Puan vermedi·392 syf.··
2026 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 23:58
Herkese selammm kara mizahla harmanlaşmış bir fantastik kurgu kitabının yorumuyla geldimm. ilk önce eserin içeriğine değinelim sonrasında kendi hissettiklerimi de paylaşırım Hermes 35 yaşında takıntıları olan düzeni ve temizliği hastalık derecesinde seven genç bir adamdır.Temizlik ve düzen takıntısı o kadar odak noktası olmuştur ki,hiç arkadaşı olmayan sevdiği kıza açılamayan evine insanları çağıramayan bir adama dönüşmüştür.Evinden işine,işinden evine sade va stabil bir hayat süren Hermes iş yerinden bir arkadaşının ölümüne sebep olunca vicdan yükünden kurtulamanın yolunu intihar etmekte bulur.Birinin ölümüne sebep olan her insan gibi oda artık zebanilerle dolu bir cehennemde açacaktır gözlerini hemde bir şeytanın asistanı olarak.Cehennem dediysem öyle gerçek hayatta anlatıldığı gibi düşünmeyin sakın kola içen zebaniler,kitap okuyan şeytanlar,bilgisayarlar,holdingler,evraklar daha nicesi karşılıcak sizleri. Şimdi gelelim kitabın bana düşündürttüklerine.Konusu bence çok güzeldi.fantastik kurguydu ama bana yaşamanın önemini birkez daha hatırlattı diyebilirim.Güzel esprileri vardı.Tebessüm ettirse de gülmeme yetmedi bir arkadaşım kahkaha attığını söylemişti.Kitabın en sevdiğim yeri finali ve ortalarında Hermes in zaten yaşayacağım ne kadar yıldı ki bunu bu kadar boşa harcamışım diye duyduğu hayıflanma oldu.Hatta beni bile derin bir sorgulamaya itmeye yetti bu cümle. Finali de beni şaşırtmadı ama hep böyle bir son olmasını istedim istediğim şekilde de oldu mutlu bir şekilde bitirdim eseri . Benim için güzel bir maceraydı severek okudum evreninden çıkmak istemedim alışmıştım Hermese keyifli okumalar.
Şeytanın AsistanıLiz D. K. · İthaki Yayınları · 20268 okunma
Dijital Ayraç - Bölüm 7: Canan Tan - Piraye
Puan vermedi·431 syf.··
2026 18. kitabı
Özgür Ruhun Trajik Teslimiyeti: Piraye Uzun zamandır bir karakteri okurken bu kadar sinirlendiğimi, nabzımın hiç stabil kalmadığını ve kalbimin bu kadar sert zikzaklar çizdiğini hatırlamıyorum. Canan Tan'ın "Piraye" romanının kapağını kapattığımda içimde derin bir sessizlik değil, koskoca bir isyan vardı. Normalde bu platformda her kitabın hayatımıza bir şeyler katacağına inanarak naif incelemeler yapmaya çalışırız. Ama ne üslubuyla ne konusuyla ne de karakterleriyle elle tutulur hiçbir yanı olmayan, neresinden tutsak elimizde kalan bir hayal kırıklığı oldu benim için. Görüp görebileceğim en iradesiz, en tutarsız karakterlerden biri Piraye. Özgürlük, hak, adalet, eşitlik gibi kavramlar sadece dilinde; yaşamının hiçbir yerine dahil etmemiş bu değerleri. Hayatın akışına kendini öyle bir kaptırmış ki, koca bir ömrü sadece "Acaba hangisiyle evlensem?" diye düşünerek, her sene başka bir "yakışıklı" beyin ona aşık oluşunu seyrederek geçiriyor. Sözde özgürlüklerin kadını, onu kısıtlayacak hiçbir şey istemez... Ama Haşim onu kısıtladığında hemen affetmeyi bilir, kendine "Haşim'in Piraye'si" demekten zerre çekinmez. Hele o Haşim'in eski sevgilisiyle konuşurkenki küçülmesi, adeta "istersem onun eşini de elinden alırım" iması... Bir insan