Mehmet Y.

Mehmet Y.
Ben, Mehmet Yılmaz (Samsunlu) Okuduklarımı duvarımda, yazdıklarımı yazar profilimde görebilirsiniz.
"Vesikalı Yârim... O benim en sevdiğim filmimdir. Türk sinema tarihinin de yüz akıdır. Yapılan bütün anketlerde Yesilçam'da ilk yüz filmin içinde, ilk onda; ilk onun içinde de beşinci gösterilir. Yani yeni tabirle 'kült' filmlerin başında geliyor. Bu filmden sonra Türkiye'de on beş tane Vesikalı Yârim'in yapıldığı söylenir. Sinemada kitaplardan esinlenerek filmler yapılır. Ama ilk kez bir filmden esinlenerek kitaplar yazılmıştır ki, bu film de Vesikalı Yârim'dir."
Sayfa 75 - Kronik Kitap
Reklam
Vesikalı Yarim'de Konsomatris Sabiha'nın Manav Halil'e peş peşe sıraladığı şu sarsıcı replik Yeşilçam tarihine geçti: "Sevgi de yetmiyormuş... Çok eskiden rastlaşacaktık..."
Sayfa 7 - Kronik Kitap
9/10
·264 syf.·
2025 83. kitabı
Coşkun Aral bizim çocukluk ve ilk gençlik yıllarımızın efsanevi savaş muhabiridir; çok önemli bir adam. Yaşadıklarıyla ve yaptıklarıyla kayda değer birisi. Aral, kitabında Lübnan, Afganistan ve Filipinler süreçlerinde yaşadığı şeyleri, ömrünün ilk otuz yılını anlatmış. Gazeteci oluşu, Sipa Haber Ajansı'na girişi, Fransa günleri, Savaş Ay ile dostluğu gibi konuları anlatmış. Hepsi birbirinden önemli, tarihe not düşen gözlemler diyebilirim. Hatıra türünde yazıldığı için de okunması çok kolay. Elbette bir savaş muhabiri olduğu için fotoğraflarla da desteklenmiş bir kitap. Kesinlikle tavsiye ederim...
İmkansız CoğrafyalarCoşkun Aral · Kronik Kitap · 2025147 okunma
Ahmet Şah Mesut
Ahmet Şah Mesut 2000'lerde ülkesini ve hatta dünyayı bekleyen çok büyük bir tehlikeyi anlatmaya çalıştı. 2001 yılının Ağustos ayında beni çağırdı. "Gel görüşelim. Sana verecek önemli haberlerim var," dedi. O zamanlar NTV televizyonuna çalışıyordum. Kendi bütçem bu seyahate el vermediği gibi NTV adına da gitmem istenmemişti. Oysa Mesut ısrarla beni çağırıyordu. 5 Eylül'de buluşmamızı önermişti. Yine gidemedim. Kurumum gitmemi istemiyordu. Ahmet Şah Mesut, 9 Eylül 2001 tarihinde Hoca Bahauddin Köyü'ndeki ofisinde gazeteci kılığına giren biri Belçika biri Fas pasaportlu iki canlı bomba tarafından öldürüldü. Belki de son röportajını bana verecek ve dünyayı bekleyen El Kaide tehdidini anlatacaktı. Yaşasaydı bugün Afganistan nasıl olurdu, diye düşünmeden edemiyorum fakat Mesut'un varlığı ABD ve Suudi Arabistan'ın işine gelmiyordu. Dünyada bu tip çok bilinmeyenli denklemleri büyük güçler kuruyor ama bu bilinmeyenler sonrasında kendilerini yaratan elleri de ısırıyor. Ahmet Şah Mesut'un ölümünden tam iki gün sonra gerçekleşen New York'taki ikiz kule saldırıları tesadüf olamazdı. Dünya artık yepyeni bir döneme girmişti. Mesut, dünyayı bekleyen tehlikeyi görmüştü. İslam dininin terör kisvesi altında dünyaya sunulduğu bu dönemin tohumları Afganistan'da atılmıştı.
Sayfa 154 - Kronik Kitap
Ayrı bir eyalet olduğu için girişte pasaport kontrolü yapıldı. Türk pasaportunu görünce insanların yüzü aydınlanıyordu; bu da moralimi yükseltiyor, işi yapabileceğim inancımı pekiştiriyordu. Peşaver'de Greens Hotel diye bir otelden bahsedilmişti. Çok az İngilizcem vardı. Oteli bulmam zor olmadı. Otelde gazeteciler, benim gibi maceracılar ve örgütlerle ilişki kurup gazetecilere mihmandarlık yapmak isteyen tipler vardı. Türk olduğumu söyleyince çoğunluk tarafından sempatiyle karşılanmıştım ama ten rengim nedeniyle pek Türk'e benzetemediklerini söyleyip kuşkulanan tipler de oldu.
Sayfa 56 - Kronik Kitap