Yaşadıkları devirde dar bir ortamda kalmış, fakat zamanla büyük şöhrete ulaşmış birçok şairler biliyoruz ki, Mecnûn gibi efsanevî bir haleye bürünmüş, halka mål olmuşlardır. Bu suretle tarihî şahsiyetleri kaybolmuştur. Burada sadece Homeros'u, Shakespeare'i ve bizim Yunus Emre'yi hatırlamak kâfidir. Bu şairler zuhur ettikleri zaman o derece dikkati çekmediklerinden kendilerine ait çağdaş, güvenilir kayıtlar mevcut değildir veya zamanla kaybolmuştur. Fakat uzun bir zaman sonra onlar bütün bir cemiyetin malı haline geldikten sonra uzak şahsiyetlerinin etrafında birtakım efsaneler türer ve böylece tarihî şahsiyetleri hakkındaki ufak noktalar bu efsane içinde kaybolur yahut şüpheli bir mahiyet kazanır. Bu processus bilhassa büyük halk şairleri konusunda en açık bir şekilde müşahede olunur. Onlar içtimaî-edebî vicdana mâl olmuş şahsiyetlerdir. Hatta onlar cemiyete o derecede mâl olurlar ki, onların yaşayıp yaşamadıkları dahi şüpheli bir hal alır.
Mecnûn, tarihî bir şahsiyet olsa bile o da, yukarıda anlattığımız bir şair mertebesine yükseldiği için hakkındaki en eski ve müspet kayıtları efsanelerden ayırmak, adeta imkânsız hale gelmiştir. Bu hususta günümüzün edebiyat tarihçisi Eganî müellifinden daha müsait bir durumda değildir.