Aliye isimli öğretmen İstanbul'dan bir kasabaya atanır. Aliye özgür ve cumhuriyetçi hareketleriyle kasaba halkının bazı kesimleri tarafından yadırganır. Bu sırada kasaba Yunan işgali altına alınır ve Aliye'nin üzerindeki baskı daha çok artar.
Kitaptaki karakterler ve olaylar o kadar gerçek ki kitabı bitirdiğimde gerçek bir üzüntü duydum. İşgal altındaki insanların çaresizliği, kadınların değersiz görülmesi, insanları sırf düşünceleri ve hareketleri yüzünden vahşice katledip bunun din sanılması...Bu yüzyılda hala devam eden rezilliklerden bazıları. Kimsenin kimseyi kısıtlamadığı, kimsenin gücüyle başka birini ezmediği bir dünya görebilecek miyiz acaba?