ancak bu kadar alçalabilir. Ve her şeye rağmen, kendine rağmen evleniyor Haşim'le. "Denemezsem pişman olurum" diyor. Kumar mı oynuyoruz Piraye, evliliğin neyini deniyorsun? Aşık olsa bu aptallıklarını bir kalıba sokup anlayacağım ama aşıkmış gibi de davranmıyor. Bu düpedüz tercih edilmiş bir aptallık. Haşim ise baştan aşağı bir hayal kırıklığı. Kendi kararlarını dahi tek başına veremeyen, evlenene kadar alttan alıp evlendikten sonra Piraye'nin gururunun ayaklar altına alınmasına seyirci olan bir adam. Ve nihayetinde o aptal erkeklik egosuyla
1000Kitap
PirayeCanan Tan · Altın Kitaplar · 201350,4bin okunma
Reklam
Narsizm
3/10
·264 syf.··
2026 16. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 00:00
Alanında çok daha iyilerini okuduğum için bana vasat gelsede ilk defa okuyacaklar için çok iyi bir kaynak olabilir . Bu kitap, narsistleri kuzu yaparak devletlerin adli yargısından kaçıran yanlış akademik tanımlamaların ötesine çok daha önceden geçerek, ölümcül psikopatların GERÇEK tanımında stabil kalarak, vahşi insanımsı suretteki, merhametli ama akılsız insan avcılarını tarif ve izah...
Etrafım Psikopatlarla DoluThomas Erikson · Koridor Yayıncılık · 0201 okunma
Yaşayarak öğrenmek
8/10
·148 syf.··
2026 1. kitabı
Gotama’nın kusursuz öğretisi başkası tarafından yazılmış ve hatasızca derlenmiş kapalı kaynak bir işletim sistemi gibiydi. Her şey tıkır tıkır çalışıyordu, sistem mükemmeldi ama Siddhartha o hazır olarak kendisine sunulan sistemi kurmayı reddetti. Çünkü başkasının kusursuz kodlarıyla kendi gerçeğini çalıştıramayacağını içten içe biliyordu. Kendi sistemini sıfırdan, hata yapa yapa, sistemi çökerte çökerte kendin derlemen gerekir. Çünkü bilgelik anlatılarak aktarılamaz, yaşanarak bilge olunur. Siddhartha'nın hayatın içinde savrulduğu o aşırılıklar -bir yanda bedeni açlıkla yok saymak, diğer yanda paranın ve ihtirasın dibine vurmak- aslında arka planda sistemi yoran gereksiz işlemler gibiydi. Ta ki tüm o yorucu aşırılıklardan arınana kadar. Tıpkı hayatlarımızdaki kalabalığı sadeleştirirken yaptığımız gibi; gereksiz gördüğümüz her şeyi silip, geriye sadece anlam ifade eden doğru renkleri ve en temel katmanları bırakmak. Siddhartha’nın ormanın derinliklerinde saatlerce dinlediği o nehir ile Lain’in zihnini bağladığı The Wired aslında birbirine benzetilebilecek şeyler. Biri su damlalarının sonsuz döngüsü, diğeri veri paketlerinin bitmek bilmeyen akışı. İkisi de bireysel benliğin ve fiziksel sınırların kalktığı; geçmişin, bugünün ve geleceğin tek bir şablonda, tek bir anın içinde toplandığı devasa bir tablodur. Karakterimiz Siddhartha'nın finaldeki o sessiz tebessümü de tam olarak budur. Anakarttaki tüm veriyollarının yerli yerine oturduğu, donanımın nihayet en stabil, en serin ve sessiz halinde çalışmaya başladığı o ana denktir. Sİddhartha da düşe kalka, ine çıka anlamıştır ki: Gerçek uyanış, bunu dışarıya ne kadar yansıttığınla değil; içindeki o karmaşık sistemin ne kadar sessiz ve uyum içinde aktığıyla ilgilidir. "Anladım ki derin ve esrarengiz olan her şey susuyor.
Edebiyat
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma
Beklemek...
