “Hayır. Tam tersine, özel bir ulağa yaraşacak tavırdaydı. Ama seyahatinde dalgalandırdığı sancak size ihaneti temsil ediyor.” “Sabır. Sana kaç kere söylemem gerek?” dedi Toranaga. Sesi haşin değildi. Buntaro huysuzca, “Korkarım sonsuz kere, beyim,” diye cevap verdi. “Bağışlayın lütfen.” “Eskiden arkadaşıydın.” “Eskiden müttefikinizdi.” “Odawara’da hayatını kurtardı.” “Odawara’da aynı taraftaydık,” dedi Buntaro sinirle, sonra patladı. “Bunu size nasıl yapabilir beyim? Kardeşiniz olacak bir de! Hayatı boyunca onu koruyup kollamadınız mı, hep onun yanında savaşmadınız mı?” "İnsanlar değişir." Toronaga bütün dikkatini platforma yöneltti.
"Adı Dorian Gray mi?" “Evet, adı bu. Aslında sana söylemeyecektim." “Peki neden?" "Anlatması zor. Birini çok sevmişsem, adını asla başkalarına söylemem. Onlara ait bir parçayı başkalarına teslim ediyormuşum gibi gelir bana.”
Alıntı
Dinleyen Çok, Anlayan Az
Ben kimseye dertlerimi söylemem. Çünkü herkesin derdi kendine yeter.
Alıntı