Sevgi

“Çok ilginç. Oldum olası sınırlarımı keşfetmeye çalışmışımdır, henüz becerebilmek de değilim. Fakat benim dünyam iş birliği pek yanaşmıyor, sürekli büyüyor, kendini bana tamamen açmıyor.” “
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Huzurum yok; bazen kendi içimde bir çatışmalar yaşıyorum ve bu aylar sürebilir. Büyülü gerçekliği algılayabildiği anlar ise birkaç saniye geçmiyor. Ama bir başka dünyanın gerçekten var olduğunu anlamama, öğrendiklerimi özümseyen sevmediğimi acı acı fark etmeme bu kadarı zaten yetiyor.”
“… Yaşamayı yüz kere öğrenip yüz kere unuttu.”
Olamaz! Yine mi ayin yapacağız? Yine mi görünmez güçleri, görünen dünyaya çağıracağız? Yaşadığımız hayatla ne ilgisi var bunun? Ortalık, üniversite mezunu işsizlerle dolu. Emekliler meteliğe kurşun atıyor. Yetişkinlerin hayal kuracak bir dakikası bile yok kısacası "hayatın katı gerçeklerine karşı, sabah dokuz akşam beş, günde tam sekiz saat ev geçindirmek için, çocuklarının okul parası için mücadele ediyorlar. Dünya hiç şimdiki kadar kamplaşmamıştı. Din savaşları, soykırımlar, gezegeni hiçe saymalar, ekonomik krizler, buhranlar, yoksulluk kol geziyor. Herkes dünyadaki sorunların ya da kişisel dertlerinin hiç olmazsa bir kısmından kurtulmak için acil çözümler arıyor. Ne var ki, geleceğin daha fazla karanlıktan başka vaadi yok. Bense kalkmış, kökleri bugünün tehditlerinden uzağa, çok eskilere uzanan ruhani bir geleneğin peşinden koşuyorum hâlâ, öyle mi?
Puan vermedi·80 syf.·
2025 46. kitabı
Türk kökenli Tebrizli yazar ve psikiyatrist Gulam Hüseyin Sâedi (1936–1985), İran edebiyatının en keskin kalemlerinden biridir. Henüz 18 yaşındayken gazete ve dergi çıkararak yazmaya başlamış, 20 yaşında Tıp Fakültesi’ne girmiştir. Psikiyatrist olarak çalıştığı yıllarda toplumun ruhsal hastalıklarını yakından gözlemlemiş, yoksullara ücretsiz hizmet veren bir klinik kurarak edebiyatını doğrudan hayatın içinden beslemiştir. Sâedi, İslam Devrimi döneminde muhalif kimliği nedeniyle baskı görmüş, Paris’e sürgün gitmiş ve 1985’te orada vefat etmiştir. Bugün Père Lachaise Mezarlığı’nda, “Kör Baykuş”un yazarı Sadık Hidayet’le yan yana yatmaktadır. Sâedi yalnızca öykücü değil, İran sinemasında bir dönüm noktası yaratan isimdir. “Gav (İnek)” adlı öyküsü, 1969’da Daryuş Mehrjui tarafından sinemaya uyarlanmış ve İran Yeni Dalgası’nın başlangıcı olmuştur. Siyah-beyaz çekilen bu film, yoksul bir köyde yaşayan Maş Hasan adlı bir köylünün tek varlığı olan ineğini kaybettikten sonra yaşadığı çöküşü konu alır. Maş Hasan zamanla deliliğin eşiğine gelir ve kendini ineğiyle özdeşleştirir. İneği kaybetmek onun için yalnızca geçim kaynağını değil, kimliğini de kaybetmek anlamına gelir. Bu hikâye, yoksulluğun insan ruhunu nasıl parçaladığını ve onurunu kaybeden bireyin insanlıktan uzaklaşmasını anlatır. Gav, yalnızca bir delilik öyküsü değil, bir toplumun ruhsal travmasının alegorisidir. Sâedi’nin “Dendil” adlı kitabı dört öyküden oluşur: Dendil, Şifa Mahali, Yangın, Keykavus ve Kel ve Ben. Farsçada “ayı” anlamına gelen Dendil, kitapta ahlakın çöktüğü, sefaletin sıradanlaştığı bir mahallenin adıdır. Bu mahalle, yalnız İran’ı değil, sömürülmüş bütün coğrafyaları temsil eder. Sâedi, psikiyatrist kimliğiyle insanın içgüdülerine hapsolmuş halini, vicdanını kaybetmiş toplumların aynasında
DendilGulam Hüseyin Sâedi · Yapı Kredi Yayınları · 2019166 okunma