Sözde Psikolojik Tahliller ve Çağdaş Edebiyat Sığlığı
Puan vermedi·264 syf.··
2026 6. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 03:19
Çağdaş edebiyatta ve popüler mecralarda sıkça karşılaştığım, kurguyu sadece kendi toplumuna üstten bakmak ve bu toprakların değerlerini küçümsemek için bir araç olarak kullanan kronik bir döngü mevcuttur. Bir sesli kitap uygulamasında arka arkaya dinlediğim Kötü Bir Gün, Garip Bir Yer, eski bir askeri figür üzerinden adalet dağıtmaya soyunan Temizlikçi ve son olarak tipik bir gerilim dekoru sunan Karanlık Köy romanlarını analiz ettiğimde, bu döngünün ve üslup sığlığının en somut örneklerini net bir şekilde görüyorum. Tüm bu kurguların ortak noktası, ne yazık ki derinlikli birer edebi değer taşımaları değil; kurgusal karakterler ve klişeler üzerinden bu coğrafyanın insanına karşı takınılan o kronik üstencilik psikolojisidir. ​Söz konusu eserlerde, kulak verdiğim o karakterler üzerinden iddialı insan tahlilleri yapılmaya ve insan psikolojisinin en derin dehlizlerine inilmeye çalışıldığını fark ettim. Ancak bir dinleyici ve okur olarak sormadan edemiyorum: Bir kurguda bu kadar keskin ve iddialı insan analizleri yapılırken, karakterlerin psikolojisi bu derece kesin hükümlerle kağıda dökülürken arkasında durulacak hakiki bir uzmanlık eğitimi var mıdır? Yoksa popüler bir figür olmanın, vitrinde yer almanın verdiği bir cüret mi söz konusudur? Çünkü satırlarda ve seslendirilen cümlelerde karşıma çıkan şey derin ve hakiki bir insan ruhu tahlili değil; kendi insanını ve toplumunu sürekli karikatürize eden, burun kıvıran yüzeysel bir yaklaşımın ötesine geçememektedir. ​Dahası, bu eserlerin edebi birer romandan ziyade, hiçbir tarihi gerçekliği ve derinlemesine araştırmayı barındırmayan, tamamen dijital platformlara ya da televizyonlara satılmak için aceleyle tasarlanmış birer "dizi veya film projesi" hissi verdiğini görüyorum. Temizlikçi romanında özel kuvvetler geçmişi olan bir
Karanlık KöyGürgen Öz · Yitik Ülke Yayınları · 2016297 okunma
"Cehennemde yanacaklara adanmıştır."
10/10
·648 syf.··
2026 10. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:54
Spoiler İçerir Tanrı'nın Psikopat Çocukları; insanın karanlık yönlerini, ahlak ve din algısını, toplumun dayattığı kuralları sorgulayan bir konuya sahip. Kitabı okurken derin düşüncelere dalıp kendinizi sorgulayacaksınız. Yazar, karakterlerin iç dünyalarını, yaşadıkları çatışmaları, insan ruhunun karanlık yönlerini ustalıkla ortaya koymuş. Şimdi size soruyorum; Çocuğunuzun hayatını kurtarmak için birini öldürür müydünüz? Çocuğunuzun hayatı için şeytanla Tanrı arasında bir seçim yapmak zorunda kalsaydınız hangisini seçerdiniz ? Bazen en masum insanın da çok sevdiği başka birini kurtarmak için / sözde sağladıkları adaleti gerçekten yerine getirmek için bir psikopata dönüşebileceğini söylesem... "Cennetin güzellikleriyle melekleşen karanlık bir ruhun tutsaklığı ancak CEHENNEMİN RUHUYLA ÖZGÜRLEŞİR!" Nefes nefese , gözünüzü dahi kırpmadan okuyacağınız, gerilimi tüm vücudunuzda hissedeceğiniz bir roman. Keyifli okumalar...
