10/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
OKUDUM BİTTİ Kitap Adı: ENEGÜL Kitabın Yazarı: Enes Hanpa Kitabın Yayınevi: Dorlion Yayınevi Sayfa Sayısı: 101 Kitap Yorumu: "Ben ayrılıkların şairi, yalnızların ozanıyım." der Ahmet Selçuk İlkan. Enegül kitabı ise bu sözleri çürütmek için yazılmış gibi. Sevgiliye kavuşmanın, sevgili ile geçen zamanın değerini anlatan şiirlerle dolu kitap. İçten ve samimi cümleler akıcı şekilde ilerliyor. Şiirde en önemlisi samimi duygular olması, ne için yazılmış olursa olsun. Genelde de için zehirini, acısını akıtmak içindir ama Enegül, ezber bozan olmuş. Dolu dolu bir aşkın izleri var. Tabi her ilişki gibi inişli çıkışlı olduğu şiirlerin ahenginden anlaşılıyor. Şiir severlere duygu yüklü bir kitap niteliğinde. Keyifli okumalar dilerim şimdiden. Kitap: Çeşitli şiirlerden oluşmakta... (Alıntı) : " MUTLULUĞUN İNTİHARI Dün gece öldü bir intihar gibi mutluluğum Yalnızlığıma terk ettim yüreğimi, Kanım pıhtılaştı teklerken zaman, Ah hasret kokan güllerim, Ellerimde solmanızı ne çok isterdim. Kimseler görmez, Bilmez kimseler turnaların neden göç ettiğini. Nasıl bir sefalet bu Allah'ım, Uzanıyor tutamıyorsun saçının telini, Ah kader sevdiğim sözcük, Sende bilemedin Gül'ümün kıymetini, Ve terk etti bizi de sevda, Gömdü bir kurumuş toprağa, Gitme be Sevdiğim gitme, Gidenler dönmediler sevdiklerine, Gidenler anlayamadı geride bıraktıklarını,
EnegülEnes Hanpa · Dorlion Yayınları · 20205 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 32. kitabı
·
146 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 19:29
Bazen tek sözcük bile bir öyküdür, sanat eserine uzanan bir ışıktır. Yeter ki o sözcüğü sezgilerinle algıla, içtenlikle yansıt. Can'lı Yolculuk uzunlu kısalı öykülerle dokuyor bir hayatı. Kimi zaman dolu dolu yaşanan bir ömürden kesitler veriyor kimi zaman da karşılaşılan ilginç bir olayı, hatıraları ve beklenmedik rastlantıları anlatıyor. Amerika'da trenlerde, Paris sokaklarında, köylerde, deniz kıyılarında, ormanlarda yol alıyor yazar. Aynı zamanda ressam da olduğundan benzersiz gözlem yeteneğiyle birbirinden ilginç portreler çiziyor. Kumsaldaki bir kuş ölüsüne de, karşısına çıkan, gözüne ilişen ilginç figürlere de, bulutlara da aynı dikkat ve ihtimamla bakıyor. Böylece yolculuklarla, maceralarla dolu, zaman zaman doğaya övgüler düzen sımsıcak bir kitap çıkıyor ortaya. Yazarın çizimleriyle adeta ışıl ışıl parlıyor. Hayatın, ilişkilerin, keşfederek bakmanın ne denli heyecan verici ve her sonun bir başlangıç olabileceğini gösteriyor okurlara.
