"Herkes gider, şehir kalır...
Puan vermedi·352 syf.··
2026 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:22
Peki ya şehrin hafızasını kim tutar?" Defne Suman, Çember Apartmanı ile bizi Beyoğlu’nun arka sokaklarında, zamanın durduğu hüzünlü bir hikayeye davet ediyor. 75 yaşındaki Periklis’in aşkla, sürgünlerle ve eski İstanbul’un o kozmopolit ruhuyla örülü anılarını okurken hem kalbiniz burkulacak hem de şehre bambaşka bir gözle bakacaksınız. Tarih, aşk ve aidiyet temalarını sevenler için harika bir kitap önerisi! Hala okumayanlar varsa, bu hafta kendinize bir iyilik yapın ve Çember Apartmanı’nın kapısını aralayın. "Bir şehri vatan yapan binaları değil, o binaların içindeki yaşanmışlıklardır."
1000Kitap
Çember ApartmanıDefne Suman · Doğan Kitap · 0478 okunma
Bırak aşkı meşki! Tarih, mitoloji, polisiyeden naber? :)
6/10
·190 syf.··
2026 71. kitabı
Aşk Köpekliktir, Ahmet Ümit’in alıştığımız polisiyelerinden oldukça farklı bir kitap. İçinde aşk, ayrılık, özlem, tutku, hayal kırıklığı ve ilişkiler üzerine yazılmış öyküler bulunuyor. Kimi zaman romantik, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman da insan ilişkilerinin karanlık taraflarına dokunan kısa anlatılar bunlar. Sorun şu ki ben Ahmet Ümit’i bunun için okumuyorum. Ahmet Ümit denince aklıma İstanbul’un sokaklarında dolaştıran cinayetler, tarihle iç içe geçmiş gizemler, mitolojik göndermeler, katman katman açılan sırlar geliyor. Bir Patasana, bir Kavim, bir İstanbul Hatırası ya da bir Beyoğlu Rapsodisi okurken aldığım o zihinsel tatmin duygusunu bu kitapta bulamadım. Öyküler kötü mü? Hayır. Ancak bana göre sıradan. Aşk, ayrılık ve ilişki sorunları üzerine söylenecek çok şey söylendi zaten. Ahmet Ümit’in kalemini özel yapan şey de tam olarak bu değildi. Bu kitapta güçlü bir polisiye yok, tarih yok, mitoloji yok, araştırma yok, çözülmeyi bekleyen sırlar yok. Kısacası Ahmet Ümit’i Ahmet Ümit yapan birçok unsur eksik. Kitabı okurken sürekli aynı düşünce aklıma geldi: Yazarın yeteneği başka bir sahada parlıyor. Dünyanın en iyi forvetlerinden birini alıp kaleye geçirmek gibi olmuş. Elbette oynuyor ama herkes onun başka bir mevkide çok daha iyi olduğunu biliyor. Belki bu kitabın hedef kitlesi ben değilim. Ancak Ahmet Ümit’ten beklentim, beni bir aşk hikâyesinin içine çekmekten çok, tarihin, gizemin ve suçun karanlık koridorlarında dolaştırması. Çünkü bunu gerçekten çok iyi yapıyor. Bu yüzden kitap bittiğinde aklımda kalan şey öyküler değil, şu cümle oldu: Ahmet Ümit, bırak şu aşk meşk işlerini. Sen git yine tarihi, mitolojiyi ve polisiyeyi karıştır; biz de kitabı bitirdiğimizde hem eğlenmiş hem öğrenmiş hem de beynimiz ödüllendirilmiş olsun.
Aşk KöpekliktirAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201217,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·238 syf.··
2026 8. kitabı
İlber Ortaylı’nın kitabındaki tavsiyesiyle radarıma giren Puslu Kıtalar Atlası, son zamanlarda okuduğum en etkileyici yapıtlardan biri oldu. Hikaye, hiç bilmediğim kadim bir İstanbul’un dehlizlerinde, düşlerle gerçekler arasında hayat buluyor. İhsan Oktay Anar'ın o hayal gücü yüksek, felsefi ve buram buram zekâ kokan üslubuna hayran kalmamak elde değil.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
6/10
·496 syf.··
2026 105. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:36
Bu kitap, ‘Tekvin’ adlı kitabının devamı, fazlasıyla distopik bir metin olmuş. Ben distopya severim, ve son zamanlarda dikkatimi çeken önemli bir husus, nedense ya benim elime geçen ve okuduğum ya da üretilen distopyaların çok büyük bölümünün artık büyük İstanbul depremi ve/veya pandemi içerikli olduğu. Bu metinde de büyük bir İstanbul depremi olmuş, bu deprem nedeniyle çok sayıda insan ölmüş ve evsiz kalmış ve Türkiye’nin bu zayıf halinden yararlanmaya çalışan yabancı devletlerin, İstanbul’u işgal etme planları ele alınıyor. İşin içinde Vatikan, papalık, özellikle Mimarsinan yapıtlarından ele getirilmeye çalışılan bir sır vs vs vs de var.. birinci kitap kadar ilgimi çekmedi açıkçası, onun keyfi biraz daha farklıydı. 
