Bu Neydi Şimdi?!!
7/10
·304 syf.·
2026 44. kitabı
Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını aşırı popüler olmadan önce okuyan şanslılardanım. İlk okuduğumda bayılmıştı. Ama tekrar okuyunca o kadar sevemedim. Ama bu kitap bambaşkaydı. İyi anlamda sevdim diyemem ama sevmedim de diyemem. Gene post-it doldurduğum bir kitap oldu. Ama okurken sıkıldım. Sonlara doğru ilginçti. Ve olmasını istediğim olay gerçekleştiği için fazla puan kırmadım. O konuda spoiler vermeyeceğim. Wilbur hariç herkesi sevdim. Gene de aşırı sevdiğim bir karakter olmadı. Gece Yarısı Kütüphanesi'ni sevenler okuyabilir. Onun dışında okumak isteyenler kendileri bilirler. Almaya fazla gerek yoktu bence. Kitaba puanım 7. Herkese iyi okumalar dilerim.
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026328 okunma
Cidden Şimdi Buradaydı
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:37
Irmak Zileli - Şimdi Buradaydı Roman, Psikiyatrist olan Birkan danışanı Yankı'nın bir cinayet işleyebileceğinden şüpheleniyor ve son seanslarında ona bunu nasıl söyleyeceğini düşünerek başlıyor. Sonrasında hem hikayenin hem karakterlerin geçmişlerine kesikli bir yolculuk yapıyoruz. İki karakterin geçmişlerine, çocukluk travmalarına, ilişkilerine, kayıplarına ve eksikliklerine tanıklık ediyoruz. Kitaba başladığımda beni ilk etkileyen şey hikâyenin kendisinden çok anlatılma biçimi oldu. Roman daha ilk sayfalardan itibaren okuru güvenli bir zeminde yürütmüyor. Hikâye doğrusal ilerlemiyor; anılar, düşünceler, geçmiş ve şimdi sürekli iç içe. Konuşma tırnakları yok, noktalı virgül yok, paragraflar arasında boşluk yok. Yankı'nın bir cümlesinden hemen sonra Birkan'ın annesinin cümlesini okuyabiliyorsunuz mesela çünkü o ses Birkan'ın zihninde yankılanıyor. Diyalog ile anı, dış ses ile iç ses arasındaki sınır bu şekilde sürekli eriyor. İlk başlarda bu durum beni zaman zaman zorladı. Kimin konuştuğunu, hangi zaman diliminde olduğumu anlamak için bazı bölümleri tekrar okumam gerekti. Ama sonradan anlıyoruz ki bu anlatım tarzı okuru metinde tutmak için çok gerekli. Dikkatinizi sürekli diri tutuyor, odaklanmanızı sağlıyor. Başka bir şeyle ilgilenme şansınız yok çünkü bir cümleyi kaçırırsanız konunun gidişatını kaybediyorsunuz. Okur olarak size hazır cevaplar sunulmuyor, boşluklar doldurulmuyor, ne düşüneceğiniz söylenmiyor. Bu nedenle romanın içine çok erken bir noktada giriyorsunuz. Roman boyunca en baskın başlıklardan biri kayıp duygusu. Kitapta neredeyse herkes bir şeyini kaybetmiş gibiydi. Bir baba yok, bir kardeş yok, cevaplar yok, tamamlanmış hikâyeler yok. Karakterlerin hayatlarında olduğu gibi anlatının kendisinde de eksiklikler ve boşluklar var. Bunlar nerede diye
Edebiyat
Şimdi BuradaydıIrmak Zileli · Everest Yayınları · 20251,384 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
6/10
·%5 (20/352 syf.)··
13 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:35
(Küçük spoiler çok önemli bir yerden değil) İlk kitabı gibi akıcı ve sürükleyiciydi yazarın yazım dili zaten çok basit ve anlaşılır o açıdan kolay çerezlik bir fantastik/korsan serisi. Sadece bu kitaptaki sorun Alosa’nın bir süre sonra hareketlerine inanılmaz sinir oldum bi durul artık bi kızım be herkese atar gider yapma dedim yani. Bazı şeyler çok hızlı yazılmış gibi geldi önemli yerler yeterince ayrıntılı yazılmamış gibiydi ve Alosa’nın babasının da kendini çok zeki sanıp düşmanlarına baya da bi açık vermesi baya saçmaydı fakat genel anlamda çerezlik hızlı okunan bir fantastik seri arayışındaysanız okuyabilirsiniz.
