John von Neumann - Bilgisayar ve Beyin Üzerine
7/10
·82 syf.·
2026 14. kitabı
İncelemeyi hak eden bir yazar ve kitap olduğunu düşünerek başlamak istiyorum. Bilgisayar ve Beyin John von Neumann Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en eski ve en seçkin akademik ders serilerinden biri olan Silliman Konferansları’nı vermek, tüm dünyadaki akademisyenler arasında bir ayrıcalık ve onur olarak kabul edilir. Geleneksel olarak öğretim görevlisinden yaklaşık 2 haftalık bir süre boyunca bir dizi konuşma yapması, ardından derslerin el yazmasını Silliman Konferansları’nın evi ve merkezi olan Yalze Üniversitesi’nin himayesinde yayınlanacak bir kitap haline getirmesi istenir. John von Neumann’da bu ayrıcalıklı kişilerden birisiydi. Neumann kariyer olarak Zürih Teknik yüksek okulu’nda ve Budapeşte Üniversitesinde kimya ve matematik okudu. 1927 yılında Berlin üniversitesinde doçent olarak atandı, bunların dışında Hamburg üniversitesinde bir yıllık misafir öğretim üyesi, Princeton’da akademik kadroya katılarak ABD’de kalıcı olarak yerleşti. Neumann’ın bilimsel ilgisi; kuantum, matematiksel mantık, ergodik, sürekli geometri, işlemciler, soyut matematik, kuramsal hidrodinamik, diferansiyel denklemler, nükleer fizik ve fiziğin uygulamalı alanları olmuştur. Yer aldığı projeler ENIAC, JONIAC. Neumann Joniac projesinde beyin ve işleyişi hakkkında çalışmalara başlayıp nöroloji ve psikiyatriye merak salmıştır. Çevresinde bu tür uzmanların olmasını istemiş ve bunlarla temaslar kurup konferanslar düzenlemeye başlamıştır. Silliman konferanslarıyla da bu işi geliştirmeyi ve büyütmeyi düşünmekteydi. 1955de talihsiz bir haber sonrası Neumann’a kemik kanseri teşhisi konuldu ve aniden hastalığın verdiği olumsuzluklarla donuklaştı. Silliman konferansları için hazırladığı notları bir yandan düzenlemeye çalışıp alanında çalışmalar yapmaya devam etmekteydi. 1956 ocak ayında tekerlekli
Bilim
Bilgisayar ve BeyinJohn von Neumann · Tübitak Yayınları · 202364 okunma
6/10
·367 syf.··
2026 15. kitabı
Tüm seriye de yayılan genel Quinn basit anlaşılır dili bu kitapta da bulunmaktadır. Kitap Regency döneminde geçen zengin ve kalabalık (8 kardeş) en büyük kızıyla (Daphne) babasıyla büyük problemleri olan ve babası ölmesine rağmen kendi içinde ondan çeşitli yollarla intikam alan bir erkeğin (Simon) hikayesini anlatmaktadır. !! Dikkat kitap okumayanlar için spoiler içermektedir!!! Simon çocukluğundan itibaren babasının sevmediği istemediği bir çocuk ve bu sevgisizliğin sonucu olarak ailenin soyunu devam ettirmeyerek kendince ölmüş babasından intikam almaya çalışan biri. Bu intikam da evlenmeyip çocuk yapmayarak soylarının sonunu getirmek. Daphne ise ailenin en büyük kızı iyi evlilik yapmalı ki kendinden sonraki 3 kız kardeşine iyi evlilik yolu açsın. Daphne genel olarak bridgerton ailesinde sevdiğim bir karakter ne istediğini bilen bunun için zaman zaman manipülatif davranmaktan çekinmeyen bir kız. Sevmediğim yani insanları değiştireceğini sanıp Simon'ı değiştirmeye çalışması ve onunla sonuçlarını ve yakalanma tehlikesine rağmen kaçamak yaparak abisiyle Simon arasında düelloya sebebiyet verdi. Simon'a olan ilgisi ve gençliği onu düşüncesiz kararlar almaya itmektedir. Simon tabiki iyi bir insan ama Simon eğer günün sonunda Daphne ile evlenmemiş olsaydı. Kendi hayatını mahvedecekti. Bu dönemin şartları da göz önüne alındığında bir kadının kendi çıkarlarını bazen daha çok ön plana koyması gerektirdiğini düşündürmektedir. Simon genel olarak sevmediğim yanı ise artık çocuk olmadığını farketmemesi babasından kendi hayatını mahvederek intikam almaya çalışıyor, ölmüş babasından. Büyüyememiş bir çocuk olması asla hoşuma gitmedi. Simon artık 20'li yaşlarının ortalarında belli sorumluluklarını farkında biri. Babasını aşmaya çalışmamış. Babasının çocukken onu görmezden geldiği
Romantizm
Yüreğe Söz GeçmiyorJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20192,400 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi··
