Spoiler
Puan vermedi
Aabbiiii daha 80. Sayfadayım 40. Sayfadan beri yazar ısrarla. Bak shane katil diye hüküm giydi ama o değil katil heee bak esas katil reese dostumm anladın mı bak hala anlamadıysan tekrar gözüne gözüne sokmaya devam edebilirim hiç sorun yok kafasında resmen dkwkskfkwld esas katil kim diye kafa yorarak düşüne düşüne okutturmuyor ağız tadıyla yazar resmen ağzımın içine soktu bak şşş esas katil reese bak nasıl şüpheli hareketler yapıyor ama kıpss diye ve daha kitabın hala başında sayılırım pff djjdjfk ters köşenin ters köşesi gelirse tükürdüğümü yalamasını bilirim!! Ama sanmıyorum gardaşlık. Ama yiğidi öldür hakkını ver çok kolay okunuyor kitap. Yazara söylenip biraz kitabını daha okumaya devam edebilirim. Bir tane dizimin final bölümünün ortasındayım. Onu bıraktım kitabı okumaya daldım sayfalar akıp gidiyor. Tabi birde çevirmenin maharetiylede alakalı bu kolay okunma durumu. Neyse öyle işte. O kadar kafayı yedirdi ki bu yazarın şşşttt ters köşe gelecek ayıkss diye durup durup göze sokması. duygu aktarım yapmam gerekiyordu ekwmdkslfl
MahkûmFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20242,669 okunma
Bir ilk: Distopik çocuk kitabı incelemesi!
9/10
·152 syf.··
2026 36. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 11:53
“Refahın gaddarlıkla değil de mühendislikle, şişelerde büyütülen bebeklerle, hipnoz üzerinden iknayla, üretim çarkının tekerleklerini sürekli döndüren sınırsız tüketimle, yönetimdekiler tarafından dayatılan, cinsel hüsranı ortadan kaldıran rastgele birlikteliklerle, oldukça zeki bir idari sınıf ile basit işlerini sevecek şekilde programlanmış yarım akıllı işçilerin oluşturduğu alt grup arasında değişen, önceden belirlenmiş bir kast sistemiyle ve somayla, yani hiçbir yan etkisi olmaksızın anında mutluluk veren bir ilaçla elde edildiği bir totalitarizm.” Cesur Yeni Dünya Geçtiğimiz günlerde hala etkisinden çıkamadığım bir habere denk geldim: “Özel bir huzurevine bırakılan yaşlı kadın, bir saat sonra yaşamına son verdi.” Ve görgü tanıkları ifade veriyor: “Huzurevine bırakılırken oldukça sessiz ve hüzünlüydü.” Bütün duyguların yitirildiği, hayat telaşının, var olma mücadelesinin manevi tüm güzelliklerin önüne geçtiği çağdayız. Mekanik çocuklar yetiştiriyor, doğar doğmaz kreşlere gönderiyor, en iyi okullarda okumalarını, BİLSEM’lerde yarışmalarını sağlıyor ama manevi birçok güzellikten yoksun bırakıyoruz onları. “Bıçak kullanmayı bilmiyorum ki ben! Bu yaşıma gelene kadar bir elma soymama, bir portakal soymama bile izin vermediler. Koca çocuk oldum, daha yağ bıçağı bile kullanamadım ben.” Ama kreşlerde birçok şey öğreniyor ve okula hazırlanıyor çocuklar, Ama huzurevlerinde etkinlikler var evde sıkılıyor yaşlılar, Ama hayat pahalı, ne yapalım, ikimiz de çalışmayalım mı? Uzaktan akıl vermek kolay! Şşş… sakin! Bunların hiçbiri için kimseye suçlayıcı cümleler kurmuyorum. Sadece Z kuşağı diye adlandırdığımız, okuldan çıkıp kursa giden nesli ve ihtiyarladığında sevgisizliği doruklarına kadar yaşayan insanları anlamaya çalışıyorum. Bambaşka bir yöne eviriliyor dünya,