Tanrı'nın Psikopat ÇocuklarıAlein Kentigerna · Panama Yayıncılık · 2017839 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·199 syf.··
2026 20. kitabı
Eser tek bir olay örgüsüne sahip bir roman olmaktan ziyade; (toplumsal ve siyasi çarpıklıklar ile trajikomiklikleri ele alan) birbirinden bağımsız olarak gelişen birçok taşlama, öykü ve şiirsel metnin bir araya gelmesiyle oluşturulmuştur. Eser temelde bana göre dört ana kavram üzerine oturtulmuştur: Siyaset ve cehalet; sözde kurnaz politikacıların halkı manipüle etme yöntemleri ve toplumun cehaleti nedeniyle bilerek veya bilmeyerek bu durumu yemesi. Toplumsal ikiyüzlülük ve menfaatçilik; bireylerin kendi çıkarları uğruna ahlaki kavramları nasıl yonttukları veyahut kavramların içlerini nasıl boşalttıkları anlatılır. Düzen ve fert; hak aramaya çalışan sade bir vatandaşın devlet bürokrasisi ve toplumsal yapı içinde nasıl çaresiz kaldığı (bürokratik yavaşlık, rüşvet çarkları, adaletin her daim güçlüden yana olması, zenginin daha zengin fakirin daha fakir olması misali). Gücün yozlaştırması; siyasete yeni giren ve koltuk elde etmeye çalışan sözde siyasilerin belirli bir zamana kadar (koltuk gelinceye dek) halktan görünüp sonrasında nasıl değiştikleri ve anında sistem kölesi oldukları ele alınmıştır. Eserin beni etkileyen kısmına geldik. Eser zamanının ötesinde olan muazzam bir yapıt. 1948 yılında kaleme alınmış olmasına rağmen günümüz insan tiplemeleri ile sistemin sorunlarını nokta atışı bir biçimde bizlere aktarıyor.
AziznameAziz Nesin · Adam Yayınları · 1993389 okunma
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 16:35
“Kurallar kaldırıldığında,parametreler ortadan kalktığında,insanların neler yapabileceğine şaşarsın” Bugün size ‘vay canına arkadaş!’dedirtecek bir kitapla geldim. “Biri beni izliyordu. Beni dinliyordu. Beni gözetliyordu. Beni takip ediyordu.” Sydney Denik..Biyoloji bölümünde yüksek lisans öğrencisi.Üniversitede yaşadığı bir takım talihsiz olay sonucunda bursunu kaybetmesinin ardından şaşırtıcı bir kabul alır ünlü Madrona Vakfı’ndan.Son derece gizli bir kuruluş olan Madrona’da Alzheimer üzerinde çalışma süren ekibe katılmak için burs kazandığını öğrenir.Kabul edilmesi zor;hatta imkansız görünse de başarmıştı,bunu kaybetmeyi göze almayacaktı;çünkü gidecek başka bir yeri yoktu! Kendisi gibi başka öğrencilerle birlikte 16 hafta kalacağı Vancouver Adası’na gider.Adaya ayak bastığı andan itibaren gariplikler ortaya çıkar.Bazı öğrencilerin ‘sözde’ geri gönderilmeleri,hayvanlardaki tuhaf hal ve görünümler,mantarlar,gaipten gelen sesler,etrafta dolaşan ‘hayaletler’,ormanın sakladığı sırlar..Bunların hepsi gerçekten oluyor mu?Ya da orası tekinsiz bir yer mi?Belki de zaten DEHB’li olan Sydney’in aklı ona oyun oynuyordur ne dersiniz? Wes Kincaid..Dark romanlardan fırlayıp gelen tesisin yakışıklı beyin cerrahı ve stajyerlerin ‘zorunlu’psikoloğu.Daha ilk karşılaşmalarından itibaren Sydney ile aralarındaki çekim başta hoşuma gitse de,bu kadar kısa sürede gelişen büyük takıntı soru işaretlerine neden oldu(ki eklenen smut sahnelerden rahatsız olmasam da gerekli de bulmadım,hikayeye ne kattı ki?)diyordum ki sonları,tesis ve onlar hakkındaki tüm gerçekleri okuyana kadar.Sonunda soru işaretlerinden eser kalmadı,vay canına’lık kısmı işte tam da o noktada. Sydney’in doğru ve yanlışlarıyla verilmesi ve hatta sonunda ‘hangi kişi olmak istediğini seçmesi’ güzeldi.Betimlemeleri öyle
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202554 okunma
6/10
·448 syf.··
2026 4. kitabı
Bu kitabı bugün 8 saatte bitirdim sanırım. İlk kitabı daha iyiydi diye düşünüyorum. Gerilimli bir kitap evet konusu değişik ama midemi bulandıran ve bunun yapılmasının ne gereği vardı dediğim şeyler çok oldu. Bırakmayı düşünmeme rağmen yine de işin sonu nereye varacak diye merak ettiğim için bitirdim, diğer kitabına da başladım. Okumayanlar için spoiler olacak bundan sonra yazdıklarım. Mesela neden Ölüm bu sözde oyun dediği canavarlığı bırakıp da maskesini çıkarıp Afra nın karşısına çıkmıyor? Evet çoklu kisilik bozukluğu var, biliyorum ama neden sadece kızın karşısına gecip de ona hafızasını kaybetmeden önce birlikte yaşadıkları anlardan bahsetmiyor? Daha anlam veremediğim çok şey var, uzatmak istemiyorum. İlk kitabını okumuştum bunları da okuyayım dedim (canım sıkılarak okuyorum, diğer kitabın 130.sayfasındayım hala kayda değer gelişmeler yok). Gerilim olsa da öyle ahım şahım değil, beni germedi doğruyu söylemek gerekirse.. Siz de isterseniz kitabı okuyabilirsiniz. Kitaplı günlerle kalmanız dileklerimle!
İnceleme
DüzenbazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025580 okunma
Starnone Modern Edebiyatın Başta Gelen Temsilcilerinden
9/10
·166 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Bu hikâyeyi anlatan adam otuz sekiz yaşında ve senarist. On yıldan fazla süredir zeki, güzel ve işinden memnun bir kadın olan Livia ile evli. Çiftin üç çocuğu var (en küçüğü on aylık) ve evlilik hayatları tutkulu ve kusursuz. Ancak özellikle kaotik bir öğleden sonra, önemsiz bir olay meydana geliyor. Genç koca ve baba, karısı bir konferansta olduğu için çocuklarıyla ilgilenirken, bir yandan da televizyon senaryoları yazdığı meslektaşı Claudia ile acil iş mesajları alışverişinde bulunuyor. Aceleyle bir hata yapıyor: Livia'ya göndermesi gereken bir aşk mesajını Claudia'ya gönderiyor. Elbette, ciddi ve güvenilir meslektaşının da onu sevdiğini ve uzun zamandır sevdiğini söylememesi sorun olmazdı. Yanlış anlaşılmayı gidermek acil olurdu, ancak bunun yerine bir tereddüt her şeyin hızla ilerlemesi ve kahramanın zihninde gizli bir şeyin, yeni bir olasılığın ortaya çıkması için yeterli oluyor. Birdenbire, Claudia farklı bir ışıkta görülüyor; O, artık sadece bir iş arkadaşı olmaktan çıkıp, "sinirsel patlamalar, sabırsızlık, alaycılık, net onaylamalar ve aynı derecede net inkarlar, tutku patlamaları, mantıksız talepler" sergileyebilen, büyüleyici ve karmaşık bir kadına dönüşüyor. Bunu yapmaya karar vermeden –ya da herhangi bir anda karar vermeden– kahraman, asla yapacağını düşünmediği bir şeyi yapıyor. Hafif ve zarif bir adımla, üzerinden geçtiği uçurumu görmezden geliyormuş gibi yaparak, Yanlış Hedef bize kesinliklerimizin ne kadar kırılgan olduğunu, en küçük düşünce ve eylemlerin bile bazen yarattığı dayanılmaz ağırlığı anlatıyor. Giderek artan bir anlatı gerilimiyle büyülenmiş bir şekilde, kaçınılmaz bir şekilde bir gemi enkazına yapılan pervasız hazırlığa tanık olurken, sözde mutlu bir varoluşu mahvetmenin ne kadar kolay olduğunu fark ediyoruz. Alıntıdır:
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 202680 okunma