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:11
5 hikayenin içinde biri beynimden vurdu maalesef. Halbuki niye vuruluyorsun Zweig denildi mi intihar demek zaten. Göbek adı gibi bir şey. İntihar üzerine kafa yorduğum bir şey değil. Eskiden o kadar cesaretli biri değilim derdim şimdi o kadar "..." değilim. Doldurulabilir. Bilemiyorum. Benim hayata bakışım, herhalde Allah'a şükür kaldıramayacağımı yüklemediği içindir, gelen geldiği an, ee şimdi n'apıyoruz? Buradan nereye kırıyoruz? Şimdi hangi kameradayız? Gerçekten böyle. Yoksa kalpten gitmiştim çoktan. Bu hayatta fiziksel imtihanlardan sonra duygusal imtihanlar gelir. Ve bu konuda YL DR değil Prof'um ben. Çünkü . Çünkü uzun hikaye. Bu novella, zengin diyeceğim, bir otelde garson olarak çalışan François adındaki bir gencin yaşantısından onun iç buhranını veriyor. François, otele konaklamaya gelen ve kendisinden sosyal statü olarak çok yüksekte olan aristokrat bir kadına yani bir kontese aşık oluyor ve şahsi kanaatim saçmalıyor. Neden. Aşık olmak kavuşmak demek değil ki. Neden ya. Her sevdiğimizi almak zorunda değiliz. Hem de alamayız ki. Ha uğruna ölecek kadar aşıksan alabilirsin de. O ayrı bir mesele ama almak zorunda değiliz. Kontes bana bakmaz vah beni beni doğru bir yaklşaım değil. HERKES HERKESE BAKAR. Hayatta her şeyin bir yolu vardır. Ben asla gerçekten birbirini seven iki insanın kavuşamayacağına inanmıyorum. Kavuşma yoksa bir taraf eksiktir. BİTTİ. Buradaki durum o bile değil. Kontesi sevmek demek uğruna ölmek demek olabilir mi? Sev ya doya doya sev. Kaburgaların çatlasın öyle sev. Ama ölünce sevemezsin. En sevdiğin şeyi sevmekten neden vazgeçersin? Madem bu kadar güçlü bir duygu sevgi, neden ölmek kadar "an" bir his için vazgeçeyim ????? Şimdi bunu Zweig yazmış ben de allıyorum pulluyorum gibi olmayacaksa; var maalesef böyle şeyler. Bir insanın varlığını
Alıntı
AylakStefan Zweig · İndigo Yayınları · 20191,491 okunma
8/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
Herkese selamlar Bugun size her yazdığını heyecanla ve adeta nefes nefese bir film izler gibi okudugum @meade_glenn in ulkemizde yayinlanan son kitabi #resurrectionday #dirilişgünü yorumu ile geldim. Bu kez komplonun en can alıcı sekliyle, Amerika'yi ter.istlerden kurtarmak adina heyecani doruklarda hissettiren bir hikayeydi. Bayidlim Bu arada kitabi biraz arastirayim derken tuhaf ve gercekci bir yani ile karsilastim. Cunku bu kitaptaki komplo senaryosu 11 Eylül saldirilari yaşanmadan durumu konu etmis ve bu yuzden de basimi cok uzun sürmüş. Bence o sahne cokta spesifik bir sahne degildi, neden bu sekilde dikkate alinmis bilemedim. Zaten yazar da Dunya Ticaret Merkezi'ne yapılan b.mbali s.ldiridan esinlenerek bu hikayeyi kaleme almış. Yazarin anlatimina istinaden her kitabinda oldugu gibi bunda da bolca karakter vardi. Hatta ana karakterinin kim veya kimler oldugunu anlayana kadar epey sayfa cevirdim. Bu da haliyle biraz yorucu oldu. Ama sonra anladim ki nerdeyse herkes kitabin konusunu ortaya koyan kisilerdi ve bu karakterlerin de ortak bir payda da bulusmasi kurguyu surukleyici kıldı. Hikaye temposu ile polisiye macera turunde daha cok suregelsede gerilimi de son derece yuksekti. Eski KGB olan Çeçen direnişci Nikolay Gorev ile Filistin asıllı Karla, kendi sebepleri ile Suudi te.ist Ebu Haşim'in planlarında yer alir. Plana gore 8 gun icinde ABD başkanı istekleri yerine getirmezse sinir gazı ile koca bir şehri ortadan kaldırılacaktır. FBI gorevlisi Jack Collins ve Nikolay'in eski ve sevdigi dostu Kursk'la birlikte çalışarak onlari yakalamaya ve bir yandan da gazın yerini tespit etmeye çalışırlar. Kitapta en sevdigim kisim kesinlikle yazarin İslami veya Müslümanları kötülemeden ve hatta peygamberimiz ile Kuran'dan saygıyla soz etmesiydi ve bu kafada olan kişilerle
Diriliş GünüGlenn Meade · Sia Kitap · 2026494 okunma
