Spoi içerebilir
Aslında kitap genel olarak güzel gibi. Aksiyon ve karakterlerin karşılaşması falan heyecanlı. Şöyle ki yazar gri bir karakter yazmaya çalışmış ama olmamış onun yerine tacizci aklı şeyinde bir adam yapmış. Adamın asılmadığı kadın kalmadı aw. Kadınları sadece obje olarak görüyor mesela kadının göz rengini sorsak bilmez ama göğüsünün bedenini bilir o şekilde. İllüstrasyonlar da biraz acemi işiydi bana göre ve pek beğenemedim. Dünyanın sonunun angel ve horationun yatmasıyla gelecek olması biraz saçma geldi. Yine de Tanrı motifini sevdim 4 puanı lavuğun saçmasapan cinsel hayatından kırdım. Eğer tüm erkekler onun varyasyonlarıysa yandık kızlar. Ayrıca ucu çok açık bitti bence.
Ernest Becker (27 Eylül 1924 - 6 Mart 1974)
Amerikalı bir kültürel antropolog ve 1974 Pulitzer Ödüllü The Denial of Death kitabının yazarı.
Springfield, Massachusetts'te Yahudi göçmen bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. II. Dünya Savaşı sırasında piyadede hizmet vererek bir Nazi toplama kampının kurtarılmasına yardım etti. Ardından New York'taki Syracuse Üniversitesi'ne girdi. Mezun olduktan sonra Paris'teki ABD Büyükelçiliği'nde memurluğa başladı. 30'lu yaşlarının başında, kültürel antropoloji alanında yüksek lisans eğitimi almak için Syracuse Üniversitesi'ne döndü ve doktorasını 1960'da tamamladı.
Becker kariyerine profesör ve yazar olarak devam etti. Ancak çalıştığı üniversitelerde sıklıkla problem yaşadı. İstifa etti veya atıldı. Çalıştığı son üniversitede de Vietnam Savaşı karşıtı gösteriler düzenleyen öğrencilere destek verince atıldı.
1969'da Becker, akademik yaşamının geri kalan yıllarını geçireceği British Columbia, Vancouver'daki Simon Fraser Üniversitesi'nde profesörlüğe başladı. Sonraki beş yıl boyunca 1974 Pulitzer ödüllü eseri Ölümü İnkar'ı yazdı.
Hiçbir meslektaşı Becker'ı sevmedi. Çünkü hiçbiri onun gibi etkileyici ders anlatamıyor ve bütün öğrencilerinin dikkatini çekemiyordu. Antropoloji dersi vermesine rağmen birçok farklı disiplinden bilgiler aktarıyordu. Tiyatro yapar gibi dersi anlattığı da oluyordu, Shakespeare'dan alıntılarla dersini süslüyordu. Psikiyatri bilimini sıklıkla yerden yere vururdu.
1972'de Ernest Becker'a kolon kanseri teşhisi kondu. İki yıl sonra, 6 Mart 1974'te, British Columbia, Burnaby'de 49 yaşında vefat etti. Ölümünden kısa bir süre önce, Ölümü İnkar yayınlandı.
Yazdığı 9 kitap olsa da dilimizde çevrili olan tek kitabı Ölümü İnkar.
Kitabı okuyamıyorum. Çünkü psikolojimi; uçan tekmeler, sert yumruklar ve
Ölümü İnkarErnest Becker · İz Yayıncılık · 2020174 okunma
Oscar Wilde "Birini çok sevmişsem adını asla başkalarına söylemem. Ona ait bir parçayı başkalarına teslim ediyormuşum gibi gelir bana."
"Erkekler yoruldukları için, kadınlarsa meraktan evlenir."
Dorian Gray'in Portresi Hiç hayatınızda ellerinizle bir canavar oluşturdunuz mu? Oluşturduysanız bunu kontrol mu ettiniz yoksa ipini bıraktınız mı? Aslında Dorian Gray'in Portresi benim için bu iki sorunun cevabından oluşuyor. O kadar derin bir kitaptı ki her karakterde kendimden bir parça buldum. Çok güzeldi ve akıcıydı. Benim reading slump'tan kurtulma aracımdı. Güzel ve etkileyici roman arıyorsanız mutlaka okuyun, aramıyorsanız da okuyun! Okuyun ve okutun... Kitapla ilgili anlatacağım çok şey var aslında ama hepsi spoiler içeriyor. Bu nedenle yazdığım her kelimeyi aklınızda tutun ve okuyun.
