“Çocuk otorite karşısında kızsa, bağırsa, tepki verse de içten içe kendisinin haksız, suçlu, tüm hücreleriyle “üst”ü olarak duyduğu otoritenin haklı olduğunu düşünmeye ve hissetmeye meyillidir. Çünkü ona bunu öğretiriz.”
“Çocuk kendisine yapılan muameleyi "normal" olarak algılar, kabul eder ve norm olarak zihnine yerleştirir. Çocuk, sorunun ne olduğunu anlamaya, tanımlayabilmeye başladığındaysa artık yetişkindir. Nitekim çocuk olmanın başlıca travması da bizzat bu durumun içinde.”
“Beş yaşında yaşadığımız şeyle on beş yaşında yaşadığımız şey arasında on yıl yoktur. On beş yaşında yaşadığımız şeyle otuz yaşında yaşadığımız şey arasında on beş yıl olmadığı gibi. Yaşımız ne kadar küçükse o kadar kırılgan, savunmasız, kalı- cı yaralar almaya açığızdır; ve yaşımız küçüldükçe, yaşanan şeyi de artan bir şiddette duyarız. Bir yetişkinin beş yaşında bir çocuğa sözlerinin çocuk tarafından o yetişkinin o sözle- ri algıladığından çok daha yüksek şiddette algılanmasından kötüsü, çocuğun zihnen de henüz, o sözlerin ne kadar doğru ya da yanlış olduğunu değerlendiremeyecek kapasitede olma- sıdır. Bize yapılan yanlışın yanlış olduğunu ayırt edebilmeye başladığımızda, maruz kaldığımız muamele karşısında artık çok daha güçlüyüz demektir. Çocuk otorite karşısında kızsa, bağırsa, tepki verse de, içten içe kendisinin haksız, suçlu, tüm hücreleriyle "üstü olarak duyduğu otoritenin haklı olduğunu düşünmeye ve hissetmeye meyillidir. Çünkü ona bunu öğre- tiriz.”