Serhat Çolak

SARHOŞ OLUN Her zaman sarhoş olmalı. Her şey bunda: Tek sorun bu. Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman'ın korkunç ağırlığını duymamak için, durmamacasına sarhoş olmalısınız. Ama neyle? Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun. Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üzerinde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda uyanırsanız, sorun yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her şeye sorun, "saat kaç" deyin; yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir karşılığını: "Sarhoş olma saatidir... Zamanın inim inim inleyen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına! Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz."
İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ayrılacaktık : sen gidecektin; ben de, gelebilirsem, ancak bir süre sonra gelebilecektim senin yanına. “Seni son bir kez görsem daha mı kötü olur?” dedin — ben, “Hayır” dedim; görüştük, kısacık bir süre için — bana sarılırken, ağlayarak, “Daha kötü oldu” dedin — ben, gene, “Hayır, Canım” dedim — ama benim de yüreğim yırtılır gibi oldu— Ayrılış ilişkinin kayıp çocuğudur; Özlem de sevginin iliz kardeşi…
Sayfa 117 - Metis Yayınları
Sık sık karşımıza çıkıyordu: “Unutamıyorum” -- “Bunu nasıl taşırım?” — “Aklıma geldikçe…”, diyorduk, sen de ben de, kötü, zedeleyici, kırıcı; ilişkimiz açısından gereğinde yıkıcı olabilecek bir olgunun, olayın, eylemin anısıyla ilgili olarak — anılar ile ilişki arasındaki bağlantıyı düşünürdüm o zamnlarda:- Anılar, garip ya işte, ‘geçmiş’ şeylerin taşıyıcıları oldukları halde, ‘şimdi-burada’ki ilişkinin en önemli temelini oluştururlar — ‘şu anda’ kurduğumuz, hep, ‘daha önce’ kurulmuşların üstüne kurulur; bunları ‘şimdi’ye taşıyanlara da, anılardır. Bu bakımdan, her anı da, ilişki açısından, olumlu ya da olumsuz —ilişkinin kurulmasını destekleyici ya da köstekleyici— anlam yükleri taşır. Diyelim, senin ile benim, birlikte yaşadığımız hoş, güzel, mutlu olayların anıları, ya da, nahoş, çirkin, üzücü olayların… Yani, belirli bir anlamda, bir ilişkiyle ilgili her anı, sanki bir ‘duygusal etiket’ taşır, onunla birlikte tutulur bellekte: “Ne iyi olmuştu…” / “Ne kötü olmuştu…”… O zaman, ‘anı’ - ‘ilişki’ bağlantısında, ‘ideal’ durum şu olurdu diye düşünebiliriz: İnsanda öyle bir anımsama (bellekte tutma/ bellekten silme) yeteneği olsaydı ki, ilişkideki iki kişi, her biri ayrı ayrı; ya da, konuşarak, anlaşarak, birlikte, ilişkilerine katılan anıları ayrıştırıp ayıklayarak anımsayabilselerdi — yani ilişkinin belleklerinde taşınan geçmiş duygu temelinin —anlam yükünü— de kurabilselerdi… Şöyle olabilirdi bu: Her anı, anlamının ilişkiye katılması —onu etkileme, yönlendirme, biçimlendirme özellikleri— açısından ele alınır, ilişkiyi yeğinleştirmesi/ yoğunlaştırması, yoksullaştırması/ zengileştirmesi, alçaltması/ yüceltmesi bakımından değerlendirilir; bu değerlendirmenin sonuçları, ilişkinin bilinç temeline katılırken de, olumsuz anılar silinip, olumluları tutabilirdi. — Böyle
Sayfa 140 - Metis Yayınları
Beyinlerin sevişebilmesi…
“Beyinlerimizi biraraya getirebilir miyiz?” diye seslenmiştim sana, en başlarda; çok sonra da, şuna benzer birşey söyledim: “Cinselliğin ancak birçok başka varoluş düzeyinde kurulmuş anlaşmalar üzerinde oluşabilecek bir anlamı olabilir.” C i n s e l l i k—çok garip bir yer tutar ilişkide:- Hem çok önemli —şiddetli, acılı— bir ağırlığı vardır; hem de, neredeyse sözü edilmeğe değmeyecek —geçici, uçucu— sonuçları : bir ömür boyu da taşıyabilirsin, bir cinsel yaşantının anısını; sabah aldığın duşun suyuyla akıp gidebilir de… Demek ki önemli olan kendisi değil — ‘memeli hayvan fizyolojisi’ni içeren; ama, onun altında da üstünde de, insan —daha doğrusu, kişi— olmanın anlam kaynaklarına ulaşabilen kökleri ve onların üstünde uzayabilecek dalları, yeşerebilecek yaprakları olan bir oluşumu olmalı. Bu yüzden düşünmüştüm, senin ile benim ‘beyinlerimizle sevişebilme’ olanağını — olanaklı olmalıydı, bu…
Sayfa 60 - Metis
… acındıran ve acıyan aslında aynı paranın farklı yüzleri gibidir.
Sayfa 64 - Metis Yayınları