Korku kültürü belirli türden bir yaşam tarzı, bir yaşam felsefesidir. Korku kültürü insanların özüne önem vermez; bu zeminde sosyal maskeler, mevkiler ve maddiyat önemlidir. Değerler kültüründe insanın özü önemlidir. Tüm yaşam süreci özgün yaşama katkısı oranında anlam bulur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben değerliyim duygusu küçükken ailede verilir. Küçükken hamuru bu duyguyla yoğurulan kişi ileride kolay kolay aşağılık duygusuna kapılmaz. Çünkü mayası sağlamdır; bu nedenle çocuk büyütürken anne ve babaların çocuklarına sen değerlisin mesajı vermeye dikkat etmeleri, buna özen göstermeleri gerekir.
İlk karşılaştığımız zaman nasıl göründüğümüz, nasıl bir yüz ifadesine sahip olduğumuz ve nasıl konuştuğumuz, ne konuştuğumuzdan daha önemli olmaktadır.
İslamiyet'le bu dönemde tanışmış olsalar da tanıma, benimseme ve kabul evreleri çok sonradır. Bütün bu uzun süreç içerisinde İslamiyet Türklerin tamamına aynı zamanda eksiksiz bir paket programı gibi tebliğ edilmediği gibi, Türklerin tamamı da aynı anda ve topyekun
Müslüman olmamışlardır. Bazı Türk topluluklarının Müslümanlara temas edip İslam'la tanıştıkları sırada, diğer Türk topluluklarının büyük çoğunluğunun henüz böyle bir dinden haberleri bile olmadığı, uzun yıllar, hatta yüzyıllar sonra İslamiyet ile karşılaştıkları malumdur.
Bu durumda Türklerin hepsinin Emeviler döneminde ve "kılıç zoruyla İslamiyet'i kabul ettikleri iddiasının, birkaç örnekten hareketle daha önce, yapılan ve sürecin tarihi ve psiko-sosyal realitesine uygun olmayan bir genellemeden, aceleyle verilen bir hükümden ve nihayet ideolojik bir yaklaşımdan ibaret olduğu rahatlıkla söylenebilir.