bir mahalle özelinde 50li - 60lı yılların türkiyesine birinci ağızdan bakış. zamanın şartlarını yaşam tarzını anılarla anlatan bir kitap. herşeyin daha kıymetli ve değerinin bilindiği yıllarda insan ilişkileri ve yardımlaşma üst düzeyde olduğundan/olmak zorunda olduğundan mutluluk seviyesi daha yüksekmiş.
yazar, hayat hikayesini roman tadında anlatmış. Yaşadığı aşk, gördüğü fiziksel ve psikolojik şiddet, zorluklar, başrıları her ne varsa samimiyetle dile getirmiş. gerçekten zor ve üzücü bir hayat yaşamasına rağmen sonunda başarılı olması ilham verici. anlatımı bazen basite kaçabilse de bir solukta okunabilecek bir kitap.
Bu kitabı okumak/anlamak için öncelikle tamamen odaklanmış olmanız ve felsefe alanında temelin üstünde bir bilginiz olması gerekiyor. İlk bölümde psikoloji ve felsefe alanlarında kitabi bilgiler ağır bil dille veriliyor. yazarın katıldığı bir söyleşide geçen diyaloğun soru cevap olarak direkt yazıldığı bir kısım var. Yine tedavi için kendisine gelen bir hastasının hastalık süreçlerini ve değerlendirmelerini yazdığı notları kitaba eklenmiş. bu bölümlerden sonra bazı yazarların eserleri ve tarzları psiklojik olarak incelenmiş. en sonlara doğru da siyaset ve siyasetçilerin, ülke politikaların incelendiği/eleştirildiği kısımlar var.
Kitapta çok şey yazılmış mı, evet. Ama önemli olan ne yazdığın değil okuyanın ne anladığı görüşünden olaya bakarsak; bir okur olarak kitabı kapattığımda aklımda pek birşey kaldığını söyleyemem. Fazla ağır bir dil, fazla konu, fazla karışık ve dağınık.
20/30 sayfalık hikayelerden oluşan kitap. uyandırdığı merak ve okuru sıkmadan gelen sonuçlar eğlenceli vakit geçirmenizi sağlıyor. ara sıra bir doz Sherlock her zaman iyi gelir
eleştirmek zaten haddimiz değil de övmeye de kendimi yeterli görmüyorum bu eser için. her karakter iyi yada kötü bir/bir kaç insan özeliğini temsil ediyor. mükemmel şekilde kurgulanmış bir metin. sanatsal özellikteki eserleri sevmeyenler bile çok sevecektir.