Can'lı YolculukCan Göknil · Can Yayınları · 201938 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·187 syf.··
Beğendi
·
2026 95. kitabı
#morsandıktakiyazılar Kitap adı: Kryon, Bitiş Zamanı Yazar Adı: Lee Caroll Çeviri: Semra Ayanbaşı Sayfa sayısı: 187 /PDF formatı Kitap türü: Parapsikoloji, Gizem Bir önceki Kryon Yuvaya Yolculuk kitabından sonra Kryon serisinin tüm kitaplarını okumaya karar verdim. İlk okuma kitabı olarak bunu seçtim. Kitaba gelecek olursak, Yazar insanların bitiş, yokoluş, kaybetme dürtülerine de değinmiş, çağımızın insanı ve sevgiden uzak kalışına da. Her bir bitiş yeni bir başlangıç demektir felsefesi de bu kitapta var. Kitabı okuyanlar, kitapta farklı deneyimler yaşayan insanların örneklemeleri ve onların Tanrı ya da Allah tarafından boşuna seçilmediklerini okuyoruz. Yazar kitabın sonuna doğru yine sorular sormuş ve cevaplarını da yazmış İnsana daha samimi gelen bir durum, pek az yazar tarafından yapılıyor, keşke daha çok yazar bunu örnek alsa, deyip. Kitaptan bazı alıntılar, diyelim: - Her bir insan, bilinçli düşüncenin birçok sınırlaması ve kısıtlanmasıyla aşılanmıştır, her bir şeyin bir başı ve sonu olduğu aşısı - SEVGİ, sadece bir sözcük değildir, bir güç kaynağıdır - Karma ile birlikte, sağlık sorunları, izah edilmeyen korkular ve dertler, parasal sorunlar, insan ilişkileri sınavı ve meslek becerileri gelir. - Kişisel olarak, size ait olan bu yeni gücü kullanmaya başladığınızda geleceğiniz sevinç ve huzur olacak Bu tarz kitapları sevenlere tüm Kryon serisini tavsiye ediyorum. Bu da benden olsun: Bitişlerin ardında mutlaka yeni başlangıçlar ve öğretiler vardır... Aylin Özgür
1000Kitap
Kryon: 1. Kitap Bitiş ZamanıLee Carroll · Akaşa Yayınları · 2019239 okunma
Puan vermedi·215 syf.·
2026 28. kitabı
Frank Furedi'nin 2004'te kaleme aldığı, Türkçeye 2010'da Erkan Koca çevirisiyle kazandırılan bu kitap, ilk bakışta bir nostalji metnine benziyor: "nerede o eski entelektüeller?" sorusunu sorduğunda, çoğu okur kapağı kapatmadan önce gözünü deviriyor olabilir. Çünkü bu soruyu soran her kalem, biraz da geçmişin kült figürlerine sığınan, yenilenle başa çıkamamış birinin sızlanması gibi gelir kulağa. Furedi bu tuzağa kısmen düşer; ama düştüğü yerden çıkardığı tespitler, bu coğrafyada sızlanmayı hak edecek kadar haklıdır. Kitabın belkemiği tek bir kavram: philistinizm. Furedi'nin Schopenhauer'den ödünç aldığı bu terim, "zihinsel ihtiyacı olmayan insan"ı tarif eder. Yemeyi, içmeyi, eğlenmeyi, mevki ve şöhret kovalamayı bilen ama düşünceyi kendi başına bir zevk olarak tanımayan, hatta düşünmenin kendisini "zaman kaybı" sayan tipoloji. Bir zamanlar bu sözcük üniversite çevrelerinde sıradan halkı tanımlamak için kullanılırdı; Furedi'nin tezi şu: artık üniversitenin kendisi philistinleşmiştir. Çürümenin alttan değil üstten geldiği bir çağdayız. Kitap altı bölümde altı yara açar. Aklın değer kaybı: Aydınlanma'nın iddiası — "akıl evrenseldir, hakikat bulunabilirdir, bilgi özgürleştirir" — postmodern relativizm tarafından aşındırılmıştır. Hakikat artık çoğul, görelidir; herkesin gerçeği kendinedir; bu cümle bir özgürleşme gibi başlamış, bir teslimiyetle bitmiştir.Önemsiz görülen arayışlar: Bilgi salt bilgi olarak değer taşımaz olmuştur; her cümlenin altına bir "ne işe yarayacak?" sorusu konmuştur. Einstein'ın "gerçeğin arayışında olmak, ona sahip olmaktan daha değerlidir" cümlesi artık duvar süsüdür; uygulanmaz.İçeriğin yokolması: Üniversite işletmeye, akademisyen profesyonele, ders pakete dönüşmüştür. Edward Said'in kitapta alıntılanan tespiti sertir: profesyonel, "kayığı
Nereye Gitti Bu Entelektüeller?Frank Furedi · Birleşik Kitabevi · 201062 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 27. kitabı