Düşünce
Siren Kraliçesinin KızıTricia Levenseller · Martı Yayınları · 20221,021 okunma
Spoiler!!
7/10
··
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 22:41
7/10 bu kitapla ilgili en sevdigim sey karakterlerin cocukluktan kalan problemleri oldu... josie'nin annesi yuzunden yasadigi seyler ve bunlari atlatmaya calismasi, ryan'in da yine ayni sekilde pek de iyi bir cocukluktan gelmemesi ve ailesi icinde kendisini hep daha asagida hissetmesi, ozguveninin az olmasi... ayrica ryan'in disleksisi var, georgia'nin sakatligi var ve queer karakterler de dolu, kitapta lgbti bireylerine her zaman tam destek var, yani kitabin wokelugu da beni cok memnun etti. bir romantik komedi olmasinin yaninda boyle hassas konulara da surekli dokunuslar vardi, en sevdigim detaylardan birisi bu oldu. kitaptaki romantik sahneler de cok hostu. ryan... ryan gibi olmayacaksa olmasin kardesim. hem cok dusunceli hem cok guzel seviyor hem de josie ne derse yapmaya hazir, ve bu sevgisini ince ayrintilari dusunerek de gosterebiliyor. sevgi icraata yansimali, ryan da bunun cok guzel bir ornegi olmus. hele son sahnedeki romantik evlenme teklifi... boyle jestler tam da benim bir iliskide yapacagim seyler olurdu o yuzden kendimi ryan'a cok benzettim, bir romantik komedi kitabinda kendimi benzetecegim birini bulmam normalde cok zor olur. aferin ryan josie'yi de zaten cok seviyorum, hic kolay bir cocuklugu olmamis, annesi yuzunden kardesini resmen kendisi yetistirmek zorunda kalmis, sirf bu yuzden okulunu bile bitirememis ama guclu olup ayaklarinin uzerinde durmus. harika bir kadin. ben de romantik komedi okumam ve josie gibi 'agir, kasvetli, sıkıcı' kitaplar okurum o yuzden josie'yle de cok iyi anlasirdik kesin. romantik komedi okudugu icin ryan'i surekli zorbalamamiz yok mu... karakterlerini en cok sevdigim romantik komedi olabilir. onlar arkadasim olsun isterdim <3
Kitabevi SavaşlarıAli Brady · Nox Yayınları · 202632 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 9. kitabı
(Spoiler içermez) Sinan Sürücü'nün ilk romanı EyLüL. Sakın kitap'tan çıkmış. Sinan, İzmir'de avukatlık yapıyor. Aynı dönem staj yaptığımızdan bu yana tanırım kendisini. Severim de. Doğrusu bir kitap yazdığını söylediğinde benim için sürpriz olmadı. Ceza hukuku ile ilgili zaten bir kitabı vardı ve ikincisini yazmıştır diye düşündüm. Çıkarıp verdiğinde ise bir roman olduğunu gördüm ve oldukça şaşırdım. O gün güzel bir sohbetimiz oldu, konu konuyu açtı. ilk defa edebiyata olan ilgisini ve okuduklarını bu şekilde öğrenmiş oldum, doğrusu çok hoş bir süprizdi. Okumak için heyecanlandım. Hemen basladıysam da araya birşeyler girdi, okuyamadım, iki ay sonra ise kitaba ikinci bir başlangıç yaptim. Ve 300 sayfa iki günde bitti. Oldukça güçlü bir girişi var ve daha ilk sayfada okurum ilgisini yüksek bir seviyeye çeken bir hikaye ile karşılaşıyoruz. O ilgi son sayfaya kadar hiç