Puan vermedi·192 syf.··
2026 6. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 11:19
Beklemek Kitabı okundukça günümüze o kadar da uzak olmadığını fark ediyorsunuz. Şartlar daha mı iyiye doğru gitmiş, kötüye mi yoksa stabil olarak mı kalmış? Kitabı okudukça bu sorulara cevap bulabileceğinizi düşünüyorum. Yıllar geçsede cezaevi şartları ve koşullarının değişmemiş olması ve mahremiyet diye bir şeyin olmaması içler acısı. Selim ve Leyla’nın mektupları arasında geçen yıllar, onlara Zeynep’in eşlik etmesi can suyu oluyor, umut ve direnmenin en güzel yanı oluyor. Birbirlerine yazdıkları mektupların aslında gerçeği yansıtmadığını gördüğüm vakit hep şu geldi aklıma; Türkçe bilmeyen bir Kürt annesinin yavrusunu ziyaret etmesi sırasında konuşamamasını ve sadece bir cümlede kendilerini anlatmaya çalıştıkları sahne. İçimi acıttı . Aydınların, sanatçıların , iyi siyasetçilerin ve düşünürlerin her zamanki gibi bir tehdit, bir suç unsuru olarak görülmeleri ve korkaklar tarafından gözetim altında tutmaları hiç bir zaman gözardı edilemez. Beklemek sadece pasif bir duruş ya da sabır değil; baskıcı bir düzene karşı hayatını, sevgini ve inancını korumak için verilen aktif bir mücadele, bir içsel güç olarak değerlendirdim. Sabır, inanç, aşk, sadakat, sevgi, çokçada özlem… Hüzünle okudum kitabı. İyi okumalar…
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,1bin okunma
Khaled Hosseini - Bin Muhteşem Güneş
Puan vermedi·430 syf.··
2026 6. kitabı
Meryem, Celil ve Nana'nın kızıdır. Celil zengin ve güçlü bir adamdır. Nana onun hizmetçisiyken ondan hamile kalır. Adamın başka üç meşru karısı ve dokuz çocuğu vardır. Nana, kızına "Haramî" deyip sürekli acımasızca eleştirir ve dışlar ama kızını haftada bir gün gören Celil ona güzel davranır. Nana hamile kalmış ve evden uzaklaştırılmıştır, kendisi için mücadele etmemesi sebebiyle Celil'e kızgındır. Nana daha sonra başkasıyla evlenecek olur ancak yazarın "cin girmesi" diyerek ironize ettiği epilepsi krizleri geçirir. Molla Feyzullah isimli çok sevdiği yaşlı bir Kur'an hocası vardır. Sonrasında darbe olur ve şah devrilir. Bir gün Meryem Celil'in Herat'taki evine gider ve oradakilere onun kızı olduğunu söyler. Celil kapıya çıkmaz, Celil'in şoförü Meryem'e kendisini eve götürmeyi teklif etse de reddeder ve beklemeye devam eder. Geceyi orada geçirir, eve de girmeye çalışır ancak beceremez. Annesi hep oraya giderse aşağılanacağını söylemiş ancak Meryem dinlememiştir, burada gururu kırılır. Döndüğünde ise Nana'nın kendini astığını görür. Sonra alınmadığı eve Celil'in yanına normal bir şekilde alınır ancak tabi ki kızın bütün hayatı alt üst olmuştur. Burada mutsuz bir hayat sürerken üvey anneleri 15 yaşındaki kızın bir talibi olduğunu söylerler. Meryem diretse de nikahını kıyarlar. Kocasının adı Raşit'tir ve uzun, göbekli, sigara içen, pis kokan bir adamdır. Meryem ayrılırken babasına çok sitem eder ve bir daha seni görmek istemiyorum der. İlk başta kıza cinsellik açısından zaman veren Raşit bir hafta sonra aklına geldikçe karnına kramplar giren kıza artık zamanının geldiğini söyler. Raşit dinci bir adamdır ve kadının bir ters bakışının bile problem olduğunu, başı açık kadınların kocalarının adam olmadığını düşünmektedir. Ona giymesi için bir burka verir ve giyince önünü
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,4bin okunma
Reklam
Reklam