Sevgi

“Doğrusu ben kâbuslarımı, evhamlarımı yazıya döküyorum. Kendimi değil, etrafımdaki insanları ve olayları düşündüğüm için de evhamlarım ve kâbuslarım bunlarla ilgili,. Bu yüzden en çok korktuğum şey, binlerce kâbusumu yazıya dökemeden ölmektir.” Gulam Hüseyin Sâedi
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
“Erich Fromm, insanın kendisini sahip olduğu şeylerle tanımladığını söyler. Bir eşe, çocuklara sahip olmak, diplomaya sahip olmak, işe sahip olmak, bir insana kim olduğu sorusu sorulduğunda kişinin kendisini tanıtmak için anlattığı şeyler- dir; halbuki, Fromm'un da vurguladığı gibi, bunlar kim olduğumuza değil, neye sahip olduğumuza dairdir ve gerçekte bizi tanımlamaz.”
“Oysa iyi anne-baba olmak, anne-babanın çocuğa bir şekilde zarar vermesinin kaçınılmaz olduğu baştan kabul edilmekdikçe imkansız.”
“Yaşımız ne kadar küçükse o kadar kırılgan, savunmasız, kalıcı yaralar almaya açığızdır; ve yaşımız küçüldükçe, yaşanan şeyi de artan bir şiddette duyarız. Bir yetişkinin beş yaşında bir çocuğa sözlerinin çocuk tarafından o yetişkinin o sözleri algıladığından çok daha yüksek şiddette algılanmasından kötüsü, çocuğun zihnen de henüz, o sözlerin ne kadar doğru ya da yanlış olduğunu değerlendiremeyecek kapasitede olmasıdır. Bize yapılan yanlışın yanlış olduğunu ayırt edebilmeye başladığımızda, maruz kaldığımız muamele karşısında artık çok daha güçlüyüz demektir. Çocuk otorite karşısında kızsa, bağırsa, tepki verse de, içten içe kendisinin haksız, suçlu, tüm hücreleriyle "üst"ü olarak duyduğu otoritenin haklı olduğunu düşünmeye ve hissetmeye meyillidir. Çünkü ona bunu öğretiriz.”
“Çocuk otorite karşısında kızsa, bağırsa, tepki verse de içten içe kendisinin haksız, suçlu, tüm hücreleriyle “üst”ü olarak duyduğu otoritenin haklı olduğunu düşünmeye ve hissetmeye meyillidir. Çünkü ona bunu öğretiriz.”