Babasını küçük yaşta beklenmedik bir şekilde kaybeden, babasının yokluğu ve bıraktığı eksiklik duygusu ile büyüyen, büyümeye çalışan (Belki de hiç büyüyemeyen) genç bir avukatın babasına yazdığı kısa mektuplardan oluşuyor kitap.
Yazar bu eksiklik duygusu ile yaşama tutunmaya çalışsa da babasına, içten içe bir kırgınlığı olsa da ondan hep gururla bahsetmişti.
Kitapta aynı zamanda içinde bulunduğu dönemin toplumsal yapılarını da sorgulayan, bu yapının bireyler ve kendisi üzerinde bıraktığı etkileri de eleştiren bir yazarla karşılaşıyoruz.
Her bir mektubun başlık seçimi ve mektubu bitiriş biçimi de güzel ve dikkat çekiciydi.
Bu tarz aile ilişkileri ve dinamiklerini anlatan kitapları okumak çok hoşuma gider belki de içinde kendimden parçalar bulduğum veya bulmak istediğim içindir. Bu yüzden her ne kadar dili yalın da olsa yazar duygu ve düşüncelerini iyi bir şekilde anlatabildiği için beğendiğim bir kitap oldu.
(Canım babam sen de iyi ki benim babamsın. Dünyaya tekrar gelmiş olsam yine babam olmanı isterdim...)
Anlamlı okumalar dilerim. :)