4/10
·203 syf.··
2026 2. kitabı
Kitap toplam 203 sayfa. Ön söz, mukaddime, aforizmalar ve son iki sayfada iki adet şiir şeklinde bir yapısı var. Aforizmalar kısmı 1814 adet ve farklı dönemlerde kaleme alınmış olanlardan oluşuyor, yani bir derleme niteliğinde yani kitap. Aforizmalar çok keyifli, yazarın gözlem yeteneği çok yüksek. Hayatın her alanına dair tespitler var: Aşk, sanat, din, siyaset, toplum yapısı... Çok fazla aforizmada bir şeyleri eleştirme surumu söz konusu ve yer yer ironi tekniği kullanılarak yapılmış bu eleştiri işi. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve bazı aforizmalar bana, acaba bu yazar kadın düşmanı mı, diye sorgulattı çünkü "Bir kadın düşmanı demiş ki..." tarzında ve bir noktada cinsiyetçilik olarak adlandırılabilecek birden fazla aforizma mevcuttu. Kitabın bazı noktalarındaysa tam tersi şekilde, sanırım yazar cinsiyetçi değilmiş, diye düşündürten aforizmalar da okudum. Dolayısıyla işin sonunda yazarı cinsiyetçi ya da değil şeklimde kafamda etiketleme çabamdan vazgeçtim ve her aforizmayı yazarın salt gözlemi olarak değerlendirmeye karar verdim. Bunlardan ayrı olarak, söz konusu yayınevinin eseri günümüz Türkçesine çevirişinde hafif özensizlikler/hatalar mı vardı yoksa orijinal metinlerde veyahut diğer yayınevlerinin eserlerinde de aynı durum söz konusu mudur bilemiyorum ama bazı aforizmaları anlamakta, mantığını oturtmakta çok zorlandım. Birkaç aforizmadaki yazım hataları da akıcı şekilde okuma keyfini baltalıyordu. Dolayısıyla sırf aforizmalar içerdiği için çok kısa sürede kolayca okuyacağımı sandığım bu kitabı maalesef, biraz kendimi zorlayarak ve umduğumdan çok daha uzun sürede bitirebildim. 10-20 adet aforizmaya ise kitap boyunca birden fazla kez yer verilmiş olduğunu fark ettim. Aforizmalar genel olarak keyifliydi, çok fazlasının da altını çizdim ve bazı konularda da farklı
Tiryaki SözlerCenap Şahabettin · Kapra Yayıncılık · 01,375 okunma
Determinizm ve pastoral edebiyatın realist eksende buluşması
10/10
·%22 (99/442 syf.)··
Beğendi
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 22:44
Kırsal alanda doğmuş ve büyüyecek birini hor görülmekten nasıl kurtarırsın? Tabii ki dışarda eğitim almasını sağlayarak ve yetiştirilme tarzını değiştirerek. İşte Hintock kasabasında bir kereste tüccarı olan baba Mr. Melbury’nin, kızı Grace Melbury için istediği de buydu. Köylü bir kız yetiştirmektense bir hanımefendi tabiri yerindeyse bir kurtizan (bkz. courtisane) yetiştirmek istemiştir. Bundan mütevellit onu eğitim görmesi için Exonbury şehrine göndermiştir. Baba Melbury’nin geçmişine baktığımızda bir dostuna çok kötü bir şey yaptığını görüyoruz ve bu suçluluk duygusuyla da kızını, ölen bu dostunun oğlu ile -her ne kadar istemese de- sözlendirdiğini görüyoruz. Elma şıracısı ve kereste işiyle uğraşan köylü Giles Winterborne -isme dikkat ilerde lazım olacak- ile. Ama kimsenin bilmediği de bir şey var ki sefil işçi Marty South da sırılsıklam ona âşıktır. Giles’ın kalbi acaba kime aittir? Bu orman köyünde aynı zamanda bir de doktorumuz Edred Fitzpears var. Kendisi doktor olmanın yanında hiç de kaba saba köylüler gibi değildir. Tıbbi ilimlerin dışında felsefe, metafizik, teoloji hatta kimilerine göre büyücülükle bile uğraşır. Yani kelimenin tam anlamıyla köylülerle göre bir beyefendidir. Köydeki birçok mülkün sahibi, yurtdışına seyahatlari ile ünlü, zaten oradan bir yerlerden köye gelmiş bir de hanımefendi Mrs. Felice Charmond vardır ki Grace ile aşık atabilecek tek kadın odur köyde. Verilmiş sözler, ihanetler, beyefendinin çekiciliği, üç kadın arasında dönen aşk oyunları, terk edilen bir âşık ve onun kalbinin gerçek sahibi, tesadüfler, orman yeşili, elma çırası ve daha fazlası… Henüz okuduğum diğer klasiklerde göremediğim pastoral tema kitap içine öyle bir demlenmiş ki: Yeşilin tonları, ağaçlar, bodur çalılar, elma ağaçları, dökülen elmalar, yine başka başka
Edebiyat
Orman SakinleriThomas Hardy · İletişim Yayınları · 2021281 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sağlıklı yaşam kılavuzu veya "Yeşil ışık."