eksilmiyor. Kitap akıp giden cinsten ve elinizden bırakmak istemeyeceğiniz kitaplardan oluyor. En azından benim için böyle oldu. Yüksek bir ilgiyle giriş yaptığım kitap kurgusu ile üç ayrı zamanda ilerleyen yapısıyla oldukça başarılı. İzmir İstanbul ve Ankara'ya ve o üç farklı zamana gidip geliyoruz. Roman kurgusal olarak bu gidiş gelişler nedeniyle okurla bağını hiç koparmiyor. Üstelik roman boyunca size bir de şarkılar eşlik ediyor. (Karakterlerin sevdiği bu sarkilardan liste de yapmayı düşündüm ben. ) Doğrusu tahmin edilmesi zor bir şekilde romandaki düğüm çözülürken okur olaylarin düşündügü gibi ilerlemedigini görüyor. Yazar ustalıkla bir yerde okuru uyutuyor okudukça olayların nasıl sonlanacagina dair guclu bir tahminiz oluşuyorsa da olaylar düşümug şekilde ilerlemiyor ve kitap farklı bir şekilde bağlanıyor. En önemlisi fazla kelimesi olmayan, okuru yormayan, canlı karakterlerine kolayca bağ
EylülA. Sinan Sürücü · Sakin Kitap · 20261 okunma
Spoiler var
2/10
·448 syf.··
2026 14. kitabı
ikinci kitaba başlarken artık bazı sırların açığa çıkacağını, karakterlerin oturup gerçekten konuşacağını ve yaşananların daha mantıklı bir zemine oturacağını düşünmüştüm. Ancak kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey bunun tam tersi oldu. İlk kitapta beni rahatsız eden birçok unsur devam ettiği gibi bazı noktalarda daha da büyümüştü. Korkunç! Kitap boyunca Mahinev, Ali Asaf'ın onu aldattığını düşünüyor. Açıkçası okur olarak bizim düşünmemiz gereken şey de bu. Çünkü kitap sürekli olarak bizi bu sonuca yönlendiriyor. Ortada Lina var, ortada başka bir kadın var, ortada yıllarca süren sessizlik var ve ortada cevaplanmayan onlarca soru var. Fakat bütün bunların içinde beni en çok rahatsız eden şey Ali Asaf'ın gerçeği biliyor olmasına rağmen hiçbir açıklama yapmaması oldu. Mahinev soru soruyor. Ali Asaf susuyor. Mahinev cevap bekliyor. Ali Asaf yine susuyor. Mahinev acı çekiyor. Ali Asaf hâlâ susuyor. Bu döngü yüzlerce sayfa boyunca tekrar ediyor. Bakın şaka değil yüzlerce sayfa sürüyo. Bir noktadan sonra bu durum gizem yaratmıyor. Sadece hikâyeyi uzatıyor. Karakterlerin yaşadığı sorunları değil, yazarın hikâyeyi uzatmak için karakterleri konuşturmadığını hissetmeye başladım. İlk kitapta da bu vardı ama ikinci kitapta çok daha yorucu bir hâl almış. Nefes aldırmadı.. Lina karakteriyle ilgili de karışık hisler içerisindeyim. Hikâyeye girişini etkileyici buldum. Annesini kaybetmek üzere olan küçük bir çocuğun hikâyesi doğal olarak insanı etkiliyor. Ancak Mahinev'e bağlanma süreci bana fazla hızlı geldi. Evet, travma yaşayan çocuklar hızlı bağ kurabilir ama burada yaşanan bağın yoğunluğu bana yine de yapay hissettirdi. Sanki duygusal etkiyi artırmak için bazı gelişim aşamaları atlanmış gibiydi. Kitabın sonlarına doğru mektuplarla birlikte öğreniyoruz ki aslında Ali Asaf
Mahi 2Tuğba Atıcı Coşar · Pukka Yayınları · 2025185 okunma