Kendini arayan bir ademin yolculuğunun ilk durağında, arzu ettiğinin tam hedefinde buldu kendini. Mevlâna'ın dediği gibi: "Susuzlar âlemde su ararlar, su da cihanda susuzları arar." Amaç belli olunca vuslata ermek için Allah kendine yakınlaştırmayı kolaylaştırır.  Güneş gibi doğmak batıdan olmaz. Doğuya gitmek gerek. Asım da yeniden doğmak için Türkmenistan'ın Merv şehrine yol alır. Orda karşılaştığı Serkan arkadaşıyla özlem giderirken nerden bilecekti aradığı ayağına geldiğini? Asım farsça bildiğinden arkadaşının bir kitabının tercüme etme teklifi üzere sonraki durağı Semerkand olur. Eline aldığı hatırat ile 1200'lı yıllara adım atmış oldu. Ve okuduğu her cümle bu gününe ışık oldu. Karanlık gecelerine kandil oldu. Kaybolduğu  dünyadan sıyrılıp ihlâsa erdi. O öğrendikçe okuyucu da öğreniyor. Kalbi hâlim oldukça okuyucunun yüreği daha çok yumuşuyor. Neticede bizimle tanıştırdığı Mevlâna Halid'tir. "Rüzgarın Ardından" eserinde aslında Asım'ın kendini bulma arayış yolculuğu az ve öz olarak  tamamen Mevlâna Halid'in otobiyografisi anlatılıyor. Yunus Emre'nin şu vecizesi Asım'ın durumuna ne kadar manidardır: "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır?" Eserden damlayan her sözcük âdeta vücudun ihtiyaç duyduğu her meyve tadındadır. Kalbi huzura erdiren, beyni bilgiye doyuran, ruhu ferahlatan harika bir ilim bilgisidir. Şeyh Şamil'in dediği gibi: "Allah'a giden yollar gökteki yıldız sayısından fazladır. Biz o yollardan birini arıyoruz." Yazar da bu kitabında da kalplere Allah'ı ve Allah'a giden yolun kapılarını açıyor. #kalbedüşensızı #hayatsondanbaşlar kitaplarını tavsiye ettiğim gibi #rüzgarınardından 'ı da tavsiye ediyorum. #biralıntı "Her yolun kendi yolcusu, her yolun kendine has bineği var. Kimi yol var dolanır gider,
Rüzgârın ArdındanElif Veske · Eşik Yayınları · 2020411 okunma
10/10
·184 syf.··
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 09:15
Bir mısrasına kitap yazılır mı? Ahmet Arif söz konusuysa yazılır. Hatta bazen bir tek dizesi, birçok romandan daha fazla şey anlatır insana. Son günlerde Cem Karaca’nın sesinden “Ay Karanlık”ı defalarca dinledim. Hiç sıkılmadan, her seferinde başka bir yerinden etkilenerek. Sonra fark ettim ki aslında beni kendine çeken şarkı değilmiş; şarkının ardındaki şiirmiş. Meğer uzun zamandır Ahmet Arif’in dünyasına doğru yürüyormuşum. Ahmet Arif’i okurken insan zaman duygusunu kaybediyor. Bir yandan binlerce yıllık bir ağıdın içinden konuşuyor gibi geliyor, bir yandan da bugün yanımızda oturup bizimle aynı dertleri paylaşabilecek kadar yakın. Şiirlerinde hem büyük bir sevda hem de büyük bir öfke var. Özellikle kendisini “az gelişmiş değil, sömürülmek için kasıtlı olarak geride bırakılmış bir ülkenin çocuğu” olarak tanımladığı röportajını okuduktan sonra bu öfkenin kaynağını daha iyi anladım. Onun şiirlerinde yalnızca bireysel acılar değil, bir coğrafyanın yaraları da yankılanıyor. Beni en çok etkileyen yönlerinden biri ise kullandığı dil oldu. Ahmet Arif, unutulmaya yüz tutmuş sözcükleri şiirlerinin içine öyle ustalıkla yerleştiriyor ki yabancı gelen bir sözcük, anlamı öğrenildiğinde dizenin bütün yükünü omuzlarında taşıyor. Şairin de söylediği gibi, aynı şeyi daha sade anlatmak mümkün olabilir; fakat o zaman şiir, şiir olmaktan çıkar. Derinliğini, yoğunluğunu ve çarpıcılığını kaybeder. Örneğin “Bir ben bileceğim oysa / ne âfât sevdim” derken kullandığı “âfât” sözcüğü yalnızca bir güzellik anlatmaz. İçinde felaketi, çaresizliği, karşı konulamaz bir çekimi de taşır. gibi. “Seni özledim” demiyor. “Özlemden zincirler eskittim” diyor. Hasreti somutlaştırıyor, demire dönüştürüyor, sonra onu bile aşındırıyor.İşte Ahmet Arif’in şiiri tam da burada güç kazanır; bir kelimeyle sayfalarca
Şiir
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748,1bin okunma