Puan vermedi·304 syf.·
2026 47. kitabı
Oscar ödüllü Matthew McConaughey'in Interstellar isimli filmini ilk izlediğimde aktörün rolünü çok beğenmiş ve en önemlisi de izleyiciye geçirebildiği duygu selini doyasıya yaşata bilmişti. İlk ve tek kitabı olan Greenlights çocukluğundan başlayarak şöhret basamaklarını tırmanışını ve hayat felsefesini anlattığı bir otobiyografik eserdir. Yazarın 35 yıl boyunca tuttuğu günlükler bir kitap halinde bizlere sunulmuştur. Hayattaki "kırmızı" ve "sarı" ışıkların; yani zorluğun, hayatta kalmanın zamanla nasıl "yeşil ışığa" dönüştüğünü gösteren bir yaşam kılavuzudur diyebilirim. Birçok ünlü anı kitabının aksine oldukça açık, dürüst ve abartısız bir tona sahiptir. McConaughey'nin sıra dışı ailesi, Avustralya'daki gençlik yılları ve oyunculuk serüveni ham haliyle okuyucuya aktarılır. Sade bir hikaye anlatımından ziyade, şiirler, aforizmalar, günlüğe düşülen çarpıcı notlar ve fotoğraflarla desteklenmiştir. Sürükleyici, ilham verici ve çoğu zaman eğlenceli bir üsluba sahip bir kitaptır ve zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile. Matthew'in babası ve kardeşi Mike ile olan "yaşam koçluğu" ve çocuklarına destek olması çok iyi nüanslardan idi. Sadece bir ünlü hikayesi değil, aynı zamanda kişisel gelişim ve motivasyon kitabı niteliğini taşıyan bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. "Acı veren sözler. Ama bu sözler sadece sözden ibaret değildi; beklentiler ve sonuçlardı. Değerlerdi. Bu sözler, kim olduğumu şekillendirmeme yardımcı oldu." s.35 "Kendi hayatımda hava koşullarıyla başa çıkarken, kaçınılmaz olana alışmak başarımın anahtarı oldu." s.297 Verdiğim bu alıntılardan da göründüğü gibi adam tüm başarılarını "kırmızı" ışıktan " yeşile" döndürmeye çalıştığında kazanmış ve zorluklardan çıkış yolunu bizlere göstermeye çalışmıştır.
Düşünce
GreenlightsMatthew McConaughey · Crown Publishing Group (NY) · 202026 okunma
ARISTOTELES VE ATİNALILARIN DEVLETİ
6/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 20:24
Her ne kadar eserin tamamının Aristoteles'e ait olmadığı düşünülse hatta bulunan parşömenlerin bir kısmı yırtık ve yok edilmiş olsa da eserin çoğunluğunun meşhur Aristo'ya ait olduğu düşünülüyor. Atinalıların Devleti, tamamen Aristo'nun tarihi kaynaklardan ve o dönemin gözlemlerinden oluşma bir kitaptır. Okumuştur, izlemiştir ve sistemin nasıl çalıştığını yazmıştır. Kendi fikirlerini "Politika" eserlerinde belirtirken, bu eserinde sadece işleyen sistemin nasıl işlediğini aktarmayı amaçlamıştır. Mahkemelerden meclise, memur atamalarından Atina halkının sosyolojisine dair her şeyi bu kitapta bulabilirsiniz. Nadiren etkileyici sözler vardır, sosyolojik veya politik tespitlerin nadiren yapıldığı; daha çok tarihin ve sistemin anlatılıp, işin detaylarına girildiği bir eserdir. Solon yasalarının ne kadar iyi olduğundan, ileri zamanlardaki hükümdarların nasıl politikalar izlediğini ve Atinalıların Devleti'ni nasıl şekillendirdiği bu kitapta detaylıca anlatılmakta, en aradığınız bilgilerden en aramadığınız bilgilere kadar her şeyi elinizin altına sunmaktadır. Kısadır, tek oturuşta bitirilebilir ancak odaklı bir şekilde ve not alarak okunması da şahsım tarafından önerilir. Çünkü her ne kadar bir tarih kitabı okuyor olsak da, Aristo'nun kitabını okuyoruz. Her zaman odaklanmaya değer ve not almaya değerdir.
