ikra

ikra
@ssisyphus
23 Aralık 2002
36 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
-Kenan Sarıoğlu
Tüm yaptığımız, sürüngenler gibi toprağa (hayata) yapışmak ve onu koklamaktan ibaret olmasın! Aşk, evet aşk! Schopenhauer 'in dediği gibi doğa'nın bize bir "oyun"u ise, bizler de bu ölümcül oyunda Hayyam'ın piyonları gibi karanlık bir sandığa atılmaya mahkum isek, ne kalır geriye bizden? Kalır; sözlerimiz, şiirlerimiz , yapıtlarımız, yani "koltuk değneklerimiz" kalır. Yaşadıklarımız değil de yaşamak istediklerimiz, yaşayamadıklarımız kalır geriye. Paradoks bu, değil mi? Olsun, hem hakikat hem paradoks olan yaşamdan geriye kalanlar, "yaşamış olduğumuz"un izleri, hatta kanıtları olabilirler, ama "yaşam"ın tek gereksinmediği şey de "gerekçe"ler, kanıtlar değil midir? Bir söz vardır halk arasında: "kağıt parçası kadar hükmümüz yok!" Doğrudur, çünkü o kağıt parçasını üreten, yaratan hayatın kendisi, üreticiliğini de, yaratıcılığını da "ölümcül" oluşuna borçlu değil mi? Yaratıcı, çünkü ölümcül! Yaşamdan geriye kalanlar var, fakat geriye yaşam kalmıyor!
Felsefe
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bencil kişi salt anlamda bakıldığında başkalarını feda eden kişi değildir. Başkalarını herhangi bir şekilde kullanma ihtiyacının üstüne çıkmış kişidir. Onun işlerliği, diğer insanların kanalıyla değildir. Birincil anlamda onlarla ilgilenmemektedir. Amacı da, düşüncesi de, arzuları da, enerjisinin kaynağı da hep onların dışındadır. Bir başka kişi için var olmasını istememektedir. İnsanlar arasında oluşabilecek tek kardeşlik, tek karşılıklı saygı bu yolla olabilir.” Ayn Rand
Felsefe
Herhangi bir eyleme girişen herkes, her şey narsistliktir. Kitap yazıyorsam narsistlik bir eylemdir. Kitap yazan herkes, narsistlik enerjiye dayanır. Narsizm olmadan kitap yazamazsın. Program yapamazsınız. Televizyoncu olamazsınız, doktor olamazsınız. 'Ben diyorsunuz. Mesela ben iyi bir okuru tercih ederim; çünkü yazar ne yapıyor, kendi narsistlik patalojisini gidermek için yeni bir öykü kuruyor. Yaratıcı dediğimiz o. Aslında, gündelik yaşamdan malzeme topluyor, kendi yaşamından malzeme topluyor ama yeni bir şey koyuyor ortaya. "Bak diyor benim başıma gelen şu şeylerin nedeni dışardakilerdir' diyor. "Ben anladım, biliyorum, ne kadar akıllıyım. Bunu sen gör ve onayla diyor. Hakkaten de güzel yazıyorlar. Ben de görüp onaylıyorum. Okur olarak. - Agah Aydın
Bir kişi için doğru olan, başka biri için de doğrudur, "sana yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma" dediğinde adamın bayağılığından tiksiniyorum. Bu tür ilkeler bütün insan trafiğini mecburen karşılıklı hizmetler üzerine kurar; öyle ki her eylem, bize yayılan bir şeyin karşılığında yapılan nakit ödeme gibi görünür. Buradaki hipotez son derece aşağılıktır; benim eylemim ile seninki arasında bir tür değer eşitliği bulunduğu peşinen kabul edilir. Friedrich Nietzsche
Felsefe
Russel'in Çaydanlığı
"Eğer ben Dünya ve Mars arasında eliptik bir yörüngede güneşin etrafında dönen Çin seramiği bir çaydanlık olduğunu öne sürseydim ve bu çaydanlığın en güçlü teleskoplarımızla bile tespit edilemeyecek kadar küçük olduğunu ekleyecek kadar da dikkatli olsaydım, kimse bu görüşümün tersini kanıtlayamazdı. Ama devam edip de bu savimin yanlışlanamaz nitelikte oluşundan dolayı insan aklının ondan kuşku duymasının kabul edilemez bir küstahlık olacağını söyleseydim, herkes haklı olarak saçmaladığımı düşünürdü. Ancak, eğer böyle bir çaydanlığın varlığı eski kitaplarca onaylansaydı, her Pazar günü kilisede kutsal gerçeklik olarak öğretilseydi ve okullarda çocukların beynine kazınsaydı, onun varlığından kuşku duymak bir gariplik belirtisi olarak görülür ve o kuşkuyu duyan kişiye yakinçağda bir ruh doktoruyla ya da daha önceki çağlarda bir Engizisyon yargıcıyla bir randevu alınırdı. Bertrand Russell