İşte bugün hangi Samsunsporluya sorsanız, “mutlu olmak istediğiniz, mutlu olduğunuz bir ana dönmek isteseniz hangisini tercih edersiniz?” diye, emin olun size “Muja'nın golünün atıldığı o bir dakikalık sekansı” söyleyecektir. Hatta bundan o kadar eminim ki, ben bile zaman zaman gülmek istediğimde, mutlu olmak istediğimde ya da can sıkıntımı gidermek istediğimde YouTube'dan o reels videosunu buluyorum ve yaklaşık bir dakikalık sekansı izliyorum.
Bir futbol kulübü için kitap yazmak, yazan kişinin yeteneğinden çok o futbol kulübünün size anlattığı hikayelerle alakalıdır. Samsunspor pek çok hikayesi olan, Türkiye'nin en müstesna camialarından birisidir. Gerek kurumsal anlamda özellikle futbol takımımızın yaşadığı serüvenler, gerekse futbol takımımızı oluşturan futbolcular ya da camiaya mensup başkan, yönetici, taraftar gibi kişilerin bizzat yaşadığı şeyler anlatılmaya layık hikayeler olarak her daim karşımızda duruyor. Burada söylemek istediğim şey şudur: “Samsunspor herhangi bir futbol kulübü” değildir. Bunu da defalarca ispatlamış durumdadır.
Maç günü yaklaştıkça beni de bir heyecan sardı. Çünkü kişisel olarak yurt dışı seyahatlerimin sonuncusunu yine bir Balkan turunda yapmıştım ve Üsküp'e gitmiştim. Aradan biraz zaman geçtiği için bıraktığım yerden başlamak benim adıma oldukça güzel olacaktı. Üstelik Balkan kültürünü, Balkan coğrafyasını çok seven bir insanım. Balkanların büyük bir kısmını da dolaşmıştım. Üsküp'e daha önce gitmiştim ama bu sefer Samsunspor’umuzun maçı için gidecek olmak bambaşka bir duyguydu. Hatta Üsküp'e son gittiğimde Üsküp Kalesi'nde arkadaşlarla fotoğraf çekilirken kalenin diğer tarafında bulunan söz konusu stadı görmüştük. Açık söyleyeyim, o zaman Samsunspor’un bir Avrupa Kupası maçı için buraya geleceğimizi hayal dahi edememiştik. “Belki bir milli maç olursa gelip şu stadyumda maç izleriz” diye kendi aramızda konuşmuştuk. Ancak Allah'a şükür, bu hayalimiz de gerçekleşti.
Son derece kendinden emin görünmesine rağmen içini bir tedirginlik kaplamıştı. Çünkü bu ülkede herkesin bir açığı vardı, çünkü bu ülkede herkes devletten korkardı.