Oscar Wilde İrlanda'nın tanınmış göz cerrahlarından olan Sir William Wilde ve başarılı bir yazar, genç İrlandalı devrimcilere örnek bir şair olan Jane Francesca Wilde'ın ikinci çocuğu olarak Dublin'de doğdu. Babası 1864’te tıp bilimine hizmetleri nedeniyle şövalye unvanı almıştı.
Haziran 1855'te aile lüks bir bölgeye taşındı. Wilde’ın kardeşi Isola burada doğdu. Jane Wilde burada cumartesi akşamları Sheridan le Fanu, Samuel Lever, George Petrie, Isaac Butt ve Samuel Ferguson gibi isimleri davet ettiği partiler düzenlerdi. Wilde 9 yaşına kadar evde eğitim gördükten sonra Portora Kraliyet Okulu’na kaydoldu. Yazları aileyle geçiren Wilde kardeşler George Moore’la oyunlar oynardı.
Portora’dan mezun olduktan sonra Dublin’deki Trinity Kolejinde 1871'den 1874'e kadar eğitim gördü. Sıra dışı bir öğrenciydi, Trinity öğrencileri için en büyük ödül olan Berkeley altın madalyasını ve aynı zamanda Oxford Üniversitesi Magdalen Koleji’nden bir burs kazandı. Burada 1874'ten 1878’e kadar eğitimine devam etti ve en
"Birini çok sevmişsem adını asla başkalarına söylemem. Ona ait bir parçayı başkalarına teslim ediyormuşum gibi gelir bana."
"Erkekler yoruldukları için, kadınlarsa meraktan evlenir."
Dorian Gray'in Portresi Hiç hayatınızda ellerinizle bir canavar oluşturdunuz mu? Oluşturduysanız bunu kontrol mu ettiniz yoksa ipini bıraktınız mı? Aslında Dorian Gray'in Portresi benim için bu iki sorunun cevabından oluşuyor. O kadar derin bir kitaptı ki her karakterde kendimden bir parça buldum. Çok güzeldi ve akıcıydı. Benim reading slump'tan kurtulma aracımdı. Güzel ve etkileyici roman arıyorsanız mutlaka okuyun, aramıyorsanız da okuyun! Okuyun ve okutun... Kitapla ilgili anlatacağım çok şey var aslında ama hepsi spoiler içeriyor. Bu nedenle yazdığım her kelimeyi aklınızda tutun ve okuyun. Oscar Wilde
Oscar Wilde İrlanda'nın tanınmış göz cerrahlarından olan Sir William Wilde ve başarılı bir yazar, genç İrlandalı devrimcilere örnek bir şair olan Jane Francesca Wilde'ın ikinci çocuğu olarak Dublin'de doğdu. Babası 1864’te tıp bilimine hizmetleri nedeniyle şövalye unvanı almıştı.
Haziran 1855'te aile lüks bir bölgeye taşındı. Wilde’ın kardeşi Isola burada doğdu. Jane Wilde burada cumartesi akşamları Sheridan le Fanu, Samuel Lever, George Petrie, Isaac Butt ve Samuel Ferguson gibi isimleri davet ettiği partiler düzenlerdi. Wilde 9 yaşına kadar evde eğitim gördükten sonra Portora Kraliyet Okulu’na kaydoldu. Yazları aileyle geçiren Wilde kardeşler George Moore’la oyunlar oynardı.
Portora’dan mezun olduktan sonra Dublin’deki Trinity Kolejinde 1871'den 1874'e kadar eğitim gördü. Sıra dışı bir öğrenciydi, Trinity öğrencileri için en büyük ödül olan Berkeley altın madalyasını ve aynı zamanda Oxford Üniversitesi Magdalen Koleji’nden bir burs kazandı. Burada 1874'ten 1878’e kadar eğitimine devam etti ve en
Farklı hikayelerin bütünleştiği bir sarmal. En başta her ne kadar 'bu ne biçim kitap ne anlatılıyor burada bu müstehcenlik niye' desem de zamanla her şey yerine oturdu. Kitap yarısından sonra devamını merak ettirmeye başladı. Kısaca, beni sonradan kazanan ama okunmasını kesinlikle önereceğim bir kitap oldu.
Çerez niyetine okumak için aldığım bir kitaptı yani pek beklentim yoktu ama yinede bu kadar kötü ilerlemesini beklemiyordum tam bir hayal kırıklığı. Uzun süredir okuduğum en kötü kurgu olabilir.