1918-ci ildən Azərbaycan qadınlarına səsvermə hüququ verən AXC...
İngilis katolikləri, yəhudiləri və işçilər XIX əsrdə səs vermək hüququna malik idilər. XX əsrin ikinci onilliyinə qədər qadınların səsvermə imtiyazı yox idi və yalnız 1928-ci ildə kişilərlə bərabər səsvermə hüququ əldə etdilər... Fransız qadınlar, kişilərdən yüz əlli il sonraya, 1945-ci ilə qədər səs verə bilmədilər; İsveçrədə qadınlar 1971-ci ilə qədər səs verə bilmədilər.
Sayfa 124 - Qanun Nəşriyyat·Kitabı okudu
Bütün Yahudiler mağdur veya kurban değildi. Mesela Başkan Rumbowski, güzelim evinde yeni karısıyla oturmuş, liste yapıyordu. Oysa ellerine sevdiklerimin kanı bulaşmıştı. Diğer taraftan bütün Almanlar da katil değildi. Örneğin, Herr Fassbinder, SS askerlerinin çocukları topladığı o meşum akşamda onlarca çocuğun hayatını kurtarmıştı.
Sayfa 320·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Thomas Buergenthal
Thomas henüz dokuz yaşındayken binler­ce Yahudi ile birlikte Auschwitz'e götürülmüştü. Orada, kaç­maya çalışırken yakalanmış bir arkadaşını asmaya zorlanan bir tutukluyu izlemek zorunda kalmıştı. SS muhafızı, tutukluya arkadaşının boynundan ilmiği geçirme emrini vermişti. Adam, elleri korku ve endişeyle çok fazla titrediği için emri yerine getirememişti. Arkadaşı ona dönmüş, ilmiği almış ve sıra dışı bir hareketle arkadaşının elini öpüp ilmiği kendi boy­nuna geçirmişti. SS muhafızı asılacak adamın üstünde durdu­ğu sandalyeye kızgın bir şekilde tekmeyi vurmuştu.
Sayfa 16·Kitabı okuyor
Moskova alınsaydı eğer sırada Türkiye vardı anlaşma veya işgalle.
O dönem İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne atanan Nihat Haluk Pepeyi, Almanya ziyaretlerine başladı. Pepeyi ve heyeti Berlin'de SS Subayları tarafından karşılandı ve birden bire Sachsenhausen toplama kampına gezi düzenlendi. Alman raporlarına göre bu kampı gezmeyi Türk heyeti istemişti ve amaçları Türkiye'de de benzer kamplar açmak için sistemi öğrenmekti.
Tarih
Dolaylı Kapitalist Marx'ın Komünist Düşüncesinin İflası
FAŞİZMİN ÇALIŞMA SİSTEMİ İşgünü nedir? Sermaye bir günlük değerini satın aldığı emek gücünü ne kadarlık bir süreyle kullanma hakkına sahiptir? Gün bu gücün yeniden üretimi için gerekli işin ötesinde hangi noktaya değin uzatılabilir? Bütün bu sorulara görülebildiği gibi sermaye şu yanıtı verir: İşgünü, emek gücünün işine yeniden başlaması için kesinlikle gerekli birkaç dinlenme saati çıktıktan sonra, 24 tam saatin geri kalan bölümünü kapsar. Emekçinin yaşamı boyunca emek gücünden başka bir şey olmadığı ve dolayısıyla kullanılabilir bütün zamanının da hukukça ve doğal olarak sermayenin ve sermayeleştirmenin malı olduğu kendiliğinden anlaşılır. Eğitim için, entelektüel gelişme için, beden ve kafa güçlerini özgürce kullanmak için, hatta (ve hem de pazar gününü kutsallaştıranların ülkelerinde) pazar günü için bile zaman ayrılması, saçmalığın ta kendisidir. Ama gözü bağlı ve ölçüsüz tutkusuyla, ek emek oburluğuyla sermaye, işgününün yalnız moral sınırlarını değil, en üst fizyolojik sınırını da aşar. Sağlıklı gövdenin büyüme, gelişme ve bakımının gerektirdiği zamana zorbaca el koyar. Açık havayı solumak ve güneş ışığından yararlanmak için kullanılacak zamanı çalar. Yemek zamanını pintice kısar ve yapabildiği her zaman onu da üretim sürecine katar. Öyle ki, basit bir alet durumuna düşürülen emekçiye, buhar kazanına kömür, makineye yağ verildiği gibi yemek verilir. Yaşam gücünü yenileyip tazelemeye yönelik uyku zamanını, tükenmiş bedenin yeniden çalışabilir bir duruma gelmesi için kaçınılmaz birkaç ağır uyuşukluk saatine indirger. İşgününün sınırlandırılması için emek gücünün normal bakımının ölçü hizmetini görmesi şöyle dursun, tersine işçinin soluk alma zamanının ölçüsünü, ne denli zorlu ve ne denli güç olursa olsun, günde en çok ne kadar çalışabileceği belirler. Sermaye,
Hayata Dair
SS'ler Polonya'ya girdiklerinde Polonya'da Yahudi sevmeyen insanlar için sanki bayram ilan edilmişti. Küçücük çocuklar bile "Güle güle pis Yahudiler" diye bağırıyorlardı.
Tarih