...Yaşam, insanlar, her şey, dibe, ta dibe çökene kadar su yüzünde sürüklenen bir köpük sadece. Ara sıra gördüğüm bir düşü anımsatır bu bana, bir sütunun üstündeyimdir, nasıl inilir aşağı bir türlü kestiremem. Aşağı bakınca başım döner; oysa, inmem gerekir, atlayacak cesareti bulamam. Ne orada durabiliyorum ne de aşağı düşebiliyorum. Sonu gelmiyor. Aşağı, yere kadar düşmedikçe, rahat yüzü yok. Bir kez yere indikten sonra da, isterim ki, ta yerin dibine kadar batayım... (syf:106-7)