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 93. kitabı
#morsandıktakiyazılar Kitap Adı: Vezir Gambiti Yazar adı: Walter Tevis Çeviri: Kerem Sanatel Kitap Türü: Roman Sayfa Sayısı: 321 Bu kitaba da buradaki yerel Kütüphanenin Türkçe kitaplar bölümünde rastladım ve okumak için aldım, yazarı ve kalemini bilmiyordum ve bu yüzden fazla bir beklentim olmadı. Kitap 80'li yılların ikinci yarısında yazılmış ve kahramanımız bir kız çocuğu Elizabeth 8 yaşında öksüz kalıp kimsesiz çocuklar yurduna yolu düşünce orada 4/5 yıl boyunca yaşadığı maceraları okuyorsunuz kitapta. Yolu nasıl satranç ile kesişiyor, evlat edinilme ardından gelen dünya satranç turnuvularındaki başarıları ve hayata dair yaşadığı zorluklar çok güzel kurgulanıp anlatılmış kitapta İngilteredeki yurtta, çocukları zaptetmek için onlara verilen sakinleştiricilerle onları nasıl bağımlı hale getirdiklerini okuyunca dehşet içinde kalıyorsunuz. Satrancı, kaldığı yurtta bir çalışandan öğrenince artık tüm hayatı satranç oluyor Beth'in. Kimse onun bir kız başına dünya şampiyonu olabileceğini ihtimal vermezken, o dünyada gelmiş geçmiş tüm satranç şampiyonlarını onların oynadığı stillerini oynadığı halini öğrenip yenmeyi başarıyor Kitapta birçok satranç stili anlatılmış bunlardan en ünlüsü Vezir Gambiti ve Sizilya olduğunu okuyorsunuz. Kitabı çok beğendim. Bu kadar spoiler yeter kitaptan birkaç alıntı: - Elizabeth ne seyahatlerinden ne de satranç turnuvalarındaki edindiği şöhretten kimseciklere bahsettiği yoktu. - Nihayet dereceli bir oyuncu olmaktan şimdilik memnundu, dünya turnuvaları onu korkutmuyor sadece belirsizlik ve farklı ülkelere gitmek zorunda olması onu biraz endişelendiriyordu. - Beth'in içinden satrancın güzelliğini övmek geçtiyse de vazgeçti. - Satranç her zaman rekabete dayalı değildir -Satranç kimileri için eğlencelik kimileri içinse bir tutku hatta
1000Kitap
Vezir GambitiWalter Tevis · İthaki Yayınları · 20202,225 okunma
Vakıf Serisi 7'li İnceleme (7/10)
7/10
·488 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:20
Birbirinin devamı niteliğindeki olaylardan oluşan Vakıf Serisi için, her kitaba ayrı inceleme yazmak yerine, genel bir seri incelemesi yazmanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Seri için genel değerlendirme puanımın 10 üzerinden 7 olduğunu baştan belirtmeliyim. Ayrıca okuyacağınız bu inceleme, temel düzeyde tat kaçıran içerir. Değerlendirmem iki kısımdan oluşuyor: ilk kısımda okuma sırasına göre kitapların çok kısa bir özeti; ikinci kısımda ise kişisel değerlendirmelerim bulunuyor. Vakıf Serisi, bir matematikçi olan Hari Seldon tarafından geliştirilen psikotarih biliminin gelişimini ve çökmekte olan Galaktik İmparatorluk üzerine uygulanmasını konu alıyor. Neredeyse tüm galaksiye hâkim olan Galaktik İmparatorluğun çöküşünü çok önceden gören Seldon, bu çöktüşten sonra 30 bin yıl sürmesini beklediği kaos ve anarşi dönemini, psikotarih ile bin yıla indirmeyi amaçlıyor. Bu bin yıllık sürenin ardından ise kurmuş olduğu iki vakıf aracılığıyla yeni ve daha güçlü bir imparatorluğun temellerini atmayı hedefliyor. KISIM - 1 Vakıf: Vakıf üyelerinin, imparatorluğun başkenti olan Trantor'dan, birinci vakfın gelişeceği Terminus'a sürgün edilmelerini ve oradaki ilk 200 yılı konu alıyor. Belediye başkanı Salvor Hardin ve tüccar Hober Mallow, Hari Seldon'dan sonraki dönemin en etkili isimleri olarak öne çıkıyor. Vakıf ve İmparatorluk: Yıkılmakta olan Galaktik İmparatorluğun son generallerinden olan Bel Riose, Vakıf'ı yok etmek üzere Terminus'a saldırıyor. Ancak Seldon Planı'na uygun olarak yeniliyor. Sonrasında ise ilk zihin yönlendirici ve planı sekteye uğratan mutasyonuyla Katır sahneye çıkarak birinci Vakıf'ı işgal ediyor. Ve bir sonraki hedef olarak, ikinci Vakıf'ı aramaya koyuluyor. İkinci Vakıf: Katır ikinci Vakıf'ı ararken, ikinci Vakıf da ona karşı çeşitli savunma
Alıntı
Vakıf İleriIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 2021972 okunma