ikra

ikra
@ssisyphus
23 Aralık 2002
36 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
"Arthur Schopenhauer felsefesinden söz edilmeyegörsün mutlaka birisi çıkar ve tarihi dönüştürüyormuşçasına çalımlı ve adalet dağıtıyormuşçasına vakar içinde bir tavırla şöyle söyler: "Ama o bir kadın düşmanı!" Ve pekâlâ haklı sayılabilecek kimi gerekçeleri, bu haklı gerekçelerin önüne geçecek denli inceliksiz bir tavırla sıralamaya başlar: “Kadınlar hakkında yazdıklarına bakılırsa", "annesinin cenazesine bile katılmamış", "yaşlı bir kadını merdivenlerden iten birisi", "kadınlar tarafından reddedildiği için onlara nefret beslemesi” ve kadın düşmanı olarak işaret edilmesini haklı gösterebilecek birkaç yarım kalmış tümce daha... Tarihi bu şekilde okumanın epeyi konforlu olduğu konusunda kuşkuya yer yok elbette; “Schopenhauer kadın düşmanıdır ve dolayısıyla söyledikleri de değersizdir" türünden bir işin içinden sıyrılmayı kim hayâl etmez ki? Schopenhauer bilmediğinden ve onun felsefesini anlamadığından değil -hiç değil-, ona tenezzül etmediğinden ötürü ondan geri durmak, kimbilir ne konforludur!"
Felsefe
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Gerçi insan istediğini yapabilir ama verili bir anda, sadece belirli bir şeyi isteyebilir ve maalesef sadece bu tek şeyi isteyebilir. İnsan bilincine vardığı şeyi istemez çünkü sadece istediği şeyin bilincine varır.İrade (istek) bilinçten önce gelir. Arthur Schopenhauer
Felsefe
-Varoluşsal Boşluk Üzerine-
Varoluşsal boşluk yirminci yüzyılın yaygın olgusudur. Bu anlaşılabilir bir durum. İnsanlığın son aşamasına gelindiğinden bu yana, insanın maruz kalmak durumunda olduğu kaybın ikiye katlanmasıyla gerçekleşmiş olabilir. İnsanlık tarihinin başlangıcında, insan, bir hayvanın davranışlarının içsel olduğu ve onunla korunduğu temel hayvani içgüdülerinin bazılarını kaybetti. Cennet gibi, bu gibi bir güvenlik durumu da insan için ilelebet kapalı bir hâl aldı. İnsan tercihler yapmak zorunda. Buna ilave olarak, insan son dönem gelişimi ile birlikte bir başka kaybın daha mağduru oldu; zira artık onun davranışlarını destekleyen gelenekler de hızla azalmakta. Ne yapması gerektiğini hiçbir içgüdü anlatmıyor; yapması zorunlu olan şeylerden hiçbir gelenek dem vurmuyor; bazen ne istediğini kendisi dahi bilmiyor. Bunun yerine ya başka insanların yaptığı şeylere uyuyor (Konformizm) ya da başka insanların ondan istediklerini yapıyor (Totaliterlik).
Felsefe
Çok sayıda cehennemin bulunduğu, hem alevlerin hem de buzların cehenneminin bulunduğu göğün iyiliğine inanmak mıdır artık tek çare?
Felsefe
İnsanlar ölüm dışında çare olmadığını anladıklarında, kendi kendilerini öldürmek zorunda bırakmadıkları için kendi katillerini kutsayacaklardır. Bizim bütün sorunlarımız çözümsüz olduğundan çözemediğimiz sorunlara sürekli yenileri eklendiğinden, içinde tükendiğimiz yaşama öfkesinin yok olması ve bana bu dönemlerin utancı gibi gelen canice iyimserliğin yerini bunaltının alması gerekecektir.
Felsefe