Büyüdüm Ben!Şermin Yaşar · Kronik Kitap · 2026167 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·160 syf.··
2026 58. kitabı
𝟸 ᴅᴇᴛᴇᴋᴛɪғ ᴠᴇ 𝟷 sᴏsɪs ᴋᴏ̈ᴘᴇᴋ Hacimli ,kalın kitaplardan, ağır metinlerden, yorulup şöyle kafa dağıtacak, hemde beni güldürecek bir kitaba ihtiyacım vardı. O kadar iyi geldi ki, özellikle uyku öncesi okuduğum için beni dinlendirdi... Kitabın baskısı, hedef kitlesine tam uygun şekilde tasarlanmış. Baskıda kullanılan renk doygunluğu çok yüksek. Özellikle ekran bağımlılığı olan çocukların kitaba olan ilgisini canlı tutmak için büyük bir avantaj. Yazı fontları karmaşık değil, konuşma balonları düzenli. Bu da okumaya yeni başlayan veya uzun metinlerden çekinen çocuklar için motivasyon kaynağı... Çizgi roman formatı olduğu için kağıt kalitesi görselleri net gösterecek şekilde seçilmiş. Sayfa geçişleri ve panel dizilimi, gözü yormadan akıcı bir okuma sağlıyor. İpuçlarını takip ederek aktif birer dedektife dönüşmeye hazır olun. ᴄ̧ᴏ̈ᴢᴜ̈ʟᴍᴇsɪ ɢᴇʀᴇᴋᴇɴ ʙɪʀ ᴠᴀᴋᴀ, ᴋᴜʀᴛᴀʀıʟᴍᴀsı ɢᴇʀᴇᴋᴇɴ ʙɪʀ ᴀʀᴋᴀᴅᴀş, ʜᴇʀ şᴇʏɪ ʏᴀᴘᴍᴀʏᴀ ʜᴀᴢıʀ, ᴢᴇᴋɪ ᴅᴇᴅᴇᴋᴛɪғʟᴇʀᴅᴇɴ ᴏʟᴜşᴀɴ ʙɪʀ ᴇᴋɪᴘ!
2 Dedektif ve 1 Sosis KöpekEnrico Marigonda · Eksik Parça Yayınları · 20263 okunma
11 YIL SEVİLİR Mİ İNSAN
Puan vermedi
Ya bir şey demeyeceğim üçüncü favori kitabım kendisi benim siyah kuğuyu okumamın sebebi hiç bir zaman Pamir yelkıran değildi Nilin hissettikleriydi ve Pamire kalpkıran demelerini anlamıyorum Birinci kitapta bencede ama ikinci kitapta tamamen değişmişti Pamir belki kalp kıranlığı Mineden dolayıydı iki kişiye birden oynamasıydı ama Pamirden daha çok kalpkıran birisi var örneğin(Pars,Hazar) falan ayrıca Minenin konumu falan varmı acabaa?? Topuklum ile ayağına basmaya gideceğimde?? EN SEVDİĞİM ALINTILAR "Şşş" " yapma böyle... ne var bu kadar ağlanacak" Sen varsın Kısmıydı "BEN SANA KIRGIN DEĞİLİM Kİ" "BEN SANA PARAMPARÇAYIM" Kısmı "Zifir...benim minik kedim kara kedim...ziyan kedim" Kısmında salya sümük ağladığımı hatırlıyorum tamam son "Her şey için geçti Nil her şey geçti ama sen geçmedin" Kısacası Pamir kalpkıran değil bencee üçüncü kitaba başladım bakalım hayırlısı
Duygu ve Düşünce
Siyah KuğuBeyza Aksoy · Epsilon Yayınları · 20215,4bin okunma
Cıvalı Katil Demir Dökümcüsüne Karşı
8/10
·648 syf.··
2025 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2025 08:44
Yazdığım incelemem silinse de (modum düşse de) pes etmek yok yeniden yazıyorum. Kitaba nedendir bilinmez bayıldım. Kitabın özellikle kapağından ötürü oluşmuş bir önyargı vardı o yüzden erteleyip duruyordum. İlk 100 sayfa biraz ağır geçse de sonrası su gibi akıp gitti. Karakterleri ayrı ayrı çok sevdim. Özellikle Kingfisher (sevmeyen var mıdur) ve Carrion. Ana karakter kızımız da gönlümü çeldi. Kız bir karaktere demir dökümcüsü sıfatı verme olayı da güzeldi. Sadece kızın hırsızlıktan başka yetenekleri olsun da isterdim. Kingfisher ise her haliyle muazzam bir karakterdi. Laf yok, şşş. Farklı karakterlerin gözünden hikaye okuma olayı olmaması da sevdiğim diğer bir detay oldu. Bu furya nereden geldiyse yazarlara, on farklı karakterden olayları okuma şekli