Reşit, ömür denen şeyin tedricen yaşanmadığını söylerdi. gerçekten öyle, her şey birden bire oluyor. Küçük bir çocukken birdenbire, ilaçlarını plastik bir margarin kabında saklayan ihtiyar oluveriyorsun. kendin için, çocukların için, ülken için güzel şeyler ümit ederken, seni biçimlendiren şeyin güzel bir gelecek hayali olduğunu düşünürken, birdenbire kaderinin, güne ayak uyduramamak, gençliğini, geçmişini özlemek ve hızla dönen dünya tarafından hep kenera savrulmak olduğunu görüyorsun.
Yardıma gelen yok mu? Yapayalnız mı kaldım?
Gözyaşlarına boğar böyle bir durum insanı,
Gözlerini bahçe kovaları gibi kullandırır,
Yatıştırsın diye sonbahar tozlarını.