ikra

ikra
@ssisyphus
23 Aralık 2002
36 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Gerçek devlette mühim olan, her vatandaşın kendisini belli bir sınıf biçimindeki ortak çıkara adama şansına sahip olması değil, evrensel sınıfın gerçek anlamda evrensel olabilmesi, başka bir deyişle, her vatandaşın sınıfı olabilme kapasitesidir. Zincirlerimizden Başka Kaybedecek Neyimiz Var?
Felsefe
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yıldızlara oranla tüm yaşamı bir güncük süren mayıs sineği gibiyiz. Mayıs sineğinin gözünde insanlar sağlam yapılı, cüsseli, yerinden oynatılmaz, ne iş yaptığı belli olmayan yaratıklar. Bir yıldız açısından insan uzakça ve silikatla demir yapılı egzotik ve soğuk bir kürenin yüzeyinde bir varmış bir yokmuş misali gelip geçen bir kıvılcımdır.
Bilim
Oysa tüm bu güdüler, onlara böyle yüce adlar versek de, kötü zehirler içerdiğine inandığımız köklerden yetişmişlerdir; iyi ve kötü eylemler arasında tür değil, derece ayrımı vardır olsa olsa. İyi eylemler yüceltilmiş kötü eylemlerdir; kötü eylemler kabalaştırılmış,ahmaklaştırılmış iyi eylemlerdir. Bireyin kendi kendinden haz duyma yolundaki biricik isteği (ve bundan yoksun kalma korkusu) kendini her koşulda doyurur, insan nasıl yapabiliyorsa, yani nasıl yapması gerekiyorsa öyle eyleyebilir: ister kibir, intikam, haz, yararlılık, kötülük hile eylemleriyle, isterse de fedakârlık, acıma, bilgi eylemleriyle. Bir kişinin bu istekle nereye dek uzanabileceğini yargı gücünün dereceleri belirler; her toplumun, her bireyin eylemlerini belirlediği ve başkalarının eylemlerini yargıladığı bir iyiler sıra düzeni sürekli vardır. Ancak bu ölçüt sürekli değişir, birçok eyleme kötü denilir ve sadece onlara karar veren zekânın derecesi çok düşük olduğu için aptalcadırlar. Evet, belli bir anlamda şimdi bile tüm eylemler aptalcadır, çünkü insan zekâsının şimdi ulaşılabilecek olan en yüksek derecesi de elbette aşılacaktır: sonra, geriye bakıldığında, bizim eylemlerimizin ve yargılarımızın tümü kısıtlı ve düşüncesizce yapılmış görüneceklerdir, şimdi bizim geri kalmış yabanil halkların eylemlerini kısıtlı ve düşüncesizce bulmamız gibi. İnsanca, Pek İnsanca / Friedrich Nietzsche
Felsefe
Haz yoksa yaşam da yoktur; haz mücadelesi, yaşam mücadelesidir. Bireyin bu mücadeleyi, insanların kendisine iyi ya da kötü diyecekleri biçimde verip vermediğini anlağının ölçüsü ve yapısı belirler Friedrich Nietzsche
Felsefe
Baskı ahlaklılıktan önce gelir, ahlaklılığın kendisi de acıdan kaçınmak için boyun eğilen bir baskı olarak kalır uzun süre. Sonra bir töre olur, daha sonra gönüllü itaate dönüşür ve sonunda âdeta bir içgüdü haline gelir: o zaman uzun süre alışkın olunan ve doğal olan her şey gibi hazla ilişkilenir – ve şimdi erdem denilir ona.
Felsefe