GizlenenArif Ergin · İthaki Yayınları · 2025488 okunma
Puan vermedi·528 syf.··
2026 255. kitabı
Ahmet Ümit, Türk edebiyatının en popüler ve usta kalemlerinden biri olarak, bu devasa eserinde muazzam bir kurgu yeteneği sergiliyor; okuru günümüz İstanbul’unda işlenen sıra dışı bir cinayet ile Osmanlı İmparatorluğu’nun en ihtişamlı, en trajik dönemlerinden biri olan Fatih Sultan Mehmed devri arasında soluk soluğa bir tarihsel yolculuğa çıkarıyor. Roman, bir tarih profesörü olan Nüzhet’in gizemli bir şekilde, tıpkı Fatih Sultan Mehmed’in ölümündeki şüpheleri andırır tarzda zehirlenerek öldürülmesiyle başlıyor. Cinayeti çözmek için kolları sıvayan Başkomser Nevzat ve ekibi, kendilerini profesörün yakın çevresindeki entelektüel entrikaların, kıskançlıkların ve köklü aile sırlarının ortasında buluyor. Ancak kitabın asıl alametifarikası, bu polisiye soruşturmaya paralel olarak ilerleyen muazzam tarihsel katmandır. Ahmet Ümit, Fatih Sultan Mehmed’in dehasını, yalnızlığını, çocuklarıyla olan gerilimini, İstanbul’un fethinin perde arkasını ve nihayetinde sultanın gizemli ölümünü (bir suikast mı, yoksa ecel mi?) muhteşem bir tarihi vesika titizliğiyle romana dokuyor. Katilin bıraktığı şifreler, karakterleri ve okuru Fatih’in ruh dünyasıyla ve Osmanlı sarayının o tekinsiz dehlizleriyle yüzleştiriyor. Kitap, adından da anlaşılacağı üzere sadece fiziksel bir cinayeti değil; psikolojik düzeyde babaları, otoriteyi ve zihinlerdeki "Sultan" imgesini öldürmenin varoluşsal sancılarını da derinlemesine inceliyor. *Sultanı Öldürmek*; tarihi gerçeklerle kurgunun, saplantılı bir aşk hikayesiyle kusursuz bir polisiyenin iç içe geçtiği; okura hem Fatih Sultan Mehmed döneminin o büyüleyici panoramasını sunan hem de son ana kadar katilin kim olduğu sorusuyla meraktan çatlatan, Ahmet Ümit külliyatının en olgun, en zengin ve en sürükleyici başyapıtlarından biridir.
Sultanı ÖldürmekAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201924,7bin okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 247. kitabı
İskender Pala, edebiyatımızın en görkemli dönemlerinden biri olan Lale Devri’nin o ışıltılı, zevkusefa dolu ama bir o kadar da entrikalarla örülü atmosferini, İstanbul’un büyülü sokaklarında geçen muazzam bir tarihi polisiye ve aşk hikayesiyle harmanlıyor. Roman, Sultan Üçüncü Ahmed’in saltanatı döneminde, saray ressamı Şahin’in sevdiği kadın olan kalfalar kalfası sadık sevgilisi fidan boylu Şeküre’nin gizemli bir cinayete kurban gitmesiyle başlıyor. Bir yandan bu trajik cinayetin perdesini aralamak ve katilin kim olduğunu bulmak için bir dedektif gibi iz süren Şahin’in acısını izlerken; diğer yandan devletin en üst kademelerine, sadrazam konaklarına, şairlerin meclislerine ve nihayetinde Lale Devri’ni kanlı bir ihtilalle sona erdirecek olan Patrona Halil İsyanı’nın ayak seslerine şahitlik ediyoruz. Yazar, dönemin göz kamaştıran lale kültürünü, her biri servet değerindeki lale soğanlarının ardında dönen kirli oyunları ve güç savaşlarını bir fon olarak kullanıyor. Kitaba adını veren ve hüznün, yasın simgesi olan o nadide, siyah lale "Katre-i Matem" üzerinden İskender Pala; Divan edebiyatının o zengin estetiğini, Osmanlı dünyasının felsefesini, tasavvufi derinliğini ve gündelik yaşam ritmini kusursuz bir dille işliyor. *Katre-i Matem*; gizemli şifrelerin, zehirlerin, aşkın ve hıyanetin iç içe geçtiği, okuru Osmanlı İstanbul’unun hem asil hem de karanlık dehlizlerinde soluk soluğa bir yolculuğa çıkaran, tarihsel roman türünün edebiyatımızdaki en zengin ve en nadide örneklerinden biridir.
Katre-i Matemİskender Pala · Kapı Yayınları · 202525,6bin okunma
Reklam
Reklam