beynimi allak bullak ediyor ve kadın yazarlar maalesef ki erkek karakterlerin gözünden güzel yazamıyor hikayeyi. Kurgu orada her zaman bayağılaşır. Hiç sekmez. O yüzden sadece kızımızın gözünden okumak beni ziyadesiyle memnun etti. Kitabı asıl sevdiren şeyse diyalogları. Kapaktaki yorum yapan yazarlarımızın da belirttiği gibi diyaloglar bir harika. Becca Fitzpatrick esintileri aldığım zekice laflar ve tatlı atışmalar mevcut. Bir kitapta en çok kaliteli diyalog olayını seviyorum sanırım. Bu kısım iyi olduktan sonra kitap her şekilde akıyor. Kırdığım puanların sebebi ise yer yer Dikenler Ve Güller Sarayı esintisi almış olmam. Spoi vermeyeyim, ama olayların kilit noktalarının birebir aynı olması şey… olmamış. Belki de çoğu fantastik kitapta işlenen detaylardır ama benim hoşuma gitmedi. Sen o kadar özgün fikirle koca hikayeyi baştan yaz, şu kadarcık şeylere kafa yorma. Birrraz kolaya kaçmak oluyor sanki ama neysem. Ve ben Saeris’i Feyre (Dikenler ve Güller Sarayı)’den daha çok sevdim. Sebebi ise kızın yaşadığı
1000Kitap
QuicksilverCallie Hart · İndigo Kitap · 2025327 okunma
Finneganın Baldızı: (+18) Bir Özet
5/10
·672 syf.··
2025 87. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 17:15
[Hem de Ayranım Dökülmesin Babında Bir Sorumluluk Reddi]: Başta Campbell'in "A Skeleton Key to Finnegans Wake" adlı metni olmak üzere çeşitli kaynak eserlerin yalancılığını icra etmekteyim. Şimdi... En başta Finnegan diye bir arkadaş var, merdivenden düşüyor. Ancak o da ne: morte? Sonra curcuna kopuyor tabii, “Vay efendim, nasıl olur da bizim Finnegan ölür?” “Çünkü,” diyorlar, “Finnegan bir efsane ve efsaneler de… Bir de… Yav bak şimdi biz Allah sanıyorduk onu galiba ya; yalan olmasın, Allah da sanmış olabiliriz.” Cenazesinde ise kaç bahtın ahını aldıysa mevta bedenine içki dökülüveriyor; tabii hemen anında (ve çünkü illa ayyaşlığını yapacak ya) “Ahıağğbijm ölmedim yaubijm, içim geçmişm!” diye zıplıyor rahmetli. Gelgelelim etrafındakiler, ha merdiveni devirdi ha beynini dağıttı derken Finnegan’ın götünü toplamaktan sıkıldıkları için, “Şşş, tamam, yat, yok bir şey,” diyerek Finnegan çağını kapatıyorlar. İşte! Eşinizi dostunuzu iyi tanıyın. Finnegan’ın anlatıda bıraktığı boşluğa bu noktada pub işletmecisi Humphrey Chimpden Earwicker’ı (HCE) alıyoruz. Bu adamın adını (paşa keyfiniz uygun görecek olursa) “Here Comes Everybody” diye de açabiliyorsunuz. Sınırsız eğlenceye merhaba. Her neyse, işte bu adam, evet, bu adam yok mu, bu adamın iki oğlu bir kızı var. Kendisi de hem Hür İrlanda devletini hem de Tanrı’yı temsil ediyor. Takılmayın bunlara; gerçek değil bunlar, edebiyat. O değil asıl bak, asıl başka ne oluyor: Bir gün bunun yolunu kesiyorlar, diyorlar ki, "Seni askerler görmüş," diyorlar, "Ha, Humprey? Mahallemizin karısına kızına sırnaşıyormuşsun. Askerler görmüş seni, şahidiz diyorlar. Açıyormuşsun, buyrun bakalım haydiiii diye sallıyormuşsun. Üç askerimiz Humprey, sallıyormuşsun! Bu da ne demek oluyor?!" İşte, kim bilir ne demek oluyor, çünkü HCE de bir türlü
Finnegans WakeJames Joyce · Alma Books · 0104 okunma