Duygu ve Düşünce
Atinalıların DevletiAristoteles · İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,437 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 45. kitabı
Çok küçük yaşlarda yetiştirme yurdunda kaldıkları dönemde "Öcü" adındaki biri tarafından damgalanan 30 çocuğun hikayesiyle başlıyor Yaralasar. Aradan geçen 20 yılın ardından Öcü yeniden ortaya çıkıyor ve kendi yarasalarını tek tek avlamaya başlıyor. Tam bu sırada cezaevinde olan Sedef, süresi bitmemesine rağmen aniden tahliye ediliyor. Öcü’yü durdurmak isteyen gizli bir örgütten iş birliği teklifi alan Sedef bu teklifi kabul ediyor. Üstelik geçmişte yurtta çok yakın olduğu arkadaşlarıyla birlikte bu yola çıkıyor ancak o anda henüz hiçbiri birbirini tanımıyor.Kitabın konusu bana ilk andan itibaren gerçekten çok ilgi çekici gelmişti, okumamın en büyük sebebi kesinlikle buydu Maral Atmaca’nın kalemini de çok merak ediyordum ve iyi ki tanışmışım. Kitap o kadar sürükleyici ki kendimi hiç tutamadım, şu anda serinin 3. kitabını okuyorum bile Hikayede Sedef, hayatta kalabilmek için başka bir kimlikle yaşamak zorunda. Kendi içindeki o masum Sedef'i korumak için kendini hep "Yankı" olarak tanıtıyor. Karakterlerin yaşamak zorunda kaldığı şeyler gerçekten çok kötü ve sarsıcıydı. Özellikle Yankı’nın geçmişte çöpten bayat ekmek yemek zorunda kaldığı o sahneleri okurken içim parçalandı Her ne kadar biz şu an bir kitapta okuyor olsak da gerçek hayatta da maalesef bu durumları yaşayan insanların olduğunu bilmek insanı çok derinden yaralıyor Kitapta favori karakterlerim Alaz ve Sedef dışında kesinlikle Kuzey oldu. Sedef geçmişe dair her şeyi tam hatırlamasa da çocuk yaşta birbirlerine verdikleri sözler ve şimdi farkında olmadan bile sürekli birbirlerinin yanında olup yardımcı olmaları çok tatlıydı Kuzey’in o korumacı, abi gibi yaklaşan tavrı içimi ısıttı Alaz’a gelirsek zekasına gerçekten hayran kaldım. Öcü’yü bulmak için yaptığı o titiz planlar ve stratejileri inanılmaz
Yaralasar - 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 202113,2bin okunma
Masumiyetin Yükü
10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 02:35
Masumiyetin Yükü benim için sadece bir kitap olmadı, okurken içine çekildiğim, düşüncelerimi kurcalayan ve bittikten sonra bile zihnimde yaşamaya devam eden bir yolculuk oldu. Bir leyleğin gözünden anlatılan bu hikayede, aslında yukarıdan bakıyoruz hayata… ama ilginç olan şu ki, yukarıdan bakınca hiçbir şey küçülmüyor, tam tersine duygular daha da büyüyor. Aşk daha kırılgan, pişmanlık daha ağır, sessizlik ise daha derin bir anlam kazanıyor. Sema, Aram ve Nurullah arasında geçen hikaye ilk bakışta bir aşk üçgeni gibi görünse de, ben okurken bunun çok daha fazlası olduğunu hissettim. Bu bir aşk hikayesi değil sadece, seçimlerin, suskunlukların ve geçmişte verilen kararların insan hayatında nasıl derin izler bıraktığının hikayesi.. En çok etkilendiğim nokta ise leyleklerin bu hikayeye tanıklığı oldu. Göç eden leylekler sadece gökyüzünde süzülen kuşlar değil, insanların taşıyamadığı yükleri, acıları ve yarım kalan duyguları sessizce yanlarında götüren birer metafor gibiydi. Her gidiş bir arınma gibi, her dönüş ise yeniden yüzleşme… Okurken kendime sürekli şu soruyu sordum. Gerçekten masum kalmak mümkün mü, yoksa her seçim biraz yük mü bırakır insana? Ve kitap ilerledikçe şunu fark ettim, bazen en büyük yük, yapılan hatalar değil, söylenmeyen sözler ve sessiz kalınan duygular oluyor. Masumiyetin Yükü benim için akıp giden bir hikaye değil, iz bırakan bir deneyim oldu. Bitirdikten sonra bile etkisi geçmeyen, düşündüren ve içimde yankılanmaya devam eden bir kitap… Bu kitabı okurken sadece bir hikayeye değil, insanın kendi iç dünyasına da yolculuk ediyorsunuz. O yüzden gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, gerçekten çok beğendim. Özellikle duygusal derinliği olan, farklı anlatım tekniklerini seven ve okurken sorgulamayı seven herkesin mutlaka okuması gereken bir eser.Herkesin
1000Kitap
Masumiyetin YüküAhmet Haşim